‘Diyabet (Şeker)’ Kategorisi Yazıları
Şeker hastalarına altın öğütler
Ne demiş Hipokrat; “Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun…” Kan şekeri kontrolü diyabette öncelikli hedef. Kan şekerinin normale yakın olması kalp, inme, böbrek gibi diyabetle ilişkili komplikasyonlarının gelişme riskini azaltabiliyor. Bir süredir ‘Diyabetik Diyet’ yerine ‘Diyabette Tıbbi Beslenme Tedavisi’ nin kullanılması gerektiği ayrıca diyabetli bireylerin dengeli bir öğün planı içinde yer alan karbonhidratı şeker içeren bir besinle yer değiştirerek kullanabileceği biliniyor. Peki nasıl beslenmeliyiz?
Diyetisyen Yasemin Batmaca bakın neler öneriyor?
1. “Tıbbi Beslenme Tedavisi”nde olduğunuzun bilincinde olun ve asla öğün atlamayın. Düzenli saatlerde yemek yemek, kan glikoz seviyesini olumlu etkiler.
2. Ideal kilonuza ulaşın: Kilolu olma nedeniyle, kan şekeri, tansiyon ve kolesterol seviyeleri çok daha zor kontrol altına alınır. Kilodaki %5-10′luk değişmelerden olumlu etki başlar.
3. Posalı ve tam tahıllı besinler tüketin: Tam tahıllı ekmekler, gevrekler, kepekli makarnalar, yulaf, kurubaklagiller gibi besinler tercih edilmelidir.
4. Daha fazla sebze, meyve ve kurubaklagillerden tüketin: Meyve suyu, posasını kaybettiği için kan şekerini hızlı yükseltebilir. Bu nedenle diyabette kullanımı önerilmez. Kurubaklagiller: Posa içeriği yüksek olduğu için beslenmede yer verilmelidir.
5. Daha az yağ tüketin: Yüksek enerji içerirler ve özellikle doymuş yağlar kolesterolü yükseltir. Bu nedenle doymuş yağları yüksek içeren, yağlı etlerin, tereyağlı kek, kurabiye, börek, cips, çikolata, kek ve bisküvilerin, ayrıca tam yağlı süt ürünlerinin (süt-yoğurt-peynir vb.) oldukça sınırlı tüketilmesi gereklidir.
Izgara yapma, fırında, mikrodalgada veya buharda pişirme gibi daha az yağlı pişirme yöntemlerini kullanın. Yağsız veya yarım yağlı süt ürünlerini tüketin. (süt, yoğurt, peynir, kefir vb.) Haftada 2 kez balık tüketmeye çalışın. Tüm yağlar yüksek enerji içerir. (kilo vermeye çalışıyorsanız, 1 yemek kaşığı sıvı yağ = 10 gram = 90 k.cal olduğunu unutmayın.)
6. Daha az tuz tüketin. Tuz; tansiyonu yükseltebilir.
7. Daha az alkol alın: Alkol tüketimi sınırlandırılmalı. Çünkü alkolün kalorisi yüksektir ve kullandığınız ilaçlarla etkileşime girebilir. .
8. Şekerli besinlerden uzak durun. Karbonhidrat temel besin maddesidir ve alımını yasaklamak doğru değildir. Sofra şekeri dediğimiz basit şekerlerden uzak durun.
Çay şekeri, şeker ve şekerlemeler, şekerli reçel ve marmelat (Diyabetik reçeller aşırıya kaçmadan tüketilebilir.). Pekmez, bal, şekerli çikolata Diyabetik çikolatalar aşırıya kaçmadan tüketilebilir.
9. Israrları geri çevirmeyi bilin: İkram edilen tüm yiyecekleri tüketmemelisiniz. Sağlığınız söz konusu olduğu için, ısrar edildiğinde gerekli açıklamayı yapmalısınız.
10. Kendinize inanın. Diyet irade savaşı olmamalı, hem sizin yaşam şekli ve beğenilerinize uyarak yaşam şekli değişikliğine olanak vermeli, hem de kendinizi tüm gün tok ve enerjik hissettirerek uyumu kolaylaştırmalıdır.
Hamilelik ve diyabet
Gestasyonel Diyabet: (Hamilelikte çıkan diyabet) Aile geçmişinde diyabet olması, gebenin obez olması, hamilelikte bir problem olması ve 40 yaşın üzerinde olması hamilelikte gestasyonel diyabetin ortaya çıkmasına sebep olabilir. 24 ile 28. haftalar arasında bu durum test edilmeli, eğer tespit edilirse mutlaka diyetisyeninizin beslenme önerileri uygulanmalıdır.
Doğru bilinen yanlışlar
Doğru bilinen yanlışlar: Ara öğünde “1 elma” yemek: Basında, çoğu zaman “Ara öğünde bir elma yiyin” şeklinde öneriler verilmekte. Fakat, diyabeti ve hipoglisemi vb. kan şekeri hassasiyeti olan kişilerde ara öğünde tek başına yenen meyve kişinin kan şekeri dengesini olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle şekere karşı hassas kişilerde, protein, yağ veya kompleks karbonhidrat içeren (1 çay bardağı light süt veya light yoğurt veya light kefir veya 30 gram, ortalama 1 top diyabetik dondurma veya 30 gram = 1 dilim peynir uygundur. Bunlara ulaşılamadıysa 5 fındık veya 7 badem veya 1 ceviz veya 1-2 adet diyet bisküvi veya 1-2 adet diyet grisini de dengelemek için kullanılabilir.) besinlerle tüketilerek kan şekerini yükseltme hızı yavaşlatılabilir, daha uzun süre tok hissedip, daha geç acıkma sağlanabilir.
Diyabet hastaları bu ilaçlara dikkat etmeli
ABD’li bilim adamları, Türkiye’de de kullanılan şeker hastalığı (diyabet tip 2) ilaçlarından “Avandia” ile “Actos”un kalp yetersizliği ve kalp krizine neden olduğunu ileri sürdü. ABD, ilaçlara kısıtlama getirmeden önce bağımsız araştırmacılardan ikinci bir test istedi. Üretici İngiliz Glaxo Smith Kline şirketi ise “Kalp krizine neden olduğu yönünde kesin kanıt yok, prospektüsünde zaten kalp uyarısı var” açıklamasını yaptı.
Amerika ve Avrupa başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde kullanılan ve piyasada “Avandia” ya da “Avendamet” adıyla satılan şeker hastalığı ilacı üzerine ABD’de yapılan araştırma, kaygı verici sonuçlar ortaya ıkardı. Araştırmanın sonuçları, New England Journal of Medicine adlı derginin mayıs sayısında yayınladı.
Gençler için de risk sözkonusu
78 bin şeker hastası üzerinde yapılan araştırma, 1999′dan bu yana piyasada bulunan İngiliz Glaxo Smith Kline şirketinin ürettiği “Avandia” adlı ilaç ile Japon Takeda Farmakoloji şirketinin ürettiği “Actos” adlı ilacın kalp yetersizliğini 2 kat, kalp krizi riskini ise, yüzde 43 oranında artırdığını ortaya koydu.
Geçen yıl sadece ABD’de 2 milyar dolarlık “Avandia” satan Glaxo Smith Kline, ilacın prospektüsünde uyarı bulunduğunu açıkladı. Ancak North Carolina Wake Forest Üniversitesi’nden Prof. Sonal Singh, “Geçmişte kalp riski bulunmayan, hatta genç yaştaki hastalarda bile kalp krizi riskini artırdı” diyerek firmayı yalanladı.
Kutuya yazılması gerekirdi
Amerikan İlaç ve Gıda Dairesi FDA, Glaxo Smith Kline’ın geçtiğimiz aylarda, bazı ürünlerinin prospektüsündeki kalp riski uyarısını güncellemek istediğini, ancak bu denli önemli bir uyarının kapakta ve siyah kutu içine yazılması gerektiği için talebin reddedildiğini duyurdu. FDA, “Avandia” adlı ilaca yönelik kısıtlama kararı almadan önce ilaçla ilgili bağımsız bilimadamları gruplarından da araştırma talebinde bulundu. Kurum ayrıca, Takeda şirketinin Actos, ve Merck & Co şirketinin de “Januvia” adlı ilaçlarının da incelenmesini istedi.
Türkiye’de de kullanılıyor
Avandia, Glaxo Smith Kline (GSK) ilaç şirketinin bir ürünü ve Türkiye’de aynı isimle satışı devam ediyor. Actos ise Lilly’nin bir ürünü, ancak Türkiye’de bu isimle mevcut değil. Bilim İlaç tarafından üretilen jeneriği “Glifix” var. Jenerik ilaçlar ve asıllarında etken maddeleri aynı olduğundan, bu ilaçların her ikisinin de Türkiye’de eczanelerde satıldığını söylemek mümkün. Şimdiye kadar herhangi bir toplatma kararı alınmadı.
Diyabet hastaları bunlara dikkat etmeli
Diyabetik beslenme programı sağlıklı yaşamak isteyen her insanın uygulaması gereken bir beslenme programıdır. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet; en basit tanımı ile, vücudun besinlerdeki enerjiyi kullanmasını etkileyen bir hastalık durumudur. Başka bir deyişle, pankreastan salgılanan insülin hormonunun yokluğu ya da yetersizliği sonucu, kandaki şeker miktarının artmasıdır.
Diyabeti olan herkesin düzenli bir beslenme planına ihtiyacı vardır. Bunun beraberinde fiziksel aktivite de düzenlenmelidir. Ağırlık kontrolünüz başta olmak üzere, sizin için en ideal beslenme planını bir beslenme ve diyet uzmanı kontrolünde planlayın. Diyetisyeniniz ayrıca alışveriş, etiket okuma, dışarıda yeme ve alkollü içecekler gibi spesifik konular hakkında da size yardımcı olabilir.
Diyabetiklerde sağlık sorunları
* Sık enfeksiyonlara yakalanma
* Göz rahatsızlıkları
* Böbrek sorunları
* Sinir iletimi bozuklukları
* Kalp rahatsızlıkları
* Yaraların iyileşemeyip gangrenlere dönüşmesi
* Hiper ya da hipoglisemi atakları
Şeker hastasına “sprey” müjdesi
Dünyada on milyonlarca şeker hastasının yaşamlarını sürdürebilmek için kullandığı insülin iğnesi, çok yakında tarih olacak. Amerikan Generex firması tarafından geliştirilen özel insülin spreyi, ağza sıkıldığı anda ağız içi zarından hemen kana karışarak etkisini gösteriyor. Klinik testleri tamamlanmak üzere olan insülin spreyi, gerekli yerlerden onay bekliyor.
İğne kâbusuna son
Amerikan Sağlık Bakanlığı’ndan onay alıp, piyasaya sürülmesi planlanan insülin spreyi, iğneden korkan ve iğnenin kullanışsız olduğunu düşünen binlerce şeker hastasının imdadına yetişecek. Generex Firması, onay aldıktan sonra spreyi İnternet üzerinden de pazarlayacak. Sadece Amerika’da 2 milyon şeker hastası, insülin iğnesi sayesinde hayatlarına devam ediyor.
Fazla kilolar ölüme götürüyor
Son yıllarda şeker hastalığında büyük gelişmeler kat edilmesine rağmen hastalığın hızla yayıldığına ve ölümlere neden olduğuna dikkat çeken uzmanlar, herkesi düzenli beslenmeye, egzersiz yapmaya davet ediyor.
Her 2 kişiden birinde şeker ortaya çıktığını söyleyen Doç. Dr. Şafak Güven, “Özellikle 40 yaş üzerinde görülen Tip 2 diyabet, direkt olarak fazla kilolarla alakalı. Bu nedenle bu yaş grubundaki insanların kilolarına özen göstermesi gerekiyor” diye konuşuyor.
Şeker hastalığı teşhisinin en kolay yolu
Bursa Göz Vakfı Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Erdinç Usta, “Unutulmamalıdır ki kontrollerin, tetkiklerin ve tedavilerin zamanında yapılması her zaman en iyi, en kolay ve en ucuz yoldur.” dedi. Usta, şeker hastalığı ilk tespit edildiğinde kişinin göz kontrolünden geçmesi gerektiğini söyledi.
Gizli seyreden bazı şeker hastalarında hastalığın tespiti esnasında bile retinopati olabildiğini belirten Dr. Erdinç Usta, “Hatta şeker hastası olduğunun farkında olmadan göz içi kanaması ile gelen hastalar da olabilmektedir. İlk tespitten sonra en geç yılda bir olmak üzere retinopatinin varlığına ve düzeyine göre kontrol aralıkları göz doktoru tarafından ayarlanır. Unutulmamalıdır ki kontrollerin, tetkiklerin ve tedavilerin zamanında yapılması her zaman en iyi, en kolay ve en ucuz yoldur. Yine unutulmamalıdır ki diyabetik retinopatilerin hemen her aşamasında uygulanabilecek bir tedavi şekli vardır. Ancak gecikmiş ve fazla ilerlemiş hastalıkta daha pahalı ve daha az yüz güldürücüdür.” dedi.
Öncelikle iyi bir göz muayenesinde retinopatinin (retinanın hasara uğraması) durumu büyük ölçüde gözlemlenebileceğini anlatan Dr. Usta, retinopatinin tedavisinde halen en temel yöntemin lazer fotokoagülasyon tedavisi olduğunu kaydetti. Hem damarların sızdırmalarını engellemede hem de göz içi kanamalarını önlemede iyi yapılmış lazer tedavisinin oldukça etkili olduğunu dile getiren usta şöyle devam etti: “Lazer tedavisinin yeterince yapılamadığı bazı durumlarda göz içine uygulanan ilaç tedavileri başarı sağlayabilmektedir. Bütün bu tedavilere rağmen ilerlemiş, kanamalı vakalarda en son tercih olarak vitrektomi ameliyatı gerekebilir. Bu ameliyatta esas olarak gözün arka iç boşluğu temizlenir, kanamalar giderilir. Son olarak şu uyarıyı eklemekte fayda görüyorum. Şeker hastalığı dünyadaki körlüklerin en önde gelen sebebidir. Lazer tedavisi uygun şekilde ve zamanında yapıldığında bu hastalığın temel tedavi yöntemidir. Şeker hastalarında oluşan görme azalması ya da kayıplarının sebebi lazer tedavileri değil, hastalığın kendisidir. Unutulmamalıdır ki şeker hastalığı ömür boyu devam edecektir ve buna bağlı göz sorunları da zamanla daha da ilerleyecektir. Bu kaçınılmaz ilerlemenin temel tedavisi olan lazeri, görme azalmasının sebebi olarak görüp tedavi olmamak sonuçta hastanın kendisine zarar verecektir. Şeker hastalığının süresi en önemli risk faktörüdür. Tanı konulan hastaların ilk 10 yıl içinde yarısında, 30 yıl içinde ise yüzde 90′ın da retinopati gelişir. Bunun yanında gizli seyreden şeker hastalığında, hastalık teşhis edilmeden retinopati gelişmiş olabilmektedir. Kan şekerin uzun vadede iyi düzenlenmesi retinopati oluşumunu geciktirir ancak tamamen önlemez. Yani şeker düzeyi iyi seyreden şeker hastalarında da geçte olsa retinopati görülür, bu nedenle göz kontrolleri ihmal edilmemelidir.”
Gebelik, hipertansiyon, kansızlık, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların varlığının retinopati ihtimalini artırdığını anlatan Dr. Usta, açıklamalarına şöyle devam etti: “Şeker hastalığı bütün vücutta olduğu gibi gözdeki damarların da duvarlarında hasara ve zayıflamaya neden olur. Zayıflamış olan damarlarda muayene sırasında görülebilen ilk belirti mikroanevrizma olarak isimlendirilen küçük damar baloncuklarıdır. Daha ileri aşamalarda damar geçirgenliği bozulduğundan damar içinde bulunan su, yağ ve kan, damar dışın çıkmaya başlar. Bu maddelerin görme merkezinde toplanması durumunda ciddi görme azalması meydana gelir.”
Şeker hastalığından korunma yolları
Şeker hastalığı, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kalp krizi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliği bunlardan sadece birkaçı. Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Ali Tarım, bu konu hakkında önemli bilgiler verdi.
Organları bozuyor
“Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen ‘diabetes mellitus’, pankreastan salgılanan ve kanda şeker seviyesini düzenleyen insülin adlı hormonun hiç yapılamaması veya kullanılamaması sonucu gelişen bir hastalıktır. Bu hastalıkta kanda şeker seviyesi yükselmekte ve sonuçta bir çok organda bozulmalar oluşmakta; eğer yapılan tedavi ve önerilere uyulmazsa ölümle sonuçlanmaktadır. Şeker hastalığında kalp krizi, yüksek tansiyon, böbrek yetmezliği, felçler, körlük ve daha birçok hastalık gelişmektedir.
“Çok ciddi sağlık sorunu”
Şeker hastalığı çok ciddi bir sağlık sorunu olup hastanın yaşam kalitesini kötüleştirmekte ve hatta ölümlere yol açmaktadır. Ayrıca hastayla beraber etrafındaki insanları da, kendisi ile birlikte moral ve ekonomik olarak yıkmaktadır.
Günümüz dünyasında şeker hastalığının görülme sıklığı her geçen gün artmaktadır. Bundan nasibini ülkemizde almaktadır. Bunun sebepleri arasında şehir yaşamının getirdiği stres, hareketsizlik, dengesiz beslenme (yağlı ve katkı maddeli hazır gıdalarla beslenme, taze sebze ve meyvenin azalan seviyede yenmesi, ayrıca bunların üretiminde suni kimyasal maddeler kullanılması), alkol ve sigara içiminin her geçen gün artması, uyku problemleri ve sonuçta şişmanlığın gelişmesi gösterilebilir.
Şeker hastalığından korunabilmek için neler yapmalıyız?
1. Günümüz yaşamının getirdiği stresten mümkün olduğu kadar etkilenmemeye çalışmak. Burada herkes kendi ruhsal yapısını iyi tanımak ve buna göre tedbirini geliştirmek zorundadır.
2. İdeal kiloya gelmek ve şişmanlıktan kaçınmak
3. Sigara, alkol ve kötü alışkanlıklardan uzak durmak
4. Dengeli ve doğal beslenmek. Suni kimyasal madde katkılı yiyeceklerden uzak durmak. (özellikle halk arasında abur cubur denilen hazır gıdalardan)
5. Düzenli uyumak.
6. Düzenli spor yapmak (özelikle doğada yürüyüşler)
7. Kendi merak ve yapısına uygun hobi tarzında uğraşlarla ilgilenmek.
Yukarıdaki öneriler aslında kaliteli ve sağlıklı bir yaşamın sırları olup şeker hastalığının dışında da birçok hastalığın önlemini oluşturmaktadır. Ayrıca şeker hastalığında genetik yatkınlık olup önümüzdeki yıllarda gelişen gen tedavisi bir umut ışığı gibi görünmektedir.”
Şekersiz şeker beyni vuruyor
İsim ve belirtilerdeki benzerliğine rağmen şeker hastalığı ile karıştırılmaması gereken ve halk arasında ‘Şekersiz Şeker/Diyabet Hastalığı’ olarak geçen Diabetes İnsipitus, çocukları da vuruyor. Pediatrik Endokrinoloji Uzmanı Dr. Nihal Memioğlu, kafa travması, beyin tümörleri, beyni etkileyen enfeksiyonlar, beynin gelişimsel bozuklukları, bazı böbrek hastalıkları, genetik yatkınlığın bu hastalığın en sık görülen nedenlerinden olduğunu söylüyor.
Diabetes Insipitus nedir?
Çok su içme, çok idrara çıkma ile kendini gösteren idrarı yoğunlaştıramama
hastalığıdır. Kan şekeri normaldir, bu nedenle şekersiz şeker hastalığı olarak da bilinir.
Nedenleri nelerdir?
Diabetes İnsipitus beyindeki hipofiz bezinden salgılanan, böbreklerden vücut suyunun tutulmasını sağlayan hormonun (antidiüretik hormon) eksikliği ya da etkisizliği nedeniyle doğuştan veya yaşamın ilerleyen dönemlerinde oluşabilir. Kafa travması, beyin tümörleri, beyni etkileyen enfeksiyonlar, beynin gelişimsel bozuklukları, bazı böbrek hastalıkları, genetik yatkınlık en sık görülen nedenlerdir. Bir grup hastada ise neden saptanamaz.
Ne gibi bulgularla kendini gösterir?
Bu hastalıkta böbreğin vücut suyunu gereğinden fazla atması dolayısı ile bol idrar yapma, buna bağlı olarak da susama ve çok su içme söz konusudur. Yeni doğan bebekte sık bez ıslatma, sık emme isteği, ateş, cilt kuruluğu, kilo alamama ve huzursuzluğa neden olur. Süt çocuğukluğu döneminde büyüme geriliği, nedensiz ateş, kabızlık, bol idrar ve çok su içme isteği vardır. Daha büyük çocukta çok su içme, çok idrara çıkma, gece su içmek için uyanma söz konusudur. Eğer hastalık önceden başladı ise kısa, zayıf, kuru ciltli çocuklar olarak karşımıza çıkarlar. Hasta çocuk soğuk suyu, tuz ve proteinden fakir yemekleri tercih eder. Eğer hipofizdeki diğer hormonların da eksiklikleri söz konusu ise, çok idrar yapma ve su içme belirgin olmayabilir, gözden kaçabilir.
Diabetes Insipitus tanısı nasıl konulur?
Öncelikle çocuğun gerçekten çok su içip idrara çıkıp çıkmadığı belirlenmelidir. Normal idrar miktarı çocuğun kilosuna göre değişir. Bunun için 24 saat boyunca yaptığı idrar miktarı ve tükettiği sıvı kayıt edilmelidir. İdrar miktarının fazlalığı kesinleşir ve idrar yoğunluğu değişik zamanlarda düşük olarak saptanırsa Diabetes İnsipitus düşünülmelidir. Kan şekerinin normal olması ve idrarda şeker olmaması ile şeker hastalığından ayrılır. Kanda hormonun düzeyi, elektrolitler ve böbreklerin çalışma kapasiteleri değerlendirilerek tanı kesinleştirilebilir. Antidiüretik hormonun eksik mi, yoksa etkisiz mi olduğunu belirlemek amacı ile ilaçlı test yapılması da gerekli olabilir.
Tedavisi nasıl yapılır?
Tedavisi eksik olan hormonun verilmesi ile yapılır. Antidiüretik hormonu içeren burun içine uygulanmak üzere hazırlanmış solüsyon, sprey ve hapları vardır. Eksiklik derecesine göre günde bir veya iki kez kullanılır.
En risklisi ‘gizli şeker’
Halk arasında gizli şeker olarak isimlendirilen durum, normal glükoz dengesi ile diyabet arasındaki metabolik durumu ifade etmektedir. Normalde, açlık plazma şekerinin 110 mg/dl olması gerekmektedir. Açlık plazma şekerinin 110 mg/dl’nin üzerinde fakat 140 mg/dl’nin altında yeni kriterlere göre 126 mg/dl) olması ise bozuk glükoz toleransı olarak tanımlanmaktadır.
Bozuk glükoz teloransı
Şeker yükleme testi yapılan kişilerde 2. saatteki plazma glükoz düzeyininin 140 mg/dl’nin üzerinde fakat 200 mg/dl’nin altında olması da bozuk glükoz toleransı olarak isimlendirilmektedir. Bu durumdaki kişilerin gün boyu kan şekerleri normaldir ve diyabetin klasik bulguları görülmez. Bununla birlikte, bu kişilerin, tip 2 diyabet için en riskli grupta olduklarından yaşam biçimlerini yeniden düzenlemeleri gereklidir.
Diyabet hastası anneleri bekleyen riskler
Diyabetin, hamileliğin başlangıcından doğuma kadar anne ve bebek organizmasını olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle hekimler diyabetin öncelikle hamilelik sırasında meydana gelip gelmediğini araştırıyor. Her iki şekilde de tedavinin amacı anneye zarar vermeden, sağlıklı ve sorunsuz bir bebeğin doğmasını sağlamak.
Acıbadem Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yalçın ve Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yaser Süleymanoğlu, diyabet hastası anneleri bekleyen riskleri şöyle sıraladı:
- Hamileliğin doğal süreci olarak, vücutta bazı hormonlar daha fazla salgılanıyor. Hamilelikte artan hormonlar (Beta HCG ve HPL) diyabetin oluşmasında rol oynuyor. Bu nedenle annenin vücuda şeker hastalığına yatkınsa, bozulmuş şeker toleransı veya hamilelik diyabeti tetikliyor.
- Diyabetin arttırdığı riskler arasında, kan şekerinin yüksek seyretmesi, hamilelik döneminde bebeğin aniden ölme riskini artırıyor.
- Diyabet hastasıysanız ve hamileliğinizde kontrollere gitmiyorsanız, bebeğinizde anormallik veya sakatlıklar oluşabilir.
- Diyabet hastası olmanız, bebeğinizin de diyabet hastası olacağı anlamına gelmez, çünkü diyabet ( şeker hastalığı) bulaşıcı değildir. Genetik potansiyeli vardır ancak çok yüksek değildir.
- Eğer bebeğiniz karnınızda aşırı kilo alıyorsa, bu bebeğinizde diyabet olduğunun göstergesi olabilir.
Gebelik diyabetine kimler yatkın?
- Birinci derece akrabalarda diyabet öyküsü varsa
- Hamilelik öncesi veya her zaman kiloluysanız
- Dört kilogram ve üzerinde bebek doğurduysanız
- Daha önce ölü doğum ve düşük yaptıysanız
- Daha önceki hamileliklerinizde “gebelik diyabeti” geçirmişseniz
- Hipertansiyonunuz (yüksek tansiyon) varsa ve kan yağlarınız yüksekse
- Yaşınız 30 ve üzerinde ise
- Sakat bebek doğurmuşsanız
- Daha önce “gizli şekerinizin” olduğu söylenmişse
- Yumurtalık kisti (polikistik over) sorunu yaşıyorsanız, gebelik diyabetinin risk grubu içerisinde olabilirsiniz
Diyabet hamileliği nasıl etkiliyor?
- Düşük riskiniz artar
- Ölü doğumları sıklaştırır
- Son dönem hamilelik tansiyonunuz (gebelik zehirlenmesi) oluşabilir
- Plasenta yırtığı ve ani kanamalarınız oluşabilir
- Hidroamnios (bebeğin içerisinde bulunduğu sıvının fazla olması) olasılığı artar
- Zor doğum ya da sezaryen ile doğum riskiniz yükselir
- Hiperglisemi (yüksek kan şekeri), hipoglisemi (düşük kan şekeri)gelişebilir
- Gebeliğinizde sık idrar yolu iltihabı oluşabilir
- Diyabetin doğum ve doğum sonrası etkisi
- Doğum sonrasında bebeğinizde omuz çıkıkları, sinir yaralanmaları, solunum zorluğu, şeker düşüklüğü ve sarılık meydana gelebilir. Sizde ve bebekte, iltihabi durumlara yatkınlık artar ve iyileşme süreciniz uzayabilir
Hamilelikte diyabet tanısı nasıl konuluyor?
- Hamileliğin 24-28′inci haftaları arasında, 50 gram glikoz ile tarama testi yapılıyor
- Test, günün herhangi bir saatinde yapılabilir. Suda eritilen 50 gram şeker alınır, 1 saat sonra kan şekeri değerine bakılmasıyla işlem son bulur. Eğer glikoz alımından 1 saat sonraki kan şekeri 140mg/dl altında ise, sizde “gebelik diyabeti” yok demektir
- Hamileliğinizde gebelik diyabeti tanısı konulmuşsa, lohusalık döneminin bitiminde 75 gram glikozla, OGTT (şeker yükleme testi) uygulanır. Bu test normal çıksa da, sonraki hamileliklerinizde ya da hayatınızın ileriki dönemlerinde, şeker hastalığına yakalanma riskiniz diğer insanlara göre yüzde 30–50 daha fazla olacaktır
Diyabet tedavisi nasıl yapılıyor?
- Eğer diyabetiniz varsa, hamile kalmadan birkaç ay önce sıkı takip ve tedavi programına alınmalısınız. Unutmayın, kan şekeri normal sınırlarda seyreden bir diyabetlinin hamileliği için hiçbir engel bulunmaz.
- İyi kontrol edilmiş hamilelik sürecinizle, siz de normal bireyler kadar sağlıklı bir hamilelik yaşayabilirsiniz.
- Diyabetiniz hamileliğiniz sırasında ortaya çıktıysa, başlangıçta hamileliğiniz takibe alınır. Size özel egzersiz ve beslenme planı uygulanır.
- Bir- iki hafta izlenmenize rağmen, kontrolü sağlanamayan kan şekeri düzeyiniz saptanırsa, düşük doz da olsa insülin tedavisine başlanmalıdır.
- Bu dönemde mutlaka kan şekeri ölçüm cihazı almalısınız ve kan şekerinizi her öğünden önce, öğünlerden 2 saat sonra ve yatarken olmak üzere 7 defa ölçmelisiniz.
- Tip 2 diyabetliyseniz ve oral (ağız yolu ile) kan şekeri düşürücü ilaçları kullanıyorsanız, diyabetinizi kontrol altında tutmak için ağızdan alınan ilaçları değil, insülin kullanmanız gerekir.
- Ağızdan alınan ve kan şekeri düşüren ilaçların çoğu bebeğe zarar verebileceğinden, hamilelik döneminizde kullanmamalısınız. Hamileliğinizde diyabete özgü bir komplikasyonunuz varsa, ağırlaştırabilir ya da bebeğinizin sağlığını risk altına sokabilirsiniz.
- Hamileliğinizden önce böbrek, göz, kalp, sinir sistemi ve dolaşım sistemi kontrolleriniz yapılmalıdır. Diyabet hastalığınız varsa, önceden tedavi altına girerek, hamileliğinizi planlamalısınız.