‘Çocuk Sağlığı’ Kategorisi Yazıları


Çocuk beslemenin inceliklerini öğrenin

Uzmanlar, annelerin ‘Yemek yemiyor’ diye çocuklarından şikâyetçi olmak yerine, neden yemek yemediğini araştırmaları gerektiğini belirtiyor. İşte çocuk beslemenin incelikleri…
Siz nasıl beslemek isterseniz isteyin, neyi ne kadar yiyeceğine genellikle çocuklar karar verir. Ancak, burada anne-babaya büyük görevler düşüyor.

En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın beslenmesi, bizim için büyük önem taşıyor. Ama her çocuğun beslenmesi, öyle sanıldığı kadar kolay olmuyor. Çocuk iştahsız olabilir, dikkatini başka yerlere verebilir, bunun gibi daha birçok unsur, onun beslenmesini güçleştirebilir. Burada, ebeveyn ve bakıcılara önemli rol düşmektedir.

- Yaratıcı olun; çeşitli, sağlıklı ve lezzetli gıdalar sunun.

- Düzenli olun; öğün ve ara öğünleri, düzenli programlayın.

- Yemek zamanlarının eğlenceli olmasını sağlayın.

- Sofra adabını öğretin.

- Ona örnek olun. Mutlu bir başlangıç, yaşam boyu sağlıklı yeme alışkanlığı gelişimine yardımcı olur.

Sofra savaş alanı veya pazarlık yeri değildir

“Tabağını bitir!” “Yemek bitmeden tatlı yok!” “Tabağındakini bitirirsen şeker vereceğim!” Bu cümleler, muhtemelen size pek yabancı değil. Oysa öğünler bir ceza veya ödül unsuru olmamalıdır. Bu pazarlıklar, uzun dönemde çözüm yerine yeni sorunlar yaratacaktır.

Çocukları beslerken sıklıkla rastlanan sorunlar ve çözüm yolları ise aşağıda listelenmiştir…

Her öğünde aynı besini istemesi

Her öğünde, istediği besinle birlikte yeni bir besin sunun. Birkaç gün sonra, çocuğunuz diğer besini de deneyecektir. Genellikle bu sorun, kısa zamanda çözülür.

Sunulan öğünü kabul etmemesi

Her öğünde ekmek, sandviç, meyve gibi çocukların sevdiği besinleri sofrada bulundurun. Teşvik edici olun, ancak çocuğunuz sunulanı yemezse, aç kalacağından korkmayın.

Yemek sırasında televizyon seyretmek istemesi

Televizyonu kapatın. TV aile sohbetini engeller ve çocuğunuzun beslenmesini etkiler. Yemek, ailenin bir araya geldiği özel bir zaman, TV saati ise eğleneceği zamandır.

Verilen yemeği beğenmemesi

Çocuğunuzun sadece kendi istediğini tüketmesine izin vermeyin, masadaki diğer besinleri yemesini de sağlayın. Eğer uyumlu davranmazsa, odasına gitmesini veya masadan kalkmasını isteyin ve bir sonraki öğüne kadar herhangi bir şey yemesine izin vermeyin.

Yeni sunulan besinleri reddetmesi

Yeni besinler sunmaya devam edin. Ancak fazla zorlamayın, yeni tatlar denemeye hazır olması biraz zaman alabilir.

Yemek vakti sadece beslenme zamanı değildir

Çocuklar, etraflarında gördüklerini taklit ederler. Kendilerinde sağlıklı beslenme alışkanlığı olmayan ebeveynlerin, çocuklarında bu özellikleri geliştirmeleri mümkün değildir. Düzenli saatlerde sağlıklı ve lezzetli besinleri tüketerek, çocuğunuza örnek olun.

Eve giren besinlerden, ebeveyn sorumludur. Çocuğunuzun etrafında çeşitli sağlıklı besinlerin olmasına özen gösterin. Bu, çocuklarınızın yaşam boyu sağlıklı besinleri seçmesine yardımcı olur. Yemek vakti ailenin bir araya geldiği zamandır ve iyi bir beslenme alışkanlığı geliştirirken, çocuğunuza mutlu bir sosyal hayat için de uygun davranış tarzlarını öğrenecektir.

Onu yemeğe hazırlayın

Çocuğunuzu yemek zamanına hazırlayın. Yemekten 5 dakika önce uyarın, hazırlanmalarına, ellerini yıkamalarına zaman tanıyın. Huzursuz, heyecanlı veya yorgun bir çocuğun yemek için hazır olması, zaman alabilir. Çocuğunuzun yemesini istediğiniz çeşitli besinleri satın alırken, maceracı ve zeki olun.

Esnek davranın, eğer çocuğunuz yemekten kaçmaya çalışırsa üzülmeyin. Sağduyulu ve mantıklı olun, çeşitli sağlıklı besinleri tüketen, sağlıklı beslenen iyi bir örnek olun. Sizin önerdiğiniz sağlıklı besinler içinden çocuğunuzun seçim yapmasına izin verin.

Çocuklar sofrayı, kendi bağımsızlıklarını gösterdikleri bir sahne olarak görürler. Bazı öğünleri atlama, yemek seçme, yeni mönüler denemekten kaçınma gibi durumlar, genellikle çocuğunuzun normal gelişim sürecinin bir parçasıdır. Çocuğunuza sağlıklı besinlerden oluşan zengin bir seçme şansı tanıyın. Zaman içinde çocuğunuz sağlıklı gelişmesi için gerekli olan besinleri yeterli miktarda tüketecektir.

Çeşitli sağlıklı besinlerin bulunduğu bir ortam, gergin olmayan mutlu bir yuva; sağlıklı beslenme ve davranış tarzının gelişmesi için gereklidir. Yemek öncesi sizin de katıldığınız çeşitli faaliyetler (yürüyüş yapmak, top oynamak, bisiklete binmek, vb.), tüm aile için hem sağlıklı hem de eğlenceli bir ortam sağlar.

