‘Beslenme’ Kategorisi Yazıları


Bayramda Beslenme

Ramazan boyunca bir ay dinlenmeye çekilen midenin, bayramda tatlı ve hamur işi yiyeceklerle yorulmaması gerekiyor. Bu yiyeceklerin fazla tüketilmesi, hiper tansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile diyabete zemin hazırlıyor.

Ramazan boyunca oruç tutma nedeniyle günlük öğün sayısı azaltıldığı ve beslenme alışkanlıklarında değişiklikler meydana geldiği için bayramda normal yeme düzenine geçişte psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimi ortaya çıkıyor. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek mide ve barsak sisteminde çeşitli rahatsızlıklara ve kilo alımına yol açıyor.

Bir aylık orucun ardından bayramda aşırı yemek yemenin sonucunda hazımsızlık, mide yanması, gaz şikayetleri, kusma, ishal, kabızlık, mide-barsak hastalıkları, reflü gibi şikayetler ortaya çıkıyor. Bayramlarda yanlış beslenme sonucunda hastanelerin gastroenteroloji bölümlerine müracaatlar artıyor.

Bayramda sağlıklı beslenme ilkelerine uyulmalı, öğün atlanmamalıdır. Mutlaka üç öğün yemek yenmeli, ara öğünlerden kaçınılmalıdır. Bir gün boyunca bir porsiyondan fazla tatlı tüketilmemelidir. Diğer tatlı ikramları geri çevrilip, meyve, bol süt az kahve içeren sütlü kahve, bitki çayları tercih edilmelidir. Kafeinin fazla tüketilmemesi için günlük çay ve kahve tüketimi 3 fincanı geçmemelidir. Porsiyonlar azaltılmalı, davette sunulan yiyeceklerin yarısı yenilmelidir. Günde 8 bardak su içilmeli, yemekler yavaş yenilmelidir. Kızartmalardan, hazır meyve sularından, börek ve hamur tatlılarından uzak durulmalıdır. Ağır, yağlı yiyecekler içermeyen öğünler planlanmalıdır.

Balık Yemek Zihni Açıyor

Haftada en az bir kez balık yemek yaşlanmaya bağlı zihinsel faaliyetlerdeki düşüşü en az üç-dört yıl yavaşlatıyor. Archives of Neurology isimli dergide yer alan bir araştırmanın sonuçlarına göre, balık ağırlıklı diyet uygulayanlar yaşlılıkta daha keskin bir zekaya sahip oluyor.

ABD deki Rush Üniversitesi den Clare Morris, “araştırma sonucunda haftada bir kez balık yiyenlerin düşünme kabiliyetlerindeki düşüşün yılda yüzde 10 oranında yavaşladığını, haftada iki kez balık yiyenlerde ise oranın yüzde 13 olduğunu gördük” dedi.

Altı yılda üç deney

3 bin 718 kişiye uygulanan ve bir hikayenin detaylarının hatırlanmasına ilişkin basit testlerle gerçekleştirililen araştırmanın tamamı, Chicago da yaşayan 65 yaşın üzerindeki deneklerle ve altı yıl içinde üç kez yapıldı.

Ayrıca aynı kişilere, 139 gıda maddesinin isim listesinin bulunduğu bir anketle neler yedikleri de soruldu.

Kalp hastalıklarına karşı balık

Daha önce yapılan bazı araştırmalar da balık yiyen insanların Alzheimer hastalığına yakalanma ve kalp krizi geçirme risklerinin azaldığını göstermişti.

Bu araştırmalar, somon ve tuna gibi omega-3 yağ asidi açısından zengin olan balıkların bütün kalp hastalıklarını önleyici bir etki yaptığını da ortaya koymuştu.

Omega-3 beyne iyi geliyor

Öte yandan araştırmacılar, omega-3 yağ asidi ile beynin faaliyetlerinin düşüşe geçmesi arasında bir bağlantı olup olmadığını da inceledi ancak bir bağlantı bulamadı.

Bakır Sülfat

Göztaşı olarak da bilinir. Mavi ve kokusuz bir maddedir. Yoğunluğu : 1.02 g/cm3. Suda tamamen çözünür.

