‘Güzellik,Cilt Bakımı’ Kategorisi Yazıları
Banyo sözlüğü
Sizin için küçük bir banyo sözlüğü oluşturduk. Böylece hem öğrenecek, hem de hoşunuza gideni seçebileceksiniz.
Banyo jeli: Banyo jeli, banyoyu kremli- köpüklü bir bakım macerasına dönüştürür. İçindeki malzemeye göre de stres giderici, gevşetici veya dokuları sıkılaştırıcı bir etki gösterir.
Banyo tuzu: Bu tuzlar köpük oluşturmazlar. Tuz kristalleri suda çözülmeye başlayınca, ciltte hafif yanmalar meydana gelebilir. Hatta bu, kişinin sızlanmasına da neden olabilir. Banyo tuzlarının değişik türleri vardır.
Süt banyosu: Kleopatra’nın her zaman sır gibi tutulan güzellik banyosudur. Sütteki yağ ve protein miktarı, ciltte düzleştirici ve dinlendirici bir etkiye neden olur. Bunun için hazır süt banyosu ürünlerinden satın almanız gerekiyor.
Banyo tabletleri: Bu tabletler suya kaynayan bir hava vererek, fokur fokurmuş gibi gösterir. Sırtınıza bir tablet yerleştirin ve üzerine yatın. Oluşan fokurtular, bir masaj etkisi yaratacaktır.
Şişen gözler için basit önlemler
Çok az ya da çok fazla uyku, bir gece önce alınan alkol, aşırı tuz ve kafein, sabahları şiş gözlerle uyanmanın başlıca nedenleri. Ancak, ertesi sabah aynada hoş olmayan görüntülerle karşılaşmak istemiyorsanız, bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.
Bakım
En az 7 saat uyuyun. Yatmadan önce göz çevrenize nemlendirici sürmeyin. Bunun yerine jel kullanın. Jelli kremler, göz çevresini rahatlatır ve sıkılaştırır. Hatta daha iyi bir sonuç elde etmek istiyorsanız, göz jelinizi buzdolabında iyice soğuttuktan sonra kullanın.
Tüm bunlara rağmen sabah şiş gözlerle uyandıysanız, üzülmeyin kısa zamanda eski hale gelebilmeniz için de tavsiyelerimiz var…
Patates ve buz mucizesi
Çiğ patatesi yuvarlak dilimler halinde kesin. Gözlerinizin üzerine birer tane yerleştirip, 10-20 dakika arası tutun. Şişliklerin inmesini beklemek için zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevrenizde hafifçe gezdirin.
Bu uygulamalar işe yaramıyorsa, tek çare şişlikleri makyajla kapatmak…
- Ten rengindeki kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar olan bölgeye sürün.
- Farınızı koyu renklerden seçin.
- Koyu renk bir rimeli, sadece üst kirpiklerinize sürün.
- Alt kirpiklere rimel sürerseniz, şişlikler daha çok ortaya çıkar.
Makyaj kadınlarda koordinasyonu geliştiriyor
Fransa’daki St. Etienne Üniversitesi’nin araştırmasında, makyajın özellikle yaşlı kadınlarda dengeyi sağlamaya yardımcı olarak, ciddi kırık ve yaralanmalara yol açan düşmeleri engellemede rol oynayabildiği belirtildi.
Araştırmaya göre, ruj, rimel, allık sürerken yapılan hareketler, bir nevi esneme ve uzatma egzersizleri yerine geçiyor ve bu da dengeyle koordinasyonu geliştiriyor.
65-85 yaş arası kadınlar arasında yapılan araştırmada, kadınların yer çekim merkezini ölçmek için özel bir ayakkabı tabanı ile duruşlarını izlemek için özel bir kemer kullanıldı.
Araştırma sonucunda, her gün makyaj yapan kadınların denge ve duruşlarının daha iyi olduğu, daha az düşme tehlikesi geçirdikleri görüldü. Araştırma başkanı Dr. Patricia Pineau, “Bu kadınlar dik duruyorlar ve daha az düşüyorlar” dedi.
Daha önce yapılan bir araştırma da küçük yoga hareketlerinin yaşlılarda düşme riskini azalttığı saptanmıştı.
Kalça kemiklerini kıran yaşlıların bir yıl içinde ölme olasılıklarının yüzde 20 ve 75 yaş üzerindekilerin önde gelen ölüm nedenlerinden birinin düşme olduğu belirtiliyor.