Akromegali: Kontrolsüz Büyüme Hastalığı

TANIM Akromegali, hipofiz bezinin aşırı büyüme hormonu salgılaması sonucunda oluşan bir hastalıktır. Ergenlik öncesinde ortaya çıkışı oldukça nadirdir ve bu durumda hastalığa jigantizm (devlik) ismi verilir. Çoğunlukla 30-60 yaş arasındaki erişkinlerde görülür. Hastalık erkeklerde ve kadınlarda eşit oranda görülür. Büyüme hormonu aşırı salgısı sonucu yüz görüntüsü değişir, kabalaşır, hastalar baş ağrısı, terleme, el-ayaklarda büyüme ve yorgunluktan şikayet ederler. Fazla salgılanan büyüme hormonu; kalp, solunum sistemi, hormonal sistem başta olmak üzere pek çok organı etkiler ve ölüm riskini 2-4 kat arttırır.

AKROMEGALİ SEBEPLERİ Hastaların % 90′ında sebep hipofiz bezindeki tümördür. Hipofiz bezi beyin tabanında bulunan, büyüme-gelişme, üreme ve metabolizma ile ilgili hayati hormonların salındığı ufak bir bezdir. Büyüme hormonu da hipofiz bezinden salınan ve isiminden de anlaşılacağı üzere büyümeyi sağlayan bir hormondur. Akromegaliye sebep olan tümörler çevredeki sağlam beyin dokusuna baskı yaparak baş ağrısı ve görme bozukluklarına neden olurlar.

AKROMEGALİ TEŞHİSİ Akromegali bulgularının çok yavaş ilerlemesi nedeniyle tanı hastalık başladıktan yıllar sonra konulmaktadır. Şüphenilen durumlarda; büyüme hormonunun vücutta etkisini gerçekleştiren, insülin benzeri büyüme faktörlerinin düzeyi, şeker yükleme sırasında büyüme hormonu, prolaktin ve diğer hipofiz bezi hormonlarının tayini yapılır. Hastanın eski fotoğraflarının yenileriyle karşılaştırılması da tanıyı destekler.Akromegaliye sebep olan tümör çok yavaş büyüdüğü için şikayetler uzun zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Sık karşılaşılan yakınmalar aşağıdaki gibidir:

- . Ellerde ve ayaklarda büyüme, ayakkabı numarasında artış,
- Yüzüklerin parmağa dar gelmesi
- Yüz hatlarında kabalaşma, çenenin uzaması
- Ciltte kalınlaşma ve / veya esmerleşme,Terlemede artma
- Seste kalınlaşma
- Dil, dudaklar, burunda büyüme
- Eklem ağrısı
- Genişlemiş kalp
- Diğer organların büyümesi
- Kollarda ve bacaklarda yorgunluk
- Horlama
- Yorgunluk ? halsizlik
- Baş ağrısı
- Görmede daralma
- Kadınlarda adet . bozuklukları
- Kadınlara göğüsten süt gelmesi
- Erkeklerde iktidarsızlık

AKROMEGALİ TEDAVİSİ Tedavinin amacı artmış olan büyüme hormonu seviyelerini normale indirmek, büyüyen tümörün sebep olduğu baskıyı ortadan kaldırmak, normal hipofiz fonksiyonlarının devamının sağlanması ve hastanın şikayetlerinin giderilmesidir. Tedavi seçenekleri cerrahi ile tümörün çıkarılması, ilaç tedavisi ve radyoterapidir. Hastalık tedavisiz bırakıldığında, diabetes mellitus, yüksek tansiyona sebep olmakta, hastaların kardiovasküler hastalıklardan ve çeşitli kanserlerden ölümleri, kendi yaş grupları ile karşılaştırıldığında artmaktadır.

4 – 8 Yaş Arası Çocuklarda Spor ve Gelişim

Bu yaşlarda çocuğa denge, beceri, güç, hızlı tepki gösterme gibi özellikler kazandırılmalıdır. Bu fiziksel özellikler çocuğun kendine güven duymasını sağlayacaktır.

Çocuk dört yaşından sonra oyunu zevk değil, bir iş olarak görmeye başlar. Yalnız kaldığı süre azalır, bir arkadaş ya da arkadaş grubuyla oynamaya başlar. Bazı egzersizleri tek başına yapmaya başlar, bazı karmaşık beden hareketleri­ni kolayca öğrenebilir. Bu yaşta denge tekerleklerini çıka­rıp, bisiklete binmeyi öğrenecek, ileri geri gitmenin tadını çıkaracaktır. Özel­likle tehlikeden hoşlanan gözü kara ço­cuklar yedi, hatta altı yaşında bisiklete binerken ellerini bırakır, selenin Üzeri­ne ayaklarını koyar ya da ön tekerleği kaldırıp arka tekerlek üzerinde gitmeyi denerler.

Denge gerektiren ve gerçek bir spor olan bir başka oyun da paten kaymaktır. Çocuklar hiç zorlanmadan, kısa sü­rede paten kaymasını, ileri geri rahatlık­la hareket etmesini öğrenirler. Zamanla daha zor hareketleri de yapmaya başla­yarak kayarken çömelir, tek ayağının üzerinde gider, küçük saltolar yapar, öteki çocuklarla birlikte kaymaya baş­larlar. Bu yaşlardaki çocuklar bir öğret­men tarafından eğitilebilir, artistik pati­naj için ciddi çalışmalara başlayabilir­ler.

Dört yaşına gelmiş çocukların ko­layca öğrenebilecekleri, sonradan ciddi bir spor etkinliği haline gelecek bir baş­ka oyun da kayaktır. Kayağa en basit hareketlerle başlayan çocuklar bir tepe­ye çıkıp inmeye başlayınca bu sporun kendileri için vazgeçilmez bir zevk hali­ne geldiğini göreceklerdir.
Denge gerektiren öteki oyunları ço­cuk kendiliğinden ya da okuldaki öğret­men ya da arkadaşlarından Öğrenebilir.

GÜÇ VE HIZ

Çocuk ilk yıllarda güç gerektiren oyun­larla ilgilenmez. Ama altı- sekiz yaşları­na geldiğinde kaslarını da kullandığı oyunlara yönelir. Bu tür oyunların ba­şında tırmanma gelir. Ağaca, duvara, çocuk parklarmdaki parmaklıklara, zin­cirlere ve birbirine geçmiş tüplere tır­manmak çocuğun ilgisini çeken oyun­lardandır. En yüksek noktaya tırman­mak, çocuğun Öteki çocuklardan üstün ya da onlarla eşit olma arzusunu ya da ele geçirilmek istenen cisme karşı bir meydan okumayı temsil eder. Bazen kendi kendine meydan okumanın da bir göstergesi olabilir.