Sağlık Etkileri

Yanlışlıkla içildiğinde veya yutulduğunda : mide ağrısı, kusma, ishal, kan basıncında düşme (hipotansiyon), çarpıntı, asidoz, bayılma şikayetleri ortaya çıkabilir. Kısa süre içerisinde ölüm meydana gelir.

Göze temas ettiğinde korneada hasar meydana gelebilir.

Cilde temas ettiğinde hafif irritasyona neden olabilir.

Solunduğunda : solunum yollarında irritasyon, öksürük, nefes darlığı meydana gelir. Çok miktarda solunmuşsa metal-dumanı ateşi denilen durum meydana gelir.

İlk yardım

Yutulduğunda : Çok miktarda su içirilir ve kusturulur. Hekim çağrılır.

Göze temas durumunda : göz kapakları genişçe açılarak bol temiz su ile yıkanır.

Cilde temas durumunda : temas eden yer bol su ile yıkanır.

Tüm bakırlı bileşikler, sudaki her tür canlı için zehirlidirler. Bakır iyonları ; balıkları, algleri, protozoa ve bakterileri 1mg/Litre.nin altındaki dozlarda öldürürler. İstiridye, midye gibi kabuklu deniz hayvanları da 12 saat süreyle 0.1-0.55 mg/Litre bakır iyonlarına maruz kaldıklarında ölürler.

Bakır

Kırmızımsı bir metal olan bakır, doğal ortamda, kayalarda, toprakta, suda ve havada bulunur. Kolayca şekil alabilmesi ve bükülebilmesi nedeniyle bozuk paraların, elektrik tellerinin ve su borularının yapımında kullanılmaktadır. Bakır ayrıca tarımda fungusit (bakteri ve mantar öldürücü) olarak, göllerde ve depolarda algisit (alglerin gelişmesini önlemek) olarak kullanılmaktadır.

Bakır ayrıca doğada bitkilerde ve hayvanların vücudunda bulunur. Hayvan ve insanda özellikle karaciğerde depolanır (1.5 gram kadar). Tarımda çok fazla miktarda kullanılırsa bitkilerin büyümesini engeller, bunu demirin yerine geçerek yapar. Bilinen tüm canlılar için esansiyel (olmazsa olmaz) bir elementtir. Ancak çok yüksek dozda uzun süre veya bir defada alındığında sağlık açısından zararlı olur.

Bakır doğada cevher olarak bulunur ve genelde diğer elementlerle birliktedir. Bakırın sağlık açısından risk taşımasının nedeni, su tesisatında kullanılan çeşitli malzemelerde bakır kullanılması ve bakır veya bakır kaplı kapların bazı toplumlarda yemek pişirme amacıyla kullanılmasıdır.

Havada veya suda bulunan bakır veya bakır bileşikleri hemen daima toz parçacıklarına bağlı bulunur; dolayısı ile solunum yollarında veya sindirim sisteminde kolayca tutulurlar veya suda bulunduklarında filtrasyon işlemiyle kolayca sudan uzaklaştırılabilirler. Toz veya zerreciklere bağlı olmayan bakır ise suda çözünmeyen formdur ve asıl olarak sağlığı etkileyen bakır budur.

Genel olarak doğada bulunan sulardaki bakır miktarı litrede 4 mikrogramı (4 ug/1) geçmez. Ancak bazı sularda daha yüksek oranlarda saptandığı da olmuştur.

Az Ye, Uzun Yaşa

Uzun yaşamanın ve geç yaşlanmanın sırrı, daha az kalori almaktan geçiyor: Kalori miktarını yüzde 25 düşürmek, ömrü yüzde 30 artırıyor ve daha sağlıklı bir yaşama kapı açıyor.

Araştırmayı yapan Pennington Biomedikal Araştırma Merkezi’nden bir ekip, hastalarını 6 ay boyunca yüzde 25 azaltılmış kalori diyetine tabi tuttu. 6 ay boyunca günde 890 kalorilik gıda alan deneklerde insülin seviyesinin azaldığı, vücut sıcaklıklarının düştüğü ve DNA’larında daha az oksitleme hasarı meydana geldiği gözlemlendi. Bu şekilde kalori kısıtlamasının metabolizmayı yavaşlattığını söyleyen doktorlar, “Bu da uzun yaşamın önünü açıyor” diye konuştu.