Burun kusurlarına makyaj hileleri
Makyaj yaparken kullanılan belli kurallar ve yöntemler vardır. Açık renkler hatları ön plana çıkartır, koyu renkler geri plana atar. Açık renk olarak şeffaf pudra, koyu renk olarak pudra veya allık kullanılabilir.
Burun ile dudak arası uzun olanlar; bu uzunluğu geri plana alabilmek için burun ile dudak arasını boyamalısınız.
Burun ile dudak arası dar olanlar; çok dar olan bu bölgeyi ön plana çıkarmak için açık renklerle boyamalısınız. Burun
Burun kusurlarını düzeltme teknikleri
Küçük burun
En ideal burun şeklidir. Fakat yüzde kaybolacak, dengeyi bozacak kadar küçük ise ve gözler iriyse burunu ön plana çıkarmak gerekir. Bunun için de burun kemiği ve kanatlarını tamamiyle açık renk fondöten ve pudra uygulamalısınız.
Düz ve kısa burun
Bu tip burunlarda burnun bitimine ve iki kaşın arasına açık renk fondöten ve pudra sürülür. Bu sayede burun biraz daha uzun görünür.
Uzun burun
Burnun uzun olan alt uç kısmına koyu renk fondöten ve pudra ile gölge yapılarak uzunluk geri plana alınır.
Burnunuzu uzun buluyorsanız; kaş başlarınızın burna çok yakın olmamasına dikkat edin. Burun kökü ve ucuna gölgeleme yapın. Alnınızı ve çenenizi çıkık göstererek burnu daha önemsiz kısalıkta olduğunu vurgulayabilirsiniz.
Kemikli burun
Burundaki kemiğin üzerine koyu renk fondöten ve pudra sürülür. Bu sayede koyu renkle kemikli kısım geri plana alınır.
Büyük burun
Bu tip burunlarda, koyu renk fondöten ve pudra ile burun şekli yeniden belirlenir. Gözlerden başlayarak, burnun iki yanına inen gölgeler burun kanatlarına dağıtılır. Burun daha ince ve zarif gözükür.
İşte size bir kaç tüyo
Burnu kısaltmak için uç kısmını gölgeleyin ama allık ile kırmızı fırça vuruşu burnu daha şiş gösterir unutmayın. Burnunuza yaptığınız gölge oyunlarını güneş ışığında kontrol etmeden dışarı çıkmayın, eliniz alışıncaya kadar leke yapabilirsiniz. Makyaj profesyonelliği zamanla olur.
Kusursuz gelin makyajının sırları
Mükemmel bir makyajın en önemli sırrı pürüzsüz, temiz bir cilde sahip olmaktır. Bu nedenle gelin adayının nikâhtan en az bir hafta öncesinde cilt bakımı yaptırması yararlı olacaktır. Cilt bakımının ardından en mutlu gününüzde güzelliğinize güzellik katmak için dikkat edilmesi gerekenler ise şunlar…
Ten makyajı
Kapatıcıyla (concealer) fondöten, pürüzsüz ve homojen bir cilt görünümü için gereklidir. Beyaz bir kıyafet giyeceğinizden, kapatıcı tonunu fazla açık seçmeyin, yoksa yüzünüz silikleşebilir. Doğal bir sıcaklık için, ten renginize uyumlu sarı tonlarında fondöten ve pudra seçin.
Düşük yakalı bir gelinlik giyecekseniz, boynunuza da pudra ve allık uygulamayı unutmayın.
Göz makyajı
Gözlerinizi belirginleştirmek için açıktan orta koyuluğa kadar olan tonları seçin. Kaş kemiğinin tam altına gelecek şekilde, açık tenliyseniz beyaz, daha koyu tenliyseniz ise kemik rengi gölge uygulayın. Bu efekt gelinliğin beyaz ve genellikle ipeğimsi görüntüsüyle hoş bir bütünlük oluşturur.
Kakao, kum gibi orta renk tonundaki farlar göz kapağı çevresini vurgulayabilecek güzel renklerdir. Son belirginliği gözünüze vermek için alt ve üst göz kapaklarını kahverengi, maun, lacivert veya kömür rengi gibi koyu ve natürel bir tonla gölgeleyin.