Tırmanma güç kadar denge de ge­rektiren bir oyundur ve dikkatli davran­mazsa çocuk düşüp bir yerini incitebi­lir. Çocuklar aynı oyunları çoğu zaman üst üste tekrar ederler. Sürekli tırmanıp inmek çocuğun kas yapısını güçlendirir. Dört-sekiz yaşlar arasında çocukların belirli uyanlara hemen tepki verme ve bazı zorlu hareketleri yapma yetenekle­ri yavaş yavaş gelişir. Ona bir top verdi­ğimizde, topu hemen havaya attığını, daha sonra yakalamaya çalıştığını, bir duvarda ya da yerde sektirip yeniden tuttuğunu görürüz. Hafif, ince, havayla şişirilmiş toplarla çocuk çok eğlenir. Havaya attıktan sonra yere düşürmeden yeniden fırlatır ve bunu birçok kez tek­rarlar. Birkaç çocuk bir araya gelince bu oyunu çok sayıda tekrarlamak için yansır ve her defasında oyunu daha zor hale getirirler.

Topla oynanan başka oyunlar da vardır. Hafif bir raketle oynanan top oyunlannı yüzyıllardan beri çocuklar çok severek oynarlar. Çocuk yedi-sekiz yaşlarında bu oyunları biraz zorlansa da öğrenebilir.
Çocuk olgunlaşmaya başladığı bu yaşlarda öğretmen denetiminde, ciddi ve disiplinli bir biçimde spor çalışmalarına başlayabilir.. Örneğin öteki çocuk­larla birlikte jimnastik yapabilir, düzen­li atletizm çalışmalarına katılabilir. Ama bu çalışmalar belirli bir spor dalın­da ilerleme amacını değil, herhangi bir spor için fiziksel alıştırma niteliğini ta­şımalıdır. Salon çalışmalarına fazla za­man ayırmamak yararlı olur. Çünkü bu yaşlarda çocuğun özgürlüğünü hisset­meye ve eğlenmeye gereksinimi vardır. Çocuk 15-20 dakikalık bir ciddi çalış­madan sonra serbest bırakılmalı ve ken­di hayal gücüyle oynaması sağlanmalı­dır.

Çocuk bu yaşlarda yalnızca suyun üzerinde kalmayı değil, aynı zamanda değişik yüzme stillerini de öğrenebilir. Bilinçli bir yüzme öğretmeni çocuğu belirli zamanlarda serbest bırakacaktır. Böylece çocuklar suyun içinde en sev­dikleri ya da içlerinden gelen hareketle­ri düzensiz ve hatalı olsa da Özgürce ya­pabileceklerdir. Havuzda koşmak, yürü­mek ya da bir topla oynamak onların çok hoşuna gidecektir.
Çocuklar dansa ya da artistik jim­nastiğe de yöneltilebİlir. Müziğin ritnüyle hareket etme insanda içgüdüsel­dir ve bilinçli yapılan hareketlerden da­ha az yorucudur. Çocuk her geçen gün daha fazla hareket öğrenecek ve gide­rek daha bilinçli bir yaklaşımla bazı ku­ralları doğru bir biçimde yerine getir­meye başlayacaktır.

Bu sporlar çocuğun gücünü artıra­cak, hareket yeteneğim geliştirecek, en önemlisi de hareketlerim denetleme alışkanlığım kazanmasını sağlayacaktır.
Judo, karate gibi sporlara çocuk bu yaşta rahatlıkla başlayabilir. Bu sporlar yalnızca kaslarını geliştirmesini değil, aynı zamanda mücadele anlayışı, fizik­sel kontrol, disiplin ve karşısındakine saygı göstermeyi öğrenmesini de sağla­yacaktır. Bu özellikler çocuğun yalnız­ca belirli bir sporu uygulaması için değil, aym zamanda öteki sporlan yapma­sı ve toplumsal ilişkilerini düzenlemesi açısından da önemlidir.

TAKIM OYUNLARI

Çocuklar yedi- sekiz yaşma geldiklerin­de futbol, mini basketbol gibi karmaşık takım oyunlarını oynamaya başlayabi­lirler. Bu oyunlar belirli kurallann var­lığı, disiplinin gerekliliği, iki grup oyuncunun karşı karşıya oynaması, be­lirli bir amaç taşıması ve zafer arzusu gibi bazı ortak Özelliklere sahiptir.

Bu tür oyunlara yeni başlayan ço­cuklara karşı başlarda sabırlı olmak ve birçok şeye göz yummak gerekir. Çün­kü başlangıçta çocuklara ne kural, ne de oyun biçimi öğretilebilir. Bu nedenle öncelikle kuralsız ya da az kurallı bir oyunla işe başlanmalı, çocukların ken­dilerini ve birbirlerini incitecek hare­ketler yapmamalanna Özen gösterilme­lidir. Öğretmenin ilk öğreteceği kural­lar karşı smdakine saygı ve Özdenetim olmalıdır.

Oyunun sonunda elde edilecek za­fer, oyunu daha ilginç hale getirme açı­sından yararlıdır, ama oyunun tek ama­cı haline getirilmemelidir. Zafer için ödüller ya da başansızlık için cezalar kesinlikle verilmemelidir. Takımlar arasında oyuncu değiştirmek (bir maç sırasında da olabilir) sürekli aym takı­mın yenen, ötekinin yenilen oima riski­ni ortadan kaldırır.

Futbol gerçek bir sahada değil, çok daha küçük futbol sahalarında oynanmalıdır. Çocuklar sahanın bir ucundan ötekine fazla yorulmadan koşabilmelidirler. Takımlar 11 değil, 5 ya da 6 kişilik olmalıdır. Bu yaşlarda kız ve er­kekler arasında fiziksel bir fark yoktur. Bu yüzden kızlar ve erkekler aynı oyunda birbirlerine karşı oynayabilir­ler. Aym şeyler mini basket için de ge­çerlidir.
Bu tür takım oyunları vücudun uyumlu bir biçimde gelişmesini sağlar, kas ve kemik yapışım güçlendirir. Ta­kım oyunlarında hayal gücü ve inisiya­tif çocuğun kendini geliştirmesi ve baş­kalarına kanıtlaması açısından büyük Önem taşır.

Bu sporlar yalnızca fiziksel hareket­leri geliştirip metabolizmaya yarar sağ­lamakla kalmaz, aynı zamanda çocu­ğun büyümesine ve olgunlaşmasına da yardımcı olur. Çocuk spor sayesinde dikkatini belirli bir şey üzerinde yoğun­laştırma, değişen durumlara göre yeni kararlar alabilme gibi psikolojik olarak olgunlaşmasını sağlayacak birçok özel­lik kazanır.

Apandist

Apandist Nedir ve Neden Oluşur? Apandist Belirtileri ve Tedavisi

Apandist kör bağısağın bir uzantısıdır. Apandiste bağısak bademciği de denmektedir. Apandist şekil olarak bir solucana benzer ve hareket edebilme özelliğine sahip olan apandistin içinden besin geçememektedir. Apendistin uzunluğu genelde dokuz ile on santim arasındadır ve dahada uzun olabilmektedir. Apandisttin yerleştiği yer genelde karın bölgesinin sağ alt tarafındadır ama bazı insanlarda apandist farklı yerlere yerleşebilmektedir. Buda apandisttin teşhis edilmesini zorlaştırmaktadır. Apandisttin vucuttaki görevi hala bilinmemektedir.

Apandist’in Belirtileri

ilk olarak karın üst bölgesinde ağrı ile başlar

Karın üst bölgesindeki ağrı hafifler ve karın sağ alt bölgesinde ağrı başlar

Karında hissedilen ağrının yavaş yavaş şiddetlenmesi

Karında hissedilen ağrının süreklilik kazanması

Ateş

Kalp atışlarında hızlanma

İştah kaybı

Mide bulantısı ve kusma

Çocuklarda sık sık karın agrısı olduğu için apandistten genelde şüphelenilmez. Ama bu yanlış bir kanıdır yapılan araştımalarda apandist teşhissi konulan hastaların %65 i çucuk ve gençlerden oluşmaktadır.

Apandist Neden Oluşur?

Kör bağırsağın bir uzantısı olan apandistin içi çok dardır. Bağırsakta yaşıyan organizmalar apandistde de yaşamaktadırlar. İç boşluğu dar olan apandisttin tıkanması sonucu bura da yaşıyan mikro organizmalar aşşırı şekilde üreyerek mikrop ve hastalık oluşturacak düzeye gelirler. Apandist de çoğalan bu mikroplar apandisttin şişmesine ve eğer mudahale edilmesse yırtılmasına neden olurlar. Apendist şişdikçe ağrı seviyesi de artmaktadır. Apandist bir çok sebebten tıkanabilir. Bunlar arasında bağısak solucanları, apandisttin uzun olması, yoğun mukuslar ve çeşitli çekirdekli yiyeceklerin çekirdeğinin takılması en sık rastlanan apandistin tıkanmasına neden olan unsurlardır.

Apandist Patlamasının Sağlık Açısından Tehlikeleri ve Dikkat Edilmesi Gerekenler

Apandistin tıkanması sonucu burada hızla üryen mikroplar apandistin şişmesine ve mudahele edilmesse yırtılmasına sebeb olur. Apandist toplumda yagın ve tehlikeli bir hastalıktır. Apandist ağrıları başladıktan oniki ile yirmidört saat içinde ameliyet edilmezse apandist patlar ve buradaki mikroplar karın boşluğuna yayılır. Bu durum organların çok ciddi enfeksiyonlar kapmasına neden olur ve hatta hastanın zehirlenerek ölmesine neden olabilmektedir.

Apandist Tedavisi

Apendist tedavisi çok klolay olan hastalıklardan biridir. Apandist antibiyotik ile tedavisi zor olan bir hastalıktır. Çünkü apandist antibiyotiklerin zor ulaşabileceği bir yerdedir. Apandist tedavisi için en kolay yöntem ameliyattır. Apandist ameliyatı yaklaşık yarm saat süeren bir ameliyattır. Apandist ameliyatı çok kolay bir ameliyat olduğu için ve ameliyattan sonra hastayı gözlemliyebilmek için hastanede bir gün gibi kısa bir süre hastanede yatma süresi vardır.

Arı Sokmaları

Arı sokmaları çok şiddetli ağrıya neden olur ve çok küçük çocuklar, yaşlılar, alerjiye yatkın kimseler için, potansiyel olarak en tehlikeli böcek sokmalarıdır. Öbür böcek sokmalarının çoğu, soğuk kompresle dindirilebilen küçük bir ra­hatsızlığa neden olur. Arı sokmalarıysa, biraz daha fazlasını gerektirir.

BELİRTİLERİ: Arı sokmasında, arının iğnesi çoğun­lukla içerde kalır. Bu nedenle, çocu­ğunuzu bir böcek sokmuşsa ve böceği görmediyseniz, bir arının sokmuş ola­bileceğini düşünerek, derisinde hâlâ batmış durumda bir iğne bulunup bu­lunmadığını arayın. Arı sokmasında, sokulan yerin çevresi beyazlaşmış, sonra da genellikle şişmiş kızartılı bir alanla çevrilidir. İğneyi bulursanız, ya temiz tırnağınızla yavaş yavaş kazıyın ya da bağlı olan zehir kesesine do­kunmadan bir cımbızla yavaşça dışarı çekin.

Arı iğnesinin zehiri asit özelliklidir. Sokulmuş yere ve çevresindeki şiş alana, eczaneden alacağınız karşıt etkili bir alkali (baz) eriyikle pansuman ya­pın. Sonra çocuğunuzu yatırıp, bir süre hareket etmesini önleyerek, her­hangi bir şok belirtisinin ortaya çıkıp çıkmayacağını gözleyin. Çocuğunuzu birkaç arı aynı anda birkaç kez sokmuşlarsa, bedeninde sa­vaşılması gereken çok miktarda zehir bulunacaktır. Bu da onu çok hasta eder. Solunum güçlüğü çekebilir ya da bayılma, nabzın hızlı atması ve atışının gözle görülebilmesi, terleme gibi şok belirtileri ortaya çıkabilir. Bu şiddetli tepkiye, anafilaksi şoku adı verilir: Ço­cuğunuzu hemen doktora götürün.

ARININ AĞIZ İÇİNE SOKMASI: Arının ağzın içini sokması, dokulardaki şişmenin soluk alıp vermeyi bozması nedeniyle çok ciddi olabilir. Bir bardak su içinde bir çay kaşığı karbonat eri­terek, gargara yaptırın; sonra bir buz parçası emdirin. Dildeki şişmeyi indir­mek için, çocuğunuzun boynuna ra­hatlatıcı soğuk kompres yapın. Sonra çocuğu ve bulabilmişseniz ölü arıyı, bir hastanenin acil servisine götürün.

Ergenliğe Geçiş

Ergenlik dönemine özgü başlıca değişimler kişiliğin gelişmesi, büyümenin tamamlanması ve cinsel olgunluğa erişmeyle birlikte ikincil eşey özelliklerinin ortaya çıkmasıdır.

Ergenliğe geçiş sürecinde cinsel özellikler ortaya çıkar ve tamamlanır. Cinsel organlar büyür ve olgunlaşır, bü­yüme hızlanır ve önemli psikolojik de­ğişimler ortaya çıkar.
Erkekte dölleme, kadında döllenme özelliğinin oluşması cinsel olgunluğa erişildiğini gösterir; bunun Ölçütü er­kekte sperm içeren ersuyu boşalması, kızlarda ise ilk adet kanamasının görülmesidir. Ergenliğin başlangıcı etnik ve toplumsal etkenlere bağlı olarak kişiden kişiye gözle görülür biçimde değişir. Yirminci yüzyılın başından bu yana ergenlik yaşının oldukça gerilediği göz­lenmiştir.
Günümüzde ergenliğin başlangıcı kızlarda 8-13, erkeklerde 10-14 yaş ara­sında değişmektedir.

CİNSEL OLGUNLAŞMA

Cinsel olgunlaşma beynin hipotalamus adı verilen Özel bir bölgesinde ve bey­nin hemen altında yer alan hipofiz adlı bezde başlar. Bugün bile tam olarak bilinmeyen bir mekanizmayla hipofizden salgılanan gonadotropin adlı hormon aşamalı olarak artar. Bu hormon yumur­talıkların ve erbezlerinin olgunlaşması­nı sağlayarak, kadınlarda östrojen ve er­keklerde testosteron üretimini artırır.

Kandaki testosteron (erkeklerde) ve Östrojen (kadınlarda) düzeylerinin art­ması cinsel organların gelişmesini ve iki cinsiyetin kendine özgü eşey özellik­lerinin ortaya çıkmasını sağlar. Hipotalamusu harekete geçiren etken tam ola­rak bilinmemekle birlikte, bu konu iç salgıbezleriyle uğraşın endokrinolojinin ilgi alanına girer. Hipotalamus-hipofiz-eşey bezi sisteminin ergenlik öncesi dönemde de işlevsel etkinlik gösterecek yetkinlikte olduğu ama mer­kez sinir sisteminin bu sistemi ketlediği düşünülmektedir.

EŞEY ÖZELLİKLERİNİN ORTAYA ÇIKIŞI

Eşey bezlerinin (yumurtalıklar ve er­bezleri) gelişmesinin yanı sıra, dış görü­nüşü değiştiren ikincil eşey özellikleri de ortaya çıkar.
Kadında: Ergenliğe bağlı ilk değişildik memelerde görülür. Meme ucu ve çev­resindeki koyu renkli bölge (areola) ge­nişler ve dikleşir, zamanla meme bütü­nüyle biçimlenir. Gelişimin birinci yı­lında koni biçimindeyken, âdet görme dönemi yaklaştıkça yuvarlaklaşır.
Memeler gelişmeye başladıktan he­men sonra cinsel organların dış yüzeyi­nin çevresi ve koltukaltı tüylenir. Kal­çalar genişler ve derinin görünümü de­ğişir, gözenekler genişler, yağ salgısı artar. Yağın kir ve tozla birleşmesi so­nucunda “siyah noktalar” oluşur. “Siyah noktalar” kolaylıkla mikrop kaparak bu­rada küçük bir enfeksiyon ya da çıban gelişebilir.

Erkekte: Erkekler ergenlik sürecine kızlardan yaklaşık iki yıl sonra girer.
Erkek çocuk daha öncekinin iki katı hızla boy atmaya başlar. Kamış, erbez­leri, ve erbezi kesesi hızla gelişir. Önce kamışın çevresinde, sonra koltukaltlarında tüylenme başlar, ses tonu değişe­rek kalınlaşır.
Ergenliğin başlamasından iki yıl sonra, erkek çocuğun vücudu hemen tü­müyle yetişkin bedenine dönüşmüştür. Bunu izleyen iki yıl boyunca 5-6 cm uzadıktan sonra büyümesi durur. Kız çocukta olduğu gibi, erkek çocuğun da davranışları ve duygusal tepkilerinde kabalık olabilir. Bunun nedeni ergenin henüz yeni vücudu ve duygularını tam olarak kontrol altına alamamış olması­dır. Sesindeki çatlaklık, onun aynı anda hem çocuk, hem erkek olduğunun ama henüz her ikisi de olamadığının en be­lirgin işaretidir.

KIZLARDA YAŞ FİZİKSEL ÖZELLİKLER

10-11 meme ucu belirginleşir; büyümesi hızlanır
11 cinsel organ çevresinde tüylenme
11-12 iç ve dış cinsel organların gelişmesi
12-13 yumurtlama olmaksızın ilk âdet görme, memelerin daha çok gelişmesi; koltukaltında tüylenme 14-15 döllenme özelliğinin kazanılmasıyla düzenli yumurtlama çevrimi, tüylerin ve memelerin gelişiminin tamamlanması
17 büyüme kıkırdaklarının kaynaması ve büyümenin durması

ERKEKLERDE ERGENLİK TAKVİMİ YAŞ FİZİKSEL ÖZELLİKLER

11-12 erbezleri ve kamışın büyümeye başlaması
12-13 kamışın çevresinde tüylenme, büyümenin hızlanması
13-14 erbezleri ve kamışın hızla büyümesi
14-15 bıyıkların ve koltukaltı tüylerinin belirmesi; büyümenin en hızlı olduğu dönem.
15-16 sesin kalınlaşması; kamış ve erbezlerinin büyümesinin ta­mamlanması; ersuyunda olgun spermlerin bulunması
17-19 sakalın ve tüylerin sıklaşması; kemiklerdeki büyüme kıkır­daklarının kaynaması; büyümenin durması

Cinsel olgunlaşmanın yapısal büyüme üzerindeki sonuçları:

Ergenliğin başlamasıyla yapısal gelişme de hızlanır. Bu gelişme eşey bezlerinden salgılanan hormonların kemikler üzerindeki etki­siyle ortaya çıkar. Hızlı bir büyüme döneminden sonra, gelişme gi­derek yavaşlar ve durur. Birbirini izleyen bu olaylar çocuktaki uzun kemiklerin (uyluk, kaval ve kol kemikleri) özel yapışma bağ­lıdır. Ergenlikten önce uzun kemikler merkezde silindir biçimli kemik gövdesi (diyafîz) ile uçlardaki kemik başından (epifîz) oluşur. Diyafizin iki ucu epifizlere büyüme kıkırdağı (fiz) adı verilen bir bölgeyle bağlanır. Yeni oluşan kemik dokusu kemiğin ucundaki kıkırdak bölgesinde depolandıkça kemik uzar. Ergenlikten önce büyümeyi hipofizden salgılanan büyüme hormonu düzenler. Er­genlik döneminde erbezi ve yumurtalıkların olgunlaşması ve eşey hormonlarının kana karışmasıyla kemiklerin büyümesi hızlanır, yapısal büyüme fark edilir biçimde artar.

Ne vâr ki kemik, büyüme kıkırdağından daha hızlı büyüdüğünden büyüme kıkırdağı da kemikleşerek kapanır. Bu noktada kemik kesin yapısına kavuşur. Diyafiz ve epifız birbi­rine kaynar, büyüme durur.
Eşey hormonlarının fazla salgılanması durumunda, erken gelişme ve kıkırdağın erken kaynaması sonucunda büyüme tamamlanamaz. Erbezi ya da yumurtalıkların yetersizliğinde ise, büyüme kı­kırdakları geç kapandığından yavaş ve uzun süren bir büyüme sü­reci söz konusudur; kollar ve bacaklar gövdeye oranla daha uzun­dur.

Erken Ergenlik

Cinsel olgunlaşma belirtilerinin bekle­nen yaştan önce ortaya çıkması “erken ergenlik” adını alır. Bu yaş ülkeden ül­keye değişir. Akdeniz ülkelerinde en küçük yaşın erkeklerde 9, kızlarda 8 ol­duğu söylenebilir.

Erken ergenlik ger­çek ve yalancı erken ergenlik olarak bi­linen iki gruba ayrılır. Gerçek erken er­denliğin başlıca özelliği eşey bezlerinin yani kadında yumurtalıklar, erkekte erbezlerinin ve cinsel organların olgunlaşmasıyla ikincil eşey özelliklerinin (ör­neğin tüylerin çıkması, memelerin bü­yümesi) ortaya çıkmasıdır. Bu gelişme normal ergenlikteki mekanizmalarla gerçekleşir ve benzer Özellikler gösterir. Hipotalamus ve hipofizin uyarılan iç salgı işlevlerine bağlı olarak gelişen gerçek erken ergenlikte kızlarda adet kanaması, erkeklerde sperm yapımı er­ken dönemde başlar.

Gerçek erken ergenliğin birçok ne­deni olabilir; hepsinin ortak noktası merkez sinir sisteminde, Özellikle hipotalamusta bir hasar olmasıdır. Bunun nedeni gliyom, kraniyofarenjiyom, astrositom, hamartom ya da epifız tümörü gibi bir beyin tümörü, hipotalamusta sarkoidoz ya da vereme bağlı bir lezyon olabilir.

Kemiklerde fibroz displazi (bağdokuda ortaya çıkan bozukluk) ile seyre­den Albright sendromunda kafatasının taban kemiklerindeki yapı bozukluğu, hipotalamusta yerel baskıya yol açarak gerçek erken ergenliğe neden olur. Ama gene de gerçek erken ergenlik olguları­nın çoğunda, özellikle kadınlarda, has­talığın nedeni bilinmemektedir. Bu has­talarda bilgisayarlı tomografi gibi enayrıntılı ve modern tanı yöntemleriyle bile kafatasındaki yapı bozukluğu belir­lenememektedir. Nedeni bilinmeyen gerçek erken ergenlik adı verilen bu tabloda sinir merkezlerindeki işlevsel bozukluğun hipotalamus-hipofîz-eşey bezleri sisteminin etkinliğini baskıladığı düşünülmektedir.

Gerçek erken ergenliğin sonuçları nedenine göre değişir. Bir beyin hastalı­ğına bağlı gelişen gerçek erken ergen­likte belirtilerin (bozuklukların) ağutğ (derecesi) altta yatan beyin hastalığa (beyin tümörü, granülomatöz k/jm vb) yerleşim yerine ve beyin lezyonun cerrahi olarak çıkarılabilmesine bağlıdır. Nedeni bilinmeyen gerçek er­ken ergenlikte cinsel olgunlaşma, meta­bolizmaya ve cinsel organların işlevleri­ne yansımaz. Bunun sonucunda büyü­me erken yaşta durur, çocuk yaşıtlarıyla ilişki kurarken psikolojik sorunlarla karşılaşabilir. Yalancı erken ergenlikte ise cinsel organlar ve ikincil eşey özel­likleri, eşey bezleri olgunlaşmadan geli­şir. Buna sıklıkla böbreküstü bezi ya da eşey bezi hormonlarının bir tümör nede­niyle aşırı miktarda üretilmesi neden olur. Eşey hormonları ikincil eşey özel­liklerinin gelişmesini sağlar; ama aynı zamanda hipofizden salgılanan ve eşey bezlerinin gelişmesini sağlayan gonadotrop hormonlarının salgılanmasını ve eşey bezlerinin (gonat) gelişmesini ket­ler. Bu hastalarda dış üreme organları ve ikincil eşey özelliklerinin gelişmiş olmasına karşın kızlarda âdet kanaması, erkekte de sperm yapımı görülmez. Ayrıca ikincil eşey özellikleri gelişimiş ço­cuğun cinsiyetiyle uyum (izoseksüel) ya da uyumsuzluk içinde (heteroseksüel) olabileceğinden, kızlarda erkekleş­me ve erkeklerde kadınlaşma görülebi­lir.

Erkekte yalancı erken ergenliğin özellikleri, cinsel organların ve boyun erken büyümesine karşın, erbezlerinin küçük kalmasıdır. İkincil eşey özellikle­rinden, yalrıızca tüylenme vardır.
Erkekte böbreküstü bezi tümörüne ya da böbreküstü bezinin aşırı gelişme­sine bağlı gelişen yalancı erken ergen­likte böbreküstü bezi aşırı miktarda androjen hormonu salgılar. Aynca, erbezindeki bir tümör de fazla miktarda testosteron salgılayarak bu duruma yol açabilir. Buna ek olarak, hepatom (kara­ciğer tümörü) ve küçük hücreli akciğer kanserinde de insan koryonik gonadot-ropin (HCG) hormonu salgılanmasına bağlı yalancı erken ergenlik geliştiği saptanmıştır.

Kızlarda izoseksüel yalancı erken ergenlik östrojen salgılayan yumurtalık tümörlerinden kaynaklanır. Böbreküstü bezi tümörlerinin aşırı androjen salgılamasıyla ortaya çıkan heteroseksüel ya­lancı erken ergenlikte ise klitoris de ge­lişmiştir ve erkeksi ikincil eşey özellik­leri belirir. Doğuştan böbreküstü bezi hiperplazisine (hücre sayısında artış) neden olan bazı enzim bozuklukları te­davi edilmezse yalancı erdişiliğin yanı sıra heteroseksüel yalancı erken ergen­liğe de neden olabilir.

Bazı erken ergenlik türlerinde eşey özelliklerinden yalnızca biri erken geli­şir. En yaygın olanı kızlarda memelerin büyümesi ve cinsel organ çevresinde tüylenmedir. Aynı yaştaki erkeklerde ise iç salgıbezi dengesizliğine bağlı ol­mayan bozukluklar görülür. Bunların, eşey hormonlarının uyarısına çevredeki dokuların uygun olmayan yanıtlar ver­mesinden kaynaklandığı düşünülür.

Erken cinsel olgunlaşma böbreküstü bezinin dışında gonadotropin salgılayan tümörlerden de kaynaklanabilir. En sık bronş kanserlerinde görülen bu olguya paraneoplastik sendrom adı verilir. En­der olarak ergenlikten önce de ortaya çıkar.

Tedavi amacıyla kullanılan steroitler nedeniyle ya da büyümeyi hızlandır­mak amacıyla hormon verilen besi hay­vanlarının etinin yenmesiyle de erken ergenlik oluşabilir. Erken ergenliğin ne­deni bilinen bütün türleri erken tanınır­sa tedavi edilebilir.

Geç Ergenlik

Kızlarda 14, erkeklerde 16 yaşına değin herhangi bir cinsel olgunlaşma belirtisi­nin görülmemesi “geç ergenlik” olarak kabul edilir. Hastalığa bağlı geç ergen­lik ile yapısal ve ailesel nedenlerle er­genliğin gecikmesini birbirinden ayır­mak güçtür. Beslenme bozukluğuna yol açan hastalıklar ile metabolizma bozuk­lukları ergenliği geciktirebilirse de ge­nellikle cinsel organların gelişmesini engellemez. Ergenlikte birçok psikolo­jik değişim de gerçekleştiğinden gecik­mesi ya da erken olması, psişik rahat­sızlıklara ve yetersizliklere yol açabilir.

Çocuklarda Akut Zehirlenmeler

Çocuklar, aşırı doza erişkinlerden daha duyarlıdır. Zehirlenmeler ağır ve sıklıkla ölümcüldür.

Belirtiler: Yüksek dozlar, geçici bir sersemlik, yoğunlaşma bozuk­lukları ya da geçici görsel varsanılara yol açar. Aşırı dozlar sersemlik, taşikardi (hızlı kalp atımı), kalpte ritim bozuklukları gözbebeklerinde genişleme, solunumun azalması, morarma, kasılma, ağır tansiyon düşüklüğü, şok ve komaya neden olabilir. Öteki belirtiler huzursuz­luk, kaslarda katılık ve kusmadır.

Tedavi: Beyinle ilgili belirtiler, solunum baskılanması ve kalp atım bozuklukları ortaya çıkar çıkmaz, alınan doz yüksek olmasa ve zehir­lenme belirtileri hafif olsa bile, hasta mutlaka hastaneye yatırılmalı­dır. Kalple ilgili bozukluklar normale dönse bile en az 72 saat boyun­ca elektrokardiyografi kontrolü yapılmalıdır. Uygun solunum desteği sağlanır.

Uyanık hastalarda kusma uyarılmalı ve mide yıkanmalıdır. Bilinci bulanık hastalarda ise kusmayı uyarmamak ve mide yıkama­sından önce solunum yollarının, soluk borusuna yerleştirilen bir boru ile korumak gerekir. Mide yıkanması 24 saat boyunca yinelenir. Mide yıkanırken özellikle çocuklarda, mideden aşırı su emilimine bağlı su zehirlenmesini önlemek için, fizyolojik eriyikler kullanılmalıdır.

Da­mardan yavaş yavaş fizostigmin verilmesi, aşın dozun sinir sistemi ve kalp-damar sistemi üzerindeki yan etkilerini büyük ölçüde önler.

Kul­lanılması gereken doz erişkinlerde 1-3 mg, çocuklarda 0,5-2 mg’dir. İlacın yarı ömrü kısa olduğundan 30-60 dakikada bir yinelenebilir. Yaşamı tehdit eden ritim bozukluklarında Üdokaİn, propranolol ve difenilhidantoin kullanılabilir.

Gene de antidepresanlar kalp kasını baskılayabileceğinden kinidin, dizopiramit ve prokainamit kullanılmalı­dır. Şok ve metabolik asidozda sıvı, bikarbonat, oksijen ve kortikosteroit verilir.

Dijital, duyarlı kalp kasının daha da uyarılmasına yol aça­rak ileti bozukluğunu ağırlaştırabilirse de, konjestif (kan göllenmesİne bağlı) kalp yetmezliğinin ortaya çıkması dijital kullanımını gerekli kılabilir. Bu konuda dikkatli olmak gerekir. Her olguda kalp işlevi en az beş gün boyunca izlenmelidir.

Çırpınma nöbetlerini engellemek amacıyla, odanın karartılması gibi önlemlerle dışarıdan gelen uyarılar azaltılır.

Çocuk Hastalıkları ve Belirtileri

BEBEKLERDE VE ÇOCUK­LARDA ÖKSÜRME
Kuru öksürük, balgamlı öksürük ya da kısa veya uzun süreli öksürük, ele alınması gereken durumlar olabilir. Öksürme genellikle solunum yolu enfeksiyonundan kaynak­lanır. Bir çocukta, öksürükle birlikte nefes darlığı ya da 380C veya daha yüksek rektal ısı söz konusu olduğunda ya da bebeklerde öksürme meydana geldiğinde, doktora görünmek gerekir.

BEBEKLERDE VE ÇOCUK­LARDA KULAK AĞRISI
3 ay ila 3 yaş arasındaki çocuk­larda kulaklarda ağrı, hassasiyet, zonklama, çınlama veya tıkanma, sık rastlanan durum­lardır. Ağrı, genellikle bir enfeksi­yona ya da daha nadir görülmekle birlikte, kulakta bir zedelenmeye işaret eder. İşitme güçlüğü çekme, kulakta, kulak kirinden ya da kulak zarının arkasında su bulun­masından kaynaklanan bir tıkan­maya bağlı olabilir.

BEBEKLERDE VE ÇOCUK­LARDA NEFES DARLIĞI
Solunum yetmezliği, hızlı nefes alıp verme veya akciğer­lerden içeri ve dışarı hava alıp verememe hali, nefes darlığının özellikleridir. Nefes darlığı söz konusu olduğunda doktora görünmek gerekir. Nefes alıp vermekte aşırı güçlük çekme söz konusuysa, acil müdahale gerekebilir.

ÇOCUKLARDA KARIN AĞRISI
Karın ağrısı, göğüs kafesinin alt tarafı ile kasıklar arasında kalan bölgede meydana gelen ağrıdır. Çocuklarda sık rastlanır. 3 saatten uzun süre devam ettiğinde, sürekli kusma ve kabızlık da söz konusu olduğunda veya bir bebekte meydana geldiğinde, doktora görünmek gerekir.

YATAK ISLATMA VE TUVALET EĞİTİMİ
Bağırsak ve mesane ile ilgili rahat­sızlıklar, her yaşta meydana gelebilir. Çocukların tuvalet eğitimi aldıkları yaşlar değişiklik gösterir, ancak genellikle 2 ila 5 yaş arasında gerçekleşir. Tuvalet eğitimi esnasında veya sonrasında ufak kazalar meydana gelebilir. Ancak, tuvalet eğitiminden sonra mesane ve bağırsak hareketle­rini kontrol etme konusunda sık sık sorun yaşama, doktora danışıl­ması gereken fiziksel veya psiko­lojik bir sorunun habercisi olabilir.

ÇOCUKLARDA DİYARE
Diyare, dışkının cıvık, sulu olması veya daha sık dışkılama halidir. Gastrointestinal enfek­siyonlar ve endişe, çocuklarda diyareye yol açan genel sebepleridir. Sürekli karın ağrısı ve kusma ile birlikte meydana geldiğinde, diyarenin doktorun dikkatine sunulması gerekir.

ÇOCUKLARDA KUSMA VEYA MİDE BULANTISI
Çocuklarda mide bulantısı ve kusma sık rastlanan durumlardır ve pek çok bozukluktan kaynak­lanabilir. Bir yaralanmadan sonra meydana gelen veya şiddetli karın ağrısı veya baş ağrısıyla birlikte baş gösteren mide bulantısı ve kusma, doktora görünmeyi gerektirir.

ÇOCUKLARDA HUYSUZLUK VEYA KEYİFSİZLİK
Genel ve açıklanamayan asabiyet, ağlama veya davranış değişikliği, bazen hastalığa işaret edebilir. Çocuğunuz, sizin yardımınız olmadan belir­tilerini fark etmeyebilir ya da dile getiremeyebilir.

PENİSTE AĞRI, YARALAR, KİTLELER VEYA AKINTI
Penisin üzerinde yaralar veya kitleler olması veya penisten akıntı gelmesi, genellikle cinsel yolla bulaşan bir hastalıktan kaynaklanır. Sorununuza teşhis konabilmesi ve sizin ve cinsel ilişkide bulunduğunuz kişilerin tedavi görebilmesi için, vakit kaybetmeden doktora görünün.

İDRARI KONTROL EDEMEME
İdrarı kontrol edememe durumu idrar kaçırma olarak nitelendi­rilir. Yaşlanmadan, ciddi hasta­lıklardan veya bazı ilaçlardan kaynaklanabilir. Herhangi ciddi bir problemi ortadan kaldırmak için, doktorunuzla konuşun.

AĞRILI VEYA SIK İDRARA ÇIKMAK
İdrara çıkmadan önce, idrara çıkma esnasında veya sonra­sında ağrı hissetmek, bir enfek­siyondan kaynaklanabilir. Sık idrara çıkma, bir enfeksiyondan, diyabetten, idrar söktürücü ilaçlardan veya sadece fazla sıvı tüketmekten kaynaklanabilir.

İDRARA ÇIKMADA GÜÇLÜK
Çok az idrar üretme, idrar akışını başlatamama veya idrar üretmede veya idrar akışını başlatmada güçlük çekme böbrekler veya prostat beziyle ilgili sorunlara işaret edebilir. Bu belirtilerin mutlaka doktora iletilmesi gerekir.

İDRARDA KAN
İdrar, içinde kan varsa, bulanık, duman rengi, pembe veya kırmızı bir görüntüye sahip olabilir. İdrarda kan bulun­ması, enfeksiyondan, iltihap­lanmadan veya idrar yolun­daki bir tümörden kaynakla­nabilir. Ancak, gıda boyaları bazı yiyecekler ve bazı ilaçlar da idrarınızın rengini değişti­rebilir. Doktorunuzun, teşhis koyabilmesi için, bir idrar tahlili yapması gerekecektir.

Toplam 16 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.1234510...Son »
.