Günlük kalori miktarını yüzde 25 azaltarak yaşlanmanın önüne geçilebileceğini açıklayan araştırmacılar, bu sayede ömrün yüzde 30 uzatılabileceğini ve daha sağlıklı bir yaşama sahip olunabileceğini ileri sürdüler.

Araştırmacılar ‘Bu etkilerin devamlı olup olmadığını ve yaşlanmaya etkisini anlamak için uzun dönem çalışma yapılması gerekiyor’ açıklaması yaptı.

Az Ye Uzun Yaşa

Yaşlanmanın etkilerini sadece birkaç yıl daha geciktirebilmek için milyarlarca dolarlık araştırma yapan ABD’li bilim adamları, insan ömrünü uzatmanın en etkili yolunun kalori kısıtlaması olduğunu açıkladı. Michigan, Washington ve Wisconsin üniversitelerinin 5 yıl süren araştırmasında, insanla benzer fiziksel özellikler gösteren maymunlar incelendi. Wisconsin Maymun Araştırma Merkezi’nde iki ayrı diyete tabi tutulan hayvanlar arasındaki fiziksel farklılıklar, düşük kaloriyle beslenenlerin, diğerlerinden dinç kaldığını gösterdi. İşte New York Times gazetesinin yayımladığı araştırma sonuçları:

GÖRÜNÜŞÜ ETKİLİYOR

En büyük fark 25 yaşındaki Canto ile 26 yaşındaki Owen adlı maymunlar arasında gözlendi. Canto, 5 yıl boyunca günde 445 kaloriyle, yani alması gerekenin yarısı kadar kaloriyle beslendi. Owen 885 kalori aldı. Aralarında 1 yaş olmasına rağmen Canto’nun tüyleri çok daha parlak, duruşu çok daha dik, cildi elastik, genel görünüşü sağlıklı ve çok daha enerjik. Normal kaloriyle beslenen Owen ise dökülmüş tüyleri, kırışmış cildi ve kambur duruşuyla yaşlılığın tüm belirtilerini sergiliyor. Owen ayrıca yüksek tansiyon ve eklem rahatsızlıklarına yakalandı.

HÜCRE GEÇ YIPRANIYOR

Michigan Üniversitesi, kalori kısıtlamasının insanda da benzer etkiler yarattığını açıkladı. Yüzde 33 kalori azaltımı, damar tıkanıklığı, kalp krizi ve kanser riskini düşürüp DNA hasarını azaltıyor. Düşük kalori düzeyi metabolizmayı da yavaşlatarak, hücre yıpranmasını önlüyor.

Ayran, Harika İçecek

Yaz günlerinin vazgeçilmez içeceklerinin başında gelen ayran, içeriğindeki yoğurt bakterilerinin antikanserojen etkisiyle kanserin başlangıcını önlüyor ve tümör hücrelerinin gelişimini geriletiyor.

Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni Ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, sıcak yaz günlerinde, vücudun ter yoluyla kaybettiği su ve mineralin yerine konması açısından büyük önem taşıyan ayranın, sağlık açısından son derece yararlı bir içecek olduğunu söyledi.

MİNERAL VE VİTAMİN DEPOSU

Ayranın, hayli zengin bir içeriğe sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Tayar, kalsiyum ve potasyum içermesi nedeniyle özellikle kemik ve dişlerin oluşumuna olumlu etki yapan ayranın ayrıca, A, B12, D, B2 ve B6 vitaminleri ile protein deposu olduğunu kaydetti.

YAN ETKİSİZ

Prof. Dr. Tayar, ayranın bugüne kadar hiçbir olumsuz etkisinin saptanmadığına işaret ederek, şöyle konuştu: Ayran, özellikle içeriğinde bulunun yoğurt bakterileri sayesinde, çok önemli bir içecektir. Yoğurt bakterilerinin antikanserojen etkileri araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Bu araştırmalarda, özellikle yoğurt bakterilerinin kanser başlangıcını önlediği ve tümör hücrelerinin gelişimini geriletiği saptanmıştır. Yoğurt bakterileri taşıyan ayran ayrıca, kolesterol miktarını azaltmasının yanı sıra, toksik maddelerin nötralizasyonunu da sağlar.

YAZ İÇİN İDEAL

Ayranın, vücudun sıvı dengesinin korunması açısından da önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tayar, yaz aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle kaybedilen sıvının, yine mutlaka sıvı tüketimiyle geri kazanılması gerektiğini ve bu sıvının sodyum ve klorür iyonları açısından zengin olmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.

Ayaküstü Beslenme

Ayaküstü yiyeceklerle beslenen kişilerde glikoz oranının düzensiz olduğunu, şeker hastalığı riskinin ikiye katlanabildiğini gösterdi.

Hamburger türü yiyeceklerde çok fazla miktarda doymuş yağ ve tuz bulunduğu, bu yiyeceklerin düşük kalitede karbonhidrat içerdiği biliniyor. Yemekten sonra televizyon karşısında zaman harcamanın şişmanlık riskini artırırken, yemekten sonra mutlaka yürüyüş yapılması gerektiğine işaret edildi.

Büyük boy bir hamburger, patates kızartması ve kolanın 1600 kalori içerdiğine dikkat çeken araştırmacılar, bir yetişkine günde 2000 kalorinin yetebildiğini, fazla kalorinin yağa dönüştüğünü belirtti.

Araştırma sırasında, haftada iki defadan fazla ayaküstü yiyeceklerle beslenen ve her gün 2-2,5 saatini televizyon karşısında geçiren kişilerde şişmanlık riskinin üçe, şeker hastalığı riskinin ise ikiye katlanabildiği belirlendi.

Açlık Ve Tokluk

Açlık konusunda tecrübeli kişiler sayılabilecek hint fakirleri (ve benzeri kişiler), 2-3 günlük açlıktan sonra açlık duygusunun ortadan kalktığını ve bunun yerine iyilik halinin ve öfori (mutluluk, neşe, çoşku hali) durumunun geliştiğini belirtmektedirler.

Açlığın 4 aşaması vardır:

Aşama 1:

Açlık merkezi beyinin hipotalamus adı verilen bölümünde yer almaktadır. Barsak ve mide duvarında bulunan hassas sensörler hipotalamus ile irtibatı sağlarlar. Bu sensörler mide ve barsaklardaki yiyeceklerin meydana getirdiği dolgunluğunun miktarı hakkındaki bilgileri sinirler aracılığı ile hipotalamusa iletirler.

Diğer biyokimyasal sensörler de glukoz, amino asit ve yağ asitleri gibi çeşitli maddelerin kandaki düzeylerini kontrol ederler. Bu kontrole ilişkin bilgiler de hipotalamusa iletilir.

Kandaki glukoz (şeker) düzeyi düştüğünde, hipotalamus beyne uyarı göndererek yiyecek aranmasına yönelik davranışların başlatılmasına çalışır.

Aşama 2:

Eğer vücut gönderilen uyarılara rağmen yiyecek alımını başlatmazsa, hipotalamus uyarıların şiddetini yoğunlaştırır.

Aşama 3:

Hipotalamusun ürettiği şiddetli uyarılar da işe yaramazsa; hipotalamus taktik değiştirir ve depolanmış halde bulunan yağ asitlerinin yakılmasına başlanır; yani rezervleri tüketmeye başlar.

Aşama 4:

Eğer bu aşamaya ulaşılırsa hipotalamus açlıkla ilgili uyarıları iptal eder.

Belirli Yiyeceklere Karşı İştah Duyma

7 Harika Besin

7 besin sağlıklı bünye için olmazsa olmaz. İşte ABD uzmanlarının önerdiği reçete.

Kalbi koruyor

BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabeti önlüyor

KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Sinirleri rahatlatıyor

TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın

PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17 nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.

Toplam 4 sayfa, 4. sayfa gösteriliyor.1234
.