Kaşların da belli bir oranda belirginleştirilmiş olması gerekir. Ancak tüm dikkati çekecek kadar değil! Doğal bir görünüm için saç renginize uyumlu bir far rengi seçerek kaş fırçasıyla uygulayın. Kaşlarınızı alıyorsanız, bu işlemin düğün gününden birkaç gün önce yapılması, istenmeyen kırmızılık görüntülerini de önleyecektir.
Bu özel gününüzde mutlaka suya dayanıklı (waterproof) rimel kullanın. Rimeliniz daha uzun ömürlü olacağı gibi bu duygusal gününüzde gözyaşlarınızın güzelliğinizi gölgelememesini de sağlayacaktır. Çok açık tenliyseniz koyu kahverengi rimel kullanın. Aksi takdirde siyah rimel en doğru seçimdir. Rimel uygulamadan önce kirpiklerinizi daha uzun ve gözlerinizi daha büyük göstermek için onları kirpik aparatıyla kıvırın.
Yanaklar için makyaj
Sizi sağlıklı gösterecek bir allık rengi seçin: açık tenliyseniz pembe, koyu tenliyseniz roze tonları gibi. Allığınızı yanaklarınızdan elmacık kemiklerinize doğru ve alnınıza uygulayın. Daha canlı görünmek için, sadece elmacık kemiklerinize bir ton açık allık sürün. Allığınızı normalden biraz daha yoğun olacak şekilde uygulayın.
Taze ve parıltılı bir görünüm için yanaklardan yukarı, saç diplerine doğru allık uygulamayı ve bütünde homojen bir görünüm elde etmeyi unutmayın.
Dudak makyajı
Her zaman kullandığınızdan bir-iki ton açık bir ruj seçin. Pembe, roze, erik kurusu tonlar gelinler için idealdir. Normalde kahve veya nötr bir ruj rengi kullanıyorsanız, bunu baz tabakanız olarak kullanın ve bu katın üzerine pembe veya erik kurusu ruju uygulayarak dudaklarınızı canlandırın. Daha sonra dudak kalemiyle dudak hatlarınızı belirginleştirin.
Kuru ciltlerden korunma yolları
Yaşa bağlı olmaksızın meydana gelen cilt kurulukları birçok nedenden dolayı oluşabilir. Ciltteki pullanma ve sıkıntı verici bir gerginlik hissine neden olan kuru ciltlerden kurtulmanın yollarını merak ediyorsanız işte aradığınız cevaplar…
Kuru cilt; tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten hücrelerden oluşan stratum korneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Bu tabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, çatlar ve pullanır. Stratum korneum su tutan maddeler içerir ve cildin daha cildin alt kısımlarından suyun sızmasını engeller. Hücreler ve yağdan oluşan bir film tabakası içeren stratum korneum tarafından su tutulur ve ciltten buharlaşması engellenir.
Kuru, pullu cildi tetikleyen faktörler nelerdir?
Kuru cilt herhangi bir yaşta ve bir çok nedenden dolayı oluşur. Kuru cilde neden olan koşullar:
- Kuru hava, özellikle kış aylarındaki düşük nem,
- Düşük nem bulunan yerler, özellikle merkezi ısıtmanın olduğu kapalı alanlar, ateşe veya ısıtıcı fanlara yakın oturma,
- Rüzgara maruz kalma,
- Sık yıkanma, duş alma ve yüzme, özellikle bol klorlu aşırı sıcak ve soğuk suda yüzme,
- İdrar söktürücü ilaçlar,
- Kalıtsal faktörler ve artan yaş ile sebum (yağ) gibi doğal nemlendiricilerin azalması,
- Atopik egzama, sedef ve ihtiyosis gibi cilt hastalıkları,
- Metabolik faktörler, tiroid bezinin yeterince çalışmaması veya aşırı kilo kaybı
- Sabun, deterjan ve çözücülere maruz kalma.
Ciltten su kaybı en sık hangi durumlarda olur?
Ciltten su kaybını arttıran diğer önemli bir faktör, ciltten banyo esnasında kaybedilen sıvıdır. Sıcak su ile yıkanma ve sabunlar, ciltteki koruyucu yağ tabakasını azaltırlar. Banyoda azalan yağ eğer dışardan uygulanan bir nemlendirici ve yağ ile dengelenmezse; ciltten su kaybı artar ve banyodan sonraki bir saat içinde, cilt normalde olduğundan daha kuru bir hal alır. Deterjanlar ve çözücüler de benzer şekilde, cildin yağ tabakasını kaldırarak cildi kuruturlar.
Cilt pullanması nasıl oluşur?
Cilt pullanması stratum korneum dediğimiz cilt yüzeyinden hücrelerin gözle görülebilir şekilde ayrışması ile oluşur. Normal ciltte bu süreç gözle görülmez, çünkü hücreler tek tek dökülür. Pullu ciltte cilt hücreleri birbirlerinden ayrılamazlar ve bu da gözle görülebilen kepeklenmeye neden olur. Bu durum kuru ciltte herhangi bir nedenle gelişebilir; ayrıca seboreik egzama, sedef ve ihtiyosis hastalığında cilt hücrelerinin yapısı bozuktur ve birbirlerinden kolay kolay ayrılamazlar.
Kuru ciltten korunmanın yolları nelerdir?
Herhangi bir nedenle kuruluğa eğilim gösteren cildin, sabun ve su ile teması azaltılmalı ve nemlendiriciler kullanılmalıdır.
Sıcak sudan ve aşırı su temasından kaçının. Sıcak su cildin doğal yağlarını ortadan kaldırır ve cildi kurutur.
Banyo sıklığını azaltın. İki günde bir veya daha seyrek banyo yapın ve yıkanma sıklığınızı azaltmak için kirlenmemeye dikkat edin.
Banyo ve duş süresini kısa tutun. Kısa bir duş ve banyo cildi nemlendirir, fakat cildi havlu ile ovuşturmak veya ciltten suyun buharlaşması deriyi kurutur. Bu nedenle banyo ve duş süresi uzatılmamalı ve ılık su ile yıkanılmalıdır.
Duştan sonra cildinizi havlu ile ovuşturmayın. Bunun yerine cilde havlu ile hafifçe dokunarak kurulanılmalıdır.
Hafif sabunlar kullanın. Sabunlar cildi kurutur. Hafif, fakat fazla yağ içeren sabunlar veya sabunsuz temizleyiciler (pH seviyesi cildinizin pH seviyesine uygun (5.5) dermokozmetikler) kullanılmalıdır. Bu arada sabun kullanımını da minimale indirilmelidir.
Banyodan sonra cildiniz hemen nemlendirin. Banyodan sonra cilt halen nemli iken, nemlendirici losyon ve kremleri uygulayınız. Banyo sonrasında cildinizi tamamen kurularsanız, cildin doğal nemi de buharlaşarak deriden uzaklaşır. Nemlendirici losyon ve kremler, gün içinde ihtiyaç olduğunda kullanılmalıdır. Çok şiddetli kuruluk olduğunda laktik asit veya üreli nemlendiriciler kullanılmalıdır.
Cilt kuruluğu cilt hastalıklarına neden olabilir mi?
Bazı kişilerde cilt kuruluğu, dermatit (egzama) denen cilt hastalığına neden olabilir. Dermatit cildin inflamasyonuna verilen addır. Bu durum alt bacaklarda egzema craquele; gövde, kollar ve bacaklarda ise numular dermatite neden olur. Bazen de ciltten herhangi bir döküntü olmadan kaşıntı görülebilir. Bu duruma yaşlılığa bağlı kaşıntı veya kış kaşıntısı denir. Dermatit geliştiğinde dermatoloji uzmanları kortizon içeren kremleri reçete ederler. Kortizonlu kremler dermatit bulunan alanlara uygulanır. Dermatit iyileştiğinde uygulamaya son verilmeli, daha sonra dermatitin yenilenmesini engellemek amacıyla nemlendiriciler kullanılmalıdır.
Cildin iyi nemlendirilmesi cilt kuruluğunu düzeltir, eğer cildiniz tüm kurallara uyulmasına rağmen iyileşmiyorsa dermatoloji uzmanına başvurunuz.
Porselen gibi bir cildin ipuçları
Günümüz kadınları zamanın ciltlerinde oluşturduğu acımasız izlerden kurtulmak için teknolojinin tüm nimetlerini cesurca uyguluyorlar. Basenler küçülüyor, göğüsler dikleşiyor, cilt kusursuz bir porselene dönüşüyor. Sürekli gelişen ve yenilenen estetik dünyası, son günlerde ciltteki kırışıklık ve lekelere karşı savaşan yepyeni doğal bir yöntemden bahsediyor: mezolift.
Uzmanlar, özellikle orta yaş kadınları için şimdilerde gençlik iksiri haline gelen ve yıpranmış ciltlerde adeta doping etkisi yaratan mezolift yöntemiyle yüz, boyun, dekolte ve el bölgesinde oluşan yaşlanma etkilerinin giderilmesinin yanı sıra, sigara ve alkolden zarar gören cildin yeniden yapılanmasının sağlandığını belirtiyor.
Mezoliftin öncelikle orta yaş ve üstündekilerde, sigara kullananlarda, güneşin zararlı etkilerine maruz kalmış, yıpranmış ve bakımsız ciltlerde, beslenmesine dikkat etmeyenlerde ve kuruma, esneme gibi şikâyeti olan kişilerde iyileştirici etkisi oldukça fazla. Fakat sağlık ve estetikte olduğu gibi, ciltte yıpranma etkileri henüz başlamadan, kırışıklık ve çizgiler henüz oluşmadan düzenli olarak mezolift yaptırmak, cildin olduğundan daha genç, canlı ve sağlıklı görünmesini sağlıyor.
Nasıl bir yöntem izleniyor?
Tedavinin ilk aşamasında profesyonel bir cilt temizliğinin ardından yüzeye sürülen bir krem ile lokal anestezi yapılıyor. İkinci aşamada, alerjik etkisi olmayan doğal sentez maddeler deriye enjekte ediliyor. Mezolift yöntemi ile cilde enjekte edilen A vitamininin peeling etkisi nedeniyle ciltte oluşan güneş lekelerinin de rengi açılıyor.
Özellikle 30 yaş ve üzeri kadın ile erkeklerde yaşlanma belirtilerinin önemli ölçüde gerilemesini sağlayan mezolift tedavisinde, ortalama 6 – 8 seans uygulama yeterli oluyor ve bu işlemin her yıl sonbahar aylarında kür halinde uygulanması öneriliyor.
İlk dört seansın on gün arayla uygulanması ve sonrasında etkinin kısa sürede kendini göstermesi için genellikle ayda bir uygulama yapılması öneriliyor. Ayrıca mezolift seanslarından sonra genellikle 24 saat güneş banyosu yapılmaması, uygulanan bölgelerin 12 saat süreyle yıkanmaması ve herhangi bir maddenin sürülmemesi de dikkat edilmesi
gereken noktalar.
Botoks mu, mezolift mi?
Özellikle son yıllarda kadınlar arasında hızla yayılan botoksun tahtına göz diken mezolift, tüm yüz bölgesine rahatlıkla uygulanıyor. İki işlem arasında şöyle bir farklılık bulunuyor. Botoks alın ve göz kenarlarına kas içi uygulanan ve sinir iletisini bloke eden bir maddedir. Bu etkisiyle kırışık ve çizgileri oluşturan kas gruplarının hareketini durdurur. Oysa mezoliftin kas veya sinirsel yapılarla ilişiği yoktur. Amacı kaslarda blokaj oluşturmadan ve mimikleri engellemeden cildi beslemek, canlandırmak, diri ve gergin görünmesini sağlamaktır.
Teknik olarak botoks uygulamasına benzeyen mezolift, tüm yüz ve boyun bölgesine de rahatlıkla uygulanıyor. Aslında her iki yöntem birbirini tamamlayan ve birlikte uygulandıklarında çok iyi sonuçlar veren estetik uygulamalardır.
Zayıflamak için 50 altın öneri
Çoğu zaman kilo almamıza neden olan kimi alışkanlıklarımızın farkında olmayız. Hâlbuki çoğunlukla basit ayrıntılara dikkat etmek bile hem sağlığımızı korumamızda hem de formda kalmamızda büyük önem taşır. Uzmanlar zayıflamak için dikkat edilmesi gereken 50 altın zayıflama önerisini anlatıyor.
Püf noktaları hem eğlencelidir hem de hayatı kolaylaştırır. Kocaman sorunları küçük hilelerle çözmenin tadına varmak ve formda kalmak için ünlü diyetisyenlerin 50 altın önerisine kulak verin…
1. Zayıflamak için elinizde yeterli nedenler olsun ve düşence olarak kendinizi buna hazırlayın.
2. Zayıf günlerinizden bir fotoğrafınızı mutfağınıza asın.
3. Lokmalar arasında yarım dakika kadar ara vermeye çalışın.
4. Kesinlikle aç karnına alışverişe gitmeyin.
5. Televizyon izlerken ya da kitap okurken bir şey atıştırmayın.
6. Her öğünde sadece bir porsiyon yiyin.
7. Yemekten sonra hemen dişlerinizi fırçalayın.
8. Kendinize “Karnım gerçekten aç mı?” sorusunu sorun.
9. Isırdığınız her lokmanın tadını almaya çalışın.
10. Yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri tercih edin.
11. Yürüyüşlerinizi yemekten sonra yapın.
12. Aperatif olarak bir şeyler içmek istediğinizde sadece domates suyu için.
13. Sebze yemeklerinin üzerine dökeceğiniz sosları suyla hazırlayın.
14. Meyve sularını yarı yarıya maden suyuyla karıştırıp öyle için.
15. Ayakta yeme yerine, oturarak yemeyi tercih edin.
16. Yemeğin dozunu fazla kaçırırsanız ertesi gün küçük bir diyet uygulayın.
17. Izgara yapacağınız eti yağlamak yerine soslayın.
18. Her öğünden önce yulaflı bir şeyler atıştırın.
19. Diyet ya da light içecekleri tercih edin.
20. Abur cubur yerine küçük taneli meyvelere yönelin.
21. Her lokmanızı 20 kere çiğneyin.
22. Açlık hissettiğinizde şekersiz bile olsa sakız çiğnemeyin.
23. Açlık hissettiğinizde evden dışarı çıkmaya çalışın.
24. Açlık hissettiğinizde ince bir dilim salatalık yiyin.
25. Kendinize vanilyalı, meyve sulu buzlar hazırlayın.
26. Davetlere gitmeden önce yağsız küçük bir yoğurt yiyin.
27. Peynir iştah keser, miktarına dikkat ederek yemek öncesi yiyebilirsiniz.
28. Yatarken kesinlikle ağzınıza şeker atmayın.
29. Bitki özlü çaylar için.
30. Her öğünden önce bir bardak maden suyuna limon sıkıp için.
31. Sevdiğiniz şeyleri küçük porsiyonlar halinde hazırlayın.
32. Öğünler arasında kilo aldırmayacak bir sebze ya da meyve yiyebilirsiniz.
33. Öğün saatlerinize uymaya çalışın.
34. O öğünde ne kadar yiyecekseniz o kadar pişirin.
35. Her zaman küçük tabaklar kullanın.
36. Canınız pasta yemek isterse 20 dakika beklemeye çalışın.
37. Aynanın önünde çıplak olarak kendinizi inceleyin.
38. Akşam yemeklerinizi mutlaka hafif yiyin.
39. Kalorisi az mönüler bulunduran restoranlara gidin.
40. Haşladığınız sebzelerin suyunu için.
41. Meyve ve sebze ağırlıklı diyetleri tercih edin.
42. Et ve balığı alüminyum folyo içinde pişirin.
43. Haftanın bir gününü meyve günü ilan edin.
44. Haftanın bir gününü pirinç günü olarak değerlendirin.
45. Besinleri mümkün olduğunca ince doğrayın.
46. Bir hafta içinde yediğiniz her şeyi not edin.
47. Öğleden sonra iki tane katı yumurta yiyin.
48. Yemekten önce bir elma yiyin.
49. Çekirdekli meyvelerin çekirdeklerini bir süre ağzınızda tutun.
50. Zayıflamayı keyifli hale getirecek ödüller belirleyin.
Hem bedeninizi hem ruhunuzu temizleyin
Detoksun faydaları kuşkusuz tartışılmaz. Peki, güzelliğinize güzellik katmak için detoksu nasıl uygulayacağınızı biliyor musunuz? İşte bu yazımızda size detoksu uygulamak için yapmanız gerekenleri adım adım anlatıyoruz…
Detoks, hayatımıza son yıllarda katılan önemli uygulamalardan biridir. Temizlenme ve arınma anlamında kullanılan detoks hakkında bilmeniz gereken önemli noktalar var. İşte hayatımızı olumsuz yönde etkileyen toksinlerden kurtulma yöntemi olan detoksun ayrıntıları…
Vücudumuzda biriken toksinleri atarak, tüm ruhu ve bedeni doğru ve rahat çalışmaya yöneltir. Bedenimizde ve çevremizde oluşan toksinler, yaşantımızı kötü yönde etkiler. Bedensel toksinler, metabolizmanın rutin çalışması sonucu ortaya çıkar.
Çevresel toksinler, etrafımızda oluşan tüm faktörlerden meydana gelir. Vücudumuzun çalışma sistemini değiştirme şansımız olmadığına göre, çevresel faktörleri mümkün olduğunca azaltma yoluna gitmemiz gerekir.
Toksinden kendimizi ne kadar koruyabilirsek, sağlıklı ve güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmamız o kadar kolay olur, hastalıklarla daha az karşılaşırız.
Aslında vücudumuz, gereğinden fazla yüklenildiğinde, bir noktada arıza çıktığında, değişik sinyaller gönderir. Bu sinyalleri görmeye başlarsak, erken zamanda teşhis koymak ve sorunları çözmek mümkün olur. Bakalım, sizin de detoks uygulama zamanınız gelmiş mi?
- Kendinizi hasta ve güçsüz hissediyor musunuz?
- Enerjiniz düşük ve hareket etme isteğiniz az mı?
- Sabahları zor uyanıyor musunuz?
- Ruh halinizde sık sık dalgalanmalar oluyor ve hüzünleniyor musunuz?
- Konsantre olmakta zorlanıyor musunuz?
- Geceleri uykusuzluk çekiyor musunuz?
- Saçlarınızda cansızlık, kuruluk ve aşırı dökülme var mı?
- Mide ekşimesi, gaz, kabızlık, ishal gibi sindirim sorunlarınız var mı?
- Cildinizde sivilce, kaşıntı, dökülme, akne, egzama oluşuyor mu?
- Yalnızlık, içinize dönme, kabullenme ve dinginlik ihtiyacı hissediyor musunuz?
- Kafein, sigar ve alkol gibi bağımlılıklarınız var mı?
- Süreklilik gösteren soğuk algınlıkları ve enfeksiyonlar yaşıyor musunuz?
- Açlık hissi oluşmadan yemek yiyor musunuz?
- Düzgün öğünler yerine abur cuburu tercih edip, öğün atlıyor musunuz?
- Üzgün ve stresli olduğunuzda daha mı çok yemek yiyorsunuz?
- Düzenli olarak şekerli, çikolatalı ve kolalı ürünler tüketiyor musunuz?
- Haftada en az bir kez dışarıda ve hazır yemek yiyor musunuz?
- Kolay kilo alıp, sık diyet yapıyor musunuz?
- Selülitleriniz var mı?
- Kişiliğinize uymayan duygusal tepkiler ( kızgınlık, acımasızlık gibi) gösteriyor musunuz?
Bu soruların çoğuna evet diyorsanız, detoksla tanışma vaktiniz gelmiş demektir. Çevresel faktörlerin çoğundan uzaklaşmak mümkün olmuyor. Egzoz dumanı, klimalar, kullandığımız parfüm ve deodorantlar, sigara içmek ve içilen ortamlarda bulunmak, kozmetik ürünleri, yiyeceklere konulan katkı maddeleri, tatlandırıcılar, renklendiriciler, kimyasallar, hormonlar gibi sayamadığımız daha birçok faktör, vücudumuza toksin yüklemektedir.
Bu etkilerden olabildiği kadar kaçınmalıyız. Yani, yaşam şeklimizi değiştirmeliyiz. Siz de daha sağlıklı, daha hafif ve yalın bir hayatla karşılaşmak istiyorsanız, detoksa merhaba diyin.
Detoksa başlamaya hazır mısınız?
İlk olarak size sorun teşkil eden toksin kaynaklarını belirleyin. Beslenme alışkanlıklarınıza bir göz atın. Fazla kilonuz varsa, bilin ki, kilolar da toksin üretirler. Organik ya da en azından doğal sebze, meyve gibi besinlere yönelin.
Detoksu bir yaşam biçimi haline getirmeye çalışın. Kafein, sigara ve alkolden uzaklaşın. Yağ tüketiminize dikkat edin. Hayvansal yağlardan uzak durun.
Detoks sadece beden değil, aynı zamanda ruhun da temizliğidir. Hayata daha pozitif bakmayı, yardım etmeyi, eğlenmeyi, gülmeyi, sevmeyi, sosyalleşmeyi de yaşamınıza sokar.
Detoks bir programdır. Size özel olarak düzenlenecek kürleri uygulamanız çok faydalı olacaktır. Ancak, gidip bir detoks merkezinden yardım alacak durumunuz yoksa işte size bir günlük program. buradan yola çıkarak, kendiniz için yeni bir rota belirleyebilirisiniz.
- Öncelikle rahat ve boş bir gün belirleyin.
- Psikolojik olarak kendinizi detoks için hazırlayın.
- Detoks günü seçtiğiniz günden bir gün öncesinde sigara içmeyin ve alkol almayın.
- Kafein ve içeriğinde kafein bulunan içecekleri kullanmayın.
- Güne 1-2 bardak ılık su içerek başlayın.
- Bedeninizi esnetecek ve gevşemenizi sağlayacak birkaç ısınma hareketi yapın.
- Daha önceden tecrübeniz varsa yoga da yapabilirsiniz.
- Dışarı çıkın, 30 dakika yürüyüş yapın. Mümkünse yeşil alanlar veya deniz kenarı gibi oksijeni fazla olan yerleri seçin.
- Yürüyüş sırasında bedeninizdeki toksinlerden kurtulduğunuzu imgeleyin.
- Gün boyunca sık sık su, soda ve meyve suyu tüketin.
- Gün içinde öğün atlamayın.
- Her fırsatta müzik dinleyin. En azından yapacağınız işlerde fonda rahatlatıcı müzikler çalmasını sağlayın.
- Öğle yemeğinizi hafif ve uzun tutun. Yemekten yarım saat kadar sonra 30 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu yürüyüş sayesinde yediklerinizi daha kolay sindireceksiniz.
- Ara öğünlerde meyveler, çiğ sebzeler ve sularını tercih edin.
- Akşam yemeğini en geç 19.00’a kadar yemiş olun. Hafif pişmiş sebzeler, az zeytinyağı, limon ve sirke ile tatlandırılmış salatalar doğru bir seçim olacaktır.
- Akşam yemeğinden sonra da ufak bir yürüyüş yapın. Bu egzersiz çok daha rahat bir gece geçirmenizi ve keyifli bir uyku uyumanızı sağlayacaktır.
- Bitki çayları sizi rahatlatacaktır. Özellikle kuşburnu, adaçayı ve papatya sakinleştirici ve gevşetici etkiye sahip olduğundan, vücudunuza faydası olacaktır.
- Yatmadan önce bir duş yapın. Duş esnasında bedeninize ufak bir bakım uygulayın. Cildinizi fırçalayabilir, aroma yağlarla hazırlanmış bir küvette dinlenebilirsiniz. Banyodan sonra vücudunuza nemlendirici ile bir masaj yapın.
- Gününüzü yine müzik dinleyerek bitirin.
- Yatarken kitap okuyabilirsiniz.
- Yatak odanızı cep telefonu, televizyon gibi manyetik kirlilik yaratan cihazlardan temizleyin. İyi hava almış ve normal ısıda bir odada uykuya dalın.
- Düşüncelerinizi, negatif ve kendinizi kötü hissetmenize sebep olan duygularınızı unutarak, huzurlu bir uykuya dalın.
Elma sirkesinin cilde yararları
Elma sirkesinin ciltteki lekelerden sağlıksız saçlara kadar birçok derde deva olduğunu biliyor musunuz? Elma sirkesi özellikle pırıl pırıl saçlara, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmada çok önemli katkılar sağlıyor.
Elma sirkesiyle cilt güzellik seansını herkes evinde kolayca uygulayabilir. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesinin cilt güzelliği için doğurduğu ‘inanılmaz’ sonuçlar ise söyle sıralanıyor…
Kepeksiz saçlar
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.
Akne tedavisi
Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.
Ciltteki lekelere
Dörtte bir litre suya, üç çorba kasığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yâri yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.
Varisli damarlara
Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-aksam tekrarladığınız da varislerde azalma olduğunu göreceksiniz.
Zayıflamak için
Bir bardak suya bir-iki kahve kasığı elma sirkesi ve bir kahve kasığı bal ekleyip, karıştırın. Bu karışım uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.