‘Kalp Hastalıkları’ Kategorisi Yazıları
Damar Sertliğinin Nedenleri ve Risk Faktörleri
Damar Sertliğinin Nedenleri ve Risk Faktörleri
Kişiler ve toplumlar arasında hastalığın yaygınlığı ve ağırlığı yapısal ve bu yüzden değiştirilemeyen, bir kısmı da kontrol edilebilen nedenlere bağlıdır. Cinsiyet, yaş ve kalıtsal özellikler, yapısal faktörleri kapsamaktadır.
Yaş, Damar Sertliğinde önemli bir faktördür. İskemik kalp hastalığına bağlı ölümler ileri yaşlarda, her 10 yılda belirgin olmak üzere artmaktadır. Damar sertliği sonucu meydana gelen organ hasarları orta yaşlardan sonra ortaya çıkmaktadır. Kalp krizi görülme sıklığı, 40-60 yaş arasında 5 kat artar. Diğer faktörlerin eşit olması halinde, erkekler Damar Sertliğine daha fazla eğilimlidirler. Bu durum Hormonların oynadığı rolü göstermektedir. Menopoz öncesi kadınlarda damar sertliği ve komplikasyonları nadir olarak görülür. Kadınlık Hormonu olan östrojenin menopoz sonrası azalması damar sertliği riskini arttırır. Bu dönemde kadınlara Hormon tedavisi uygulanabilir.
Birçok gen bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olmaktadır. Ailede Hipertansiyon ya da diabet olması, yüksek kan kolesterol seviyeleri Damar Sertliğinin ortaya çıkmasına neden olur. Diabet, Hipertansiyon, sigara içimi ve kan yağ seviyesi yüksekliği kontrol edilebilen 4 ana risk faktörleridir.
Yapılan çalışmalarla, kolesterol ile damar sertliği arasında doğrudan ilişki saptanmıştır. İyi kolesterolün (HDL) düşük olması, kötü kolesterolün (LDL) yüksek olması damar sertliğine ve buna bağlı birçok rahatsızlığa neden olmaktadır. Yumurta sarısı şeklinde hayvansal yağlar ve tereyağı kolesterolün artmasına neden olurken, doymamış yağlar kolesterolü düşürür. Balık yağı gibi omega-3’ten zengin yağlar ise yararlıdır.
Tansiyonun yüksek olması damar sertliği için her yaşta önemli bir risk faktörüdür. Tansiyonun 16.5/9.5’un üzerinde olması riski 5 kat arttırmaktadır. Hipertansiyonun tedavi edilmesi, felç ve iskemik kalp hastalığı riskini azaltmaktadır.
Sigara, özellikle erkeklerde çok iyi bilinen bir risk faktörüdür. Son zamanlarda damar sertliğinin kadınlarda sıklığının artışından büyük ölçüde sorumlu olduğu düşünülmektedir. Yıllarca Günde bir paket sigara içen kişide iskemik kalp hastalığı riski %200 artmaktadır. Sigaranın bırakılmasıyla zamanla risk azalır.
Şeker hastalığı, kolesterolün yükselmesine neden olur ve damar sertliğine yatkınlığı arttırır. Şeker hastalarında kalp krizi riski 2 kat fazladır. Aynı zamanda bacaklarda gangren oluşumu ve felç riski çok fazla artış göstermektedir.
Bunların dışında egzersiz yapılmaması, stresli yaşam sürme, kontrolsüz kilo alma, Obezite ve Alkol tüketimi damar sertliğine neden olmaktadır.
Damar Sertliğinin Belirtileri
Damar sertliğinin belirtileri bu hastalığa spesifik belirtiler değildir. Belirtiler genellikle damar hasarları belirginleştiğinde meydana gelir. Damar sertliği kalpte ortaya çıkarsa kalp kası zayıflar ve yeterince kasılamaz. Çünkü kalbe gelen Oksijen azalmıştır. Göğüs ağrısı birçok hastada görülebilir. Özellikle egzersiz yaparken bu ağrı sıkıştırıcı ve yanma şeklinde ortaya çıkar. Hastalar göğüslerinde bir baskı hisseder. Bu ağrı kola, çeneye yayılabilir ve birkaç Dakika dinlendikten sonra geçer. Bunların dışında kalpte ritim bozuklukları oluşabilir. En son ise hasta kalp krizi geçirir.
Eğer beyinde tutulum olursa bilinç kaybı, kaslarda güçsüzlük, görme problemleri, konuşma bozuklukları ortaya çıkabilir. Bacaklarda damar sertliği oluşması sonucu kramp tarzında ağrı, ısı kaybı ve son olarak gangren gelişebilir. Eğer hayati organlarımızdan biri olan böbreğin damarlarında ateroskleroz gelişirse, tansiyon yüksekliği ve böbrek fonksiyonlarında bozukluk oluşabilir.
Damar Sertliği
Damar Sertliği
Atardamarlar sağlıklı kişilerde esnek bir yapıya sahiptir. Vücudun denge durumuna göre genişler ya da daralır. Böylece damardan geçen kan miktarını ayarlar. Çeşitli nedenlerden dolayı atardamarların duvarı bağ dokusu ile kaplanırsa, damar, esnekliğini kaybeder. Damar duvarının esnekliğini kaybedip sertleşmesine Damar Sertliği ( ateroskleroz ) denir. Damar sertliği oluştuktan sonra damar duvarından damarın iç kısmına doğru ateromatöz plaklar oluşur. Bu plaklar, damarın tıkanmasına ve damarın yapısının zayıflayarak çeşitli komplikasyonların oluşmasına yol açar.
Damar Sertliği, diğer bütün hastalıklardan daha fazla hasara ve ölüme neden olur. Kalp krizinin, beyin kanamasının, koroner arter hastalığının en önemli nedeni olduğundan ölüm riski çok fazladır. Örneğin, kalp krizi, Amerika Birleşik Devletlerindeki tüm ölümlerin yaklaşık %25’inden sorumludur. Batılı ülkelerde bu hastalık daha sık görülmektedir. İskemik kalp hastalığına bağlı ölümler Amerika’da Japonya’dan 6 kat daha fazladır. Bu durum beslenmenin önemini ortaya koymaktadır.
Aort Anevrizmalarının Yaygın Olarak Görüldüğü Yerler
Anevrizmalar en sık olarak beden ve bacaklardaki ana (majör) arterlerde (atardamarlarda) meydana gelir. Anevrizmaların yaygın olarak görüldüğü alanlar, aortun üst ve alt kısımları ile bacaklardaki arterlerdir (atardamarlardır).
Toraksik aort anevrizmaları, aortun göğüs boşluğunda kalbin yanındaki kısmında meydana gelir (üstte). Abdominal aort anevrizmaları genellikle, aortun böbrekleri besleyen arterlerle (atardamarlarla) birleşme noktasının yanında bulunan kısmında gelişir (altta).

Aort Anevrizmasının Bir Stent Greftiyle Onarılması
Genellikle bacaklardan birine yapılan bir insizyondan (keşiden) ince, esnek bir kılavuz tel kan damarlarına sokulur. Tel, aort anevrizmasının bulunduğu yere ilerletilir. Stent greftini içeren bir kateter, stent grefti doğru pozisyona yerleşinceye kadar kılavuz telin üzerinden yürütülür. Sonra greft, stentten çıkarılır. Stent grefti, duvarlarının aort duvarının sağlıklı kısmına değinceye kadar genişleyeceği şekilde yapılmıştır.
Anevrizma çok genişse, sol bacaktan ikinci bir stent grefti sokulabilir. İki stent grefti, kanın bacaklara akmasına olanak sağlayan yeni bir kanal oluşturur ve böylece basıncı anevrizmanın zayıflamış (güçsüzleşmiş) ve gerilmiş duvarlarından alır.

Damar Sertliğinde Beslenme
Beslenme düzeni, kalp-dolaşım sistemini etkileyen hastalıkların ortaya çıkmasında olduğu gibi, tedavisinde de çok önemli yer tutar. Bu nedenle beslenmede yağların, özellikle de doymuş yağların, hayvansal proteinlerin, tatlıların ve alkollü içkilerin sınırlanmasına özen gösterilmelidir.
Arteriyoskleroz adıyla bilinen damar sertliği atardamarlarda yıkıma yol açan bir hastalıktır. Bu hastalıkta lipitler damar duvarında birikir ve bu birikintiye kalsiyumun çökmesiyle damarın içinde plaklar (aterom plakları) oluşur. Atardamar daralması, sonunda tıkanmaya kadar varabilir. Zarar gören damar bölgesinde kan akışının azalması önemli bozukluklara yol açar. Ayrıca lezyondan kopan küçük parçalar kan dolaşımı yoluyla çeşitli organlara taşınır. Böylece küçük damarların tıkanmasına (emboli) ve bir enfarktüse neden olabilir. Atardamar duvarında yağ birikmesi birçok nedenden kaynaklanabilir. Bunlar arasında ırksal, kalıtsal ve yapısal özellikler, yanlış beslenme (aşırı kalori, yağ, şeker), sigara tiryakiliği, aşırı alkol ve kahve tüketimi, ruhsal gerilim ve yetersiz bedensel etkinlik sayılabilir.
Damar sertliğini önlemek amacıyla uygulanan beslenme rejimi yalnız koroner (kalbi besleyen) ya da beyin damarlarıyla ilgili hastalıkları olan kişiler için değil, tipik belirtiler göstermemekle birlikte şişmanlık, yüksek tansiyon, hareketsiz yaşam, sigara tiryakiliği gibi özellikleri yüzünden yüksek hastalanma riski taşıyan kişiler için de çok önemlidir.
Genel İlkeler
Kanda kolesterol düzeyinin yüksek olması durumunda dikkat edilecek beslenme ilkeleri aşağıda sıralanmıştır:
• Tüketilen besinlerde kolesterol düzeyi yüksekse plazma kolesterolünde yükselme ve damar serdiği lezyonlarında artma görülmektedir. Kolesterol insan için temel bir öge değildir. Düşük kolesterollü beslenmenin hiçbir zararı yoktur. Bu nedenle besinlerle alınacak kolesterol miktarım sınırlamak gerekir. Sakatat ve kabuklu deniz ürünleri düşük oranda yağ, buna karşılık yüksek düzeyde kolesterol içerir. Yumurta şansı en çok kolesterol içeren besindir. Ama yumurta akında kolesterol yoktur.
Tereyağı, süt, süt ürünleri ve etlerde de kolesterol bulunur.
• Et, yumurta, süt ve süt ürünleri doymuş yağ içeren hayvansal besinlerdir. Margarin, tereyağı ve içyağı ise doymuş yağlardır. Ayçiçekyağı, mısıryağı, soyayağı ve zeytinyağı bitkisel sıvı yağlardır. Bu doymamış yağlarda kolesterol bulunmaz. Balık etinde yüksek oranda doymamış yağ vardır. Beslenmede toplam kalorinin en çok yüzde 20-25′ini yağlardan elde etmek gerekir. Doymuş yağ asitlerinin kandaki kolesterolü artıncı, doymamış yağ asitlerinin ise azaltıcı etkisi vardır.
• Sofra şekerinin hastalık tehlikesini artırdığı bilinmektedir. Şekerin daha çok meyvelerden alınması gerekir. Beslenmede posa miktarının artırılması kalori alımını azaltacakta.
• Aşın alkol alanlarda yüksek tansiyon görülme oram, alkol kullanmayanlardan yaklaşık bir kat daha fazladır. Alkol şişmanlama eğilimini artırarak da hastalık tehlikesini artırır.
• Yüksek kalorili besinlerin uzun süre ve aşırı tüketimi şişmanlığa yol açar. Besinlerle alınacak kalori miktarı hastanın boyu, yaşı, cinsiyeti ve kilosuna göre belirlenir.
• Tuzun yüksek tansiyon ve damar serdiğine eğilimi artırdığı bilinmektedir.
• Kepekli undan yapılmış yiyeceklere, kuru baklagillere, sebze ve meyvelere ağırlık verilmesi yağa bağlı kalori alımım azaltır. Posalı beslenme sonucu kan lipitlerinin azaldığı saptanmıştır. Kanda kolesterol ve lipit düzeyi yüksekse günde 2 yemek kaşığı yulaf ezmesinin süt, yoğurt ya da çorbaya karıştırılarak alınması yararlıdır.
Damar Sertliğinde Hangi Besinler Alınmalı?
Alınmaması gereken besinler
• Pasta, kek, kurabiye, börek, öbür hamur işleri, çikolata vb.
• Alkollü içkiler, gazoz ve benzeri içecekler, sigara, koyu çay, kahve.
• Yağda kızartmalar, kavrulmuş ve sos eklenmiş yiyecekler.
• Kuru yemişler
• Yağlı et, kaymak ve krema gibi bütün yağlı yiyecekler.
• Sucuk, salam, sosis, pastama çemen vb.
• Beyin, böbrek, karaciğer gibi bütün sakatat.
• Tereyağı, margarin, içyağı gibi bütün katı yağlar.
• Zeytinyağı, zeytin, et suyu, tavuk suyu.
• Baharatlı ve acılı yiyecekler, turşular.
Sınırlanmış besinler
• Yumurta (haftada ya da iki haftada bir)
• Süt ya da yoğurt (günde üç su bardağı)
• Et ve balık (günde yaklaşık 150 gr)
• Peynir (günde yaklaşık 60 gr ya da iki kibrit kutusu büyüklüğünde)
• Günde dört kesme şeker. Bunun yerine iki tatlı kaşığı bal ya da reçel olabilir.
• Yemekler sıvı bitkisel yağlarla pişirilmelidir.
Damar Sertliğinde Gıda Seçimi
Gıda seçiminde şunlara dikkat edilmelidir:
Süt: Yalnız yağsız ve kaymaksız taze süt kullanılmalıdır. Önerilen günlük miktarın bir bölümü bazı yemeklerin hazırlanmasında kullanılarak alınmalıdır.
Yumurta: Yüksek kolesterol içerdiği için yenmemesi ve yemeklere konmaması uygundur.
Etler: Yağlı ve az yağlı bölümler yenmemelidir. Dana, sığır, tavşan, tavuk, sülün ve Öbür uygun av hay yanlarının etlerinden en yağsız bölümler seçilmelidir. Görünen yağ içermeyen ve az damarlı yerlerden seçilen bütün etler ızgarada ya da haşlanarak pişirilebilir. Tavuğun derisi pişirildikten sonra soyulmalıdır. Sakatat yüksek kolesterol içerdiği için yasaktır.
Balık: Yılanbalığı, uskumru, ringa, sombalığı (somon) ve tonbalığı gibi yağlı türler dışında her türlü taze ya da dondurulmuş balık ızgarada pişirilerek ya da haşlanarak yenebilir.
Şarküteri: Haftada bir kez az miktarda yağsız jambon, baharatsız sucuk ya da sosis yenebilir. Salam yağlı olduğu için yenmemelidir.
Peynirler ve süt ürünleri: Her gün az miktarda yağsız beyazpeynir ya da başka hafif peynirler yenebilir. Yüksek yağ içeren öbür peynirler yasaktır.
Ekmek, pirinç, makarna ve öbür tahıllar: Ekmeğin yerine çubuk kraker ya da peksimet konamaz. Ekmek yerine yalnızca yağsız grissini yenebilir.
Sebze, yeşillik, baklagiller: Yeşil yapraklı bütün sebzeler ve yeşillikler serbesttir. Havuç, ıspanak, hindiba gibi A vitaminli sebzelerden günde en az 100 gr yenmelidir. Diyete uygun miktarda patates ve baklagiller çeşit olarak alınabilir.
Meyve: Mevsimlik taze meyveler tablodaki miktar kadar serbesttir. Kuruyemiş ve şekerli meyveler için yandaki tablolara bakınız.
Yemeklik yağlar: Hayvansal kökenli yağlar (tereyağı, içyağı, kuyrukyağı) doymuş yağ asiti içerikleri fazla olduğundan yasaktır. Bol miktarda doymamış yağ asiti içeren bitkisel sıvı yağlardan, özellikle mısır ve ayçiçek yağları önerilir.
Yalnızca bileşimi, yani doymamış yağ asiti ya da linoleik asit oranı kesin olarak bilinen sıvı yağlar kullanılmalıdır. Zeytinyağı hekim önerisi üzerine kullanılabilir. Önerilen günlük mısıryağı miktarının tümü tüketilmelidir. Katı bitkisel yağlardan özellikle kaçınılmalıdır.
Şeker, tatlılar, dondurmalar: Her türlü tatlı ve dondurma yasaktır. Şeker ve marmelat için yandaki tablolara balanız.
Alkollü ve şekerli içecekler: Bütün likörler ve damıtılmış alkollü içkiler yasaktır. Az miktarda şarap ya da bira içilebilir, ama bunların da çok yüksek kalorili olduğu unutulmamalıdır.
Öbürleri: Zeytin yasaktır. İstenirse yağsız et suyuna, kokulu ot ve baharata, hardal, turşu ve meyvesinden turşu yapılan gebreotuna (kapari), kahve ve çaya izin verilebilir.
Doymuş yağ yerine yeteri kadar doymamış yağ asiti alınması için, haftalık listeyi oluşturan 14 ana öğünden (öğle ve akşam) dördünde dana ya da sığır eti, altısında tavuk eti, öbür dördünde de balık yer almalıdır. Yemek listesi hazırlama: Yağsız sütün bir bölümü öbür yemeklerin pişirilmesinde kullarıdır. Kalan süt sabah kahvaltısında, sakarin eklenerek içilir; süte kahve katılabilir. Sütün bir bölümü yerine bir kâse yağsız yoğurt (123 gr yoğurt=125 mi süt) yenebilir, bu durumda geri kalan süt gün içinde içilir.
Süt sevilmiyorsa yerine taze meyve ya da portakal suyu konabilir. Bu gıdalar gün boyunca da tüketilebilir. Günlük ekmeğin 20 gr’si 15 gr yağsız grissiniyle değiştirilebilir, 30 gr ekmek yerine ise 100 gr taze fasulye ya da 150 gr taze (ya da dondurulmuş) bezelye yenebilir. Bu değişiklik yapılırsa öğündeki sebzeler çıkarılmalıdır. Yemeklik sıvı yağ miktarı ise aynı kalır. Makarna ya da pirinç yerine 250 gr patates alınabilir. Sebzelerin pişirilmesi için verilen günlük 20 gr’lik sıvı yağ, çorba ya da ete eklenebilir. Et ya da balık porsiyonu yağsız jambon ya da sosis (60 gr) ve peynirle (60 gr) değiştirilebilir. Ama bu değişiklik haftada yalnızca iki kez yapılabilir.
Hekim izin verirse günde 20 gr şeker ya da marmelat yenebilir. Bu durumda makarna ya da pirinç miktarını 20 gr eksiltmek gerekir. Bol miktarda doymamış yağ asiti içeren kuruyemişler yemeklik sıvı yağ yerine tüketilebilir (5 gr sıvı yağ=4 soyulmuş ceviz ya da 8 soyulmuş badem). Bisküvi, dondurma ve tatlılar, Özellikle de doymuş hayvansal yağ içerenler her zaman için yasaktır.
Kalp Hastalarında Beslenme
Kalp hastaları sindirimi kolay yiyecekler seçmeli ve özellikle tuz (sodyum) yemekten kaçınmalıdırlar. Sindirim ile kalbin çalışması arasında sıkı bir bağ vardır. Bu nedenle alınacak besin miktarını üç öğünde toplamak yerine, beş öğüne ayırmak daha uygundur.
Kalp hastalıkları belli bir beslenme programına uyulmasını zorunlu kılar. Hangi kalp hastalığı söz konusu olursa olsun, diyet tedavisinin amacı vücut için gerekli besleyici maddeleri sağlarken, kalbin yorulmasını olabildiğince önlemektir. Vücudun dolaşım dengesini yeniden kurabildiği (kompanse) ve kuramadığı (dekompanse) kalp hastalıklarında beslenmenin niteliğinden çok, niceliği değişir.
Dekompanse kalp hastalığı dendiğinde kalbin dokuların gereksinimlerini, özellikle de oksijen gereksinimini karşılamada yetersiz kaldığı anlaşılır. Başka bir deyişle kalp kendisine ulaşan bütün kam pompalayacak ve uygun bir hızla dolaşabilmesi için gerekli gücü uygulayacak durumda değildir. Kompanse kalp hastalığında ise kalp hasta olmakla birlikte dokuların gereksinimlerini karşılamaya yeterli bir kan dolaşımı sağlayabilir.
KALP BÜYÜMESİ İÇİN ÇÖREKOTU KÜRÜ
Kalp büyümesi, aşırı kilo ve yüksek tansiyon gibi hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir. Ciddi bir sorun olan kalp büyümesi için, sizlere önerimiz çörekotu kürü. Bu kür, kalp büyümesini önlediği gibi, büyüyen kalbi de , eski eski haline döndürür.
KÜRÜN HAZIRLANIŞI VE UYGULAMA ŞEKLİ : 6 gr çörekotu, havanda dövülerek veya dövülmeden bir yemek kaşığı bal ile karıştırılarak sabahları aç karnına yenir. Bu kür, eğer, çocuklarda uygulanacak ise, mutlaka çocuk hekimine danışılmalı ve dozlar çocuğun yaşına ve kilosuna göre ayarlanmalıdır.
KALP BÜYÜMESİ
Kalp büyümesi genellikle kalp boşluklarının büyümesi sonucu oluşur. Burada kalp kapaklarının büyümesi söz konusu değildir.
Kalp boşlukları büyük olmaksızın da röntgen filimlerinde kalp büyük görünebilir. Her kalp büyüklüğü ciddi problemlere neden olmayabilir. Önemli olup olmadığı altta yatan nedenle ilgilidir ve tedavi de ona göre değişir. Önemli olanlardan biri kalp yetmezliklerinde görülen kalp büyümesidir. Kalp yetmezliği ile ilgili ayrıntılı bilgileri sitemde bulabilirsiniz. (Kalp yetmezliği).
Kalbimiz bildiğimiz gibi yaşamamız için gerekli oksijen ve besin maddelerini taşıyan kanı vücudumuza pompalayan yaşamsal öneme sahip bir organımızdır. KY dendiğinde kalbin çalışmaması anlaşılmamalıdır. Kalbin pompalama gücünün olması gerekenden daha az olması KY olarak bilinir. KY durumunda kalp kanı yeterli miktar ve hızda organlarımıza gönderemez ve kalp içindeki basınç artar. Sonuç olarak kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli miktarda oksijen ve besini vücuda pompalayamaz. Bu duruma karşılık olarak kalp boşlukları gerilip daha fazla kan pompalamak için daha fazla kanı tutmaya başlar. Bu başlangıçta dolaşımın devam etmesine yardımcı olur, ancak zamanla kalp kası zayıflar ve güçlü kasılmamaya başlar. Bir korunma mekanizması olarak böbrekler bu duruma sıvı (su) ve tuz tutarak cevap verir. Kollarda, bacaklarda, ayaklarda, akciğerlerde ve diğer organlarda sıvı birikimi olduğunda da konjestif kalp yetmezliği denen durum ortaya çıkar.
Kalp krizinde şikayetin esasını göğüs ağrısı oluşturur
• Göğüs ağrısı:1
Göğüs kemiğinin arkasındaki göğüs ağrısı kalp krizinin en önemli belirtisidir; fakat, özellikle diyabet hastalarında ve yaşlılarda, bu ağrı çok belirsiz olabilir yada hiç hissedilmeyebilir (sessiz kalp krizi). Ağrı sıklıkla göğüsten omuz yada kollara, ense, dişler, çene, karın veya sırta doğru yayılır. Bazen ağrı sadece bu bölgelerden birinde hissedilir
Ağrının özellikleri:
• Ağrı 20 dakikadan fazla genellikle saatlerce sürer ve genelde dinlenme yada nitrogliserinle geçmez,
• Ağrı, şