‘Kadın Doğum’ Kategorisi Yazıları
Gebelik süreci neden üç döneme (trimester) ayrıştırılır?
Gebelik gelişimini daha iyi anlamak ve değerlendirmek için gebeliği üçer aylık (trimester) üç döneme ayırırız. Fetüs açısından bakıldığında ilk üç ay daha çok hücrelerin çoğaldığı ve organların oluştuğu dönemdir, sonraki ikinci ve üçüncü üç aylık dönemde oluşan bu organların gelişme süreci açısından önemlidir. Bu nedenle ilk üç aylık süreç fetüsün yapılanma dönemi olduğundan ilaç alımı, enfeksiyon gibi ateşli hastalıkların geçirilip geçirilmemesi açısından çok önemlidir.
Gebe olarak annenin fiziksel, fizyolojik ve psikolojik değişimleri üçer aylık dönemlerde çok farklılık gösterir. Gebeliğe bağlı hastalıkların ortaya çıkması, seyri de her üç aylık dönemlerde faklıdır.
Bu nedenle biz gebelik sürecini; birinci, ikinci ve üçüncü üç aylık (trimester= üç ay) dönemlere ayırarak izleriz. Sizlerde birinci trimester, ikinci trimester veya üçüncü trimester kelimelerine alışmalısınız. Birinci trimester gebe kalınan ayın ilk haftasından 13. haftanın sonuna doğru tamamlanır, ikinci trimester 13. haftasının sonundan 27.haftanın sonuna dek sürer. Son üç ay ise 27. haftanın başından doğuma dek yani 40+ olan dönemdir.
Gebelik dönemlerini üç aylık (trimestere) dönemlere göre inceleyebileceğiniz gibi aylık, hatta haftalık ta izleyebilirsiniz. Gebelik dönemlerinde yaşanan sorunlar daha sık ve şiddetli olduğu hafta, ay veya trimester de incelemeye çalışıldı. Sadece anlatıldığı dönem veya sürece bağlı değil tüm gebelik dönemini kapsamaktadır. Bu nedenle gebelik döneminde yaşanan sorunlara göre de yararlanabilirsiniz.
Riskli Gebelikler
Gebelik ve doğum, büyük oranda sorunsuz geçen, anne, baba ve aile çevresi için, mutluluk, heyecan ve keyif dolu bir dönemdir. Sağlıklı bir gebelik ve doğum için, gebelik öncesi, gebelik, doğum ve lohusalık döneminin, doğum hekimini gözetiminde geçmesi en ideal olanıdır. Bu süreçte riskli durumların erkence saptanması, ailenin ve bebeğin sorunlarına en uygun çözümü sağlar.10-15 yıl önce hiçbir şey yapılamayan durumların tedavisi ve önleminin alınması, günümüzde mümkün olmaktadır.Bu nedenle, bazı durumlar, gebeliğin daha dikkatli ve riskli gebelikler konusunda deneyimli doktorlarca takibini gerektirir.Risk doğuran durumlar birkaç bana grupta kendini gösterir.
* Anne – babaya ait sorunlar
o Anne, baba veya ebeveynlerin ailelerinde görülen genetik hastalıklar,
o Akraba evlilikleri
o Anne veya babanın yaşı
o Annedeki kilo problemleri
o Annenin daha önce geçirdiği ameliyatlar
o Sigara, alkol ve toksik madde bağımlılığı
o Gebelik zehirlenmesi
o Kan uyuşmazlığı,
o Erken doğum
o Suların erken gelmesi
o Tekrarlayan gebelik kayıpları
o Miad (Gün) aşımı
o Annede görülen ve tüm organ ve sistemlere ait hastalıklar. Özellikle rahim anormallikleri � urları ( Miyomlar) , kalp-damar hastalıkları, kan hastalıkları, diabet, hipertansiyon, guatr, bağışıklık sistemine ait hastalıklar, enfeksiyonlar,
o Annenin kullandığı ilaçlar, röntgen ışını veya radyasyona maruz kalma,
o Kaza ve yaralanmalar,
* Fetusa ait sorunlar
o Çoğul gebelikler
o Fetusun çeşitli organ ve sistemlerine ait bozukluklar, anormallikler,
o Gelişme bozuklukları: Çok iri veya çok zayıf bebekler,
o Bebekteki sıvı toplanmaları ( Hidrops fetalis)
o Fetal enfeksiyonlar,
o Genetik hastalıklar : Down sendromu ve benzeri genetik hastalıklar,
o Bebeğin eşine ( placenta, son ) veya su kesesi ve zarlarına ait, problemler,
Riskli gebeliklerde, normal gebelik takibi sırasında yapılan testler ve muayene yöntemleri yanısıra aşağıdaki testlerin bazıları da kullanılmaktadır.
* Genetik tarama testleri: İlk Üçay Testi, Üçlü Test, Dörtlü Test
* Amniosentez (amnion sıvısı örneği alınması),
* Genetik ultrasonografi, anomali taraması, 4 boyutlu ultrason,
* Rahim ağzı yetmezliğinin tanısına yönelik ultrasonografi,
* CVS (Korion Villus örneklemesi),
* Kordosentez ( fetal kan örneği alınması),
* Kardiotokografi (NST)
* Doppler ultrasonografi ile fetus ve eklerinin ve ayrıca rahime ait damarlardaki kan akımının değerlendirilmesi,
* Fetal kan, amnion sıvısı veya bebekten alınan biopsilerden yapılan tetkikler.
* Fetal MRI
Gebelikte Oluşan Değişiklikler
Sağlıklı bir gebelik için hamilelik süresince anne vücudunda birçok değişiklik oluşur. Bu değişiklikler döllenme ile başlar ve hamilelik süresince devam eder. Tüm organ sistemleri etkilenir. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ebru Füsun Akbay gebelikle birlikte vücutta meydana gelen değişiklikler ile ilgili bilgi verdi. Yazının Devamını Okuyun.. »
Hamilelikte Doğru Beslenme
Bebeğinizin sağlıklı gelişimi ve kendi sağlığınız için hamilelik sırasında doğru beslenmeniz büyük önem taşıyor. Doğru beslenmenin anahtarı ise bilinçli olmaktan geçiyor. Anne adayının hangi besin öğelerini nasıl ve ne kadar alması gerektiği konusunda bilinçli olması sağlıklı bir hamilelik geçirmesine büyük katkı sağlıyor. Doğan Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Emine Sezen hamilelikte doğru beslenme hakkında bilgiler verdi.
Anne adayı hamile kalmadan önce kilosunu dengelemelidir
Anne olmaya karar vermeden önce kilonuzun ideal sınırlarda olması gerekmektedir. Çünkü zayıf annelerin bebeği zayıf ve duyarlı olur. Fazla kilolu annelerin hem kendileri, hem de bebekleri risk atındadır. Fazla kilolu anneler hamilelikte şeker, zehirlenme ve albümin hastalığı denilen durumlarla daha sık karşılaşmaktadır.
Buna göre hamilelik Yazının Devamını Okuyun.. »
Hamilelikte Ne Yemeli 5 Süper Öneri
Hamilelikte iyi beslenmeniz bebeğinizin sağlıklı gelişimi için çok önemli. Kendi sağlığınız da yeterli ve dengeli beslenmenizle doğru orantılı.
Hamileliğiniz sırasında ihtiyacınız olan en önemli besin maddelerini almanızı sağlayacak beş yiyeceğin hangileri olduğunu biliyor musunuz?
İşte alışveriş listenize mutlaka eklemeniz gereken beş süper yiyecek ve onları süper yapan nedenler:
Anne Karnındaki Bebeğin Hareketleri
Hamile kadınların çoğu için, rahim içindeki ilk hareketleri hissetmek heyecan verici ve bebeğin gerçekten olduğunu gösteren elle tutulur bir kanıttır. Bebeğin rahim içinde hareket ettiğini görmenizi sağlayan ultra-son tetkiki yaptırmış olsanız bile, kendiniz hissetmeden size gerçek değilmiş gibi gelebilir. Eğer ilk kez anne oluyorsanız, büyük ihtimalle bebeğinizin hareketlerini hissetmeye 18 – 20 haftalar civarında başlarsınız, ama daha önce doğum yaptıysanız, ilk hareketler 16-18 haf*talarda ve hatta daha önce görülebilir. Bunun sebebi, bebeğin ilk fark edilebilen hareketlerinin -hızlanma- kanat çırpmaya ya da oltadaki Yazının Devamını Okuyun.. »
Bebeğinizin Zeki Olması İçin
Yalnış okumadınız bebeğinizin zeki olması elinizde…
Zeka sadece genetik unsurlarla kendini göstermez. Hamile dönemindeki durumunuz yaptığınız şeyler bebeğin zeki olması konusunda etkilidir. Bunlar düzenli kilo almak, müzik dinletmek, düzenli yemek yemek ve düzenli spor yapmak bebeğin zeka gelişimi için önemli olacaktır.
• Öncelikle anne Yazının Devamını Okuyun.. »
Beklenen Doğum Tarihi Nedir?
Doktorunza vereceğiniz bilgiler önemlidir.
Beklenen doğum tarihi sizin doktorunuza verdiğiniz bilgilerle belirlenir. Genellikle basit kurallarla doğum tarihi bulunur. Normal adetin ilk gününe 7 ekledikten sonra üç ay geri gidilir. Bir yıl eklendiğinde alınacak olan sonuç bebeğinizin muhtemel doğum tarihini size vermiş olur. Mesela son adet tarihiniz 9 mart ise 9+7:=16 mart dan üç ay geri gidilerek 16 aralık beklenen doğum tarihidir. Her kadının adet döngüsü 28 günde bir olmadığı için bazı sapmalar olabilir.
Yumurtlama (Ovülasyon) Ne Zaman Oluyor ? Gebelik için en uygun zaman
Yumurtlama (Ovülasyon) Ne Zaman Oluyor ? Gebelik için en uygun zaman
Salgı İnceleme Yöntemi
Rahimağzından salgılanan mukus (mukus, “kaygan, yapışkan sıvı” anlamına gelir), adet döngüsü boyunca salgılanan hormonların (östrojen ve progesteron hormonları) etkisiyle döngünün farklı günlerinde farklı özellikler gösterir. Bu değişiklikleri anlayabildiğinizde yumurtlama gününüzün olduğu zamanı da doğru bir şekilde belirlemeniz mümkündür.
Günlük kontrollerinizde rahimağzı salgınızın Yazının Devamını Okuyun.. »
Suda Doğum
Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılagelen bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. Dokümente edilen ilk su altı doğumu 1803 yılında Fransa’da yaşanmıştır. Ancak bu planlı bir doğum değidir. Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf Yazının Devamını Okuyun.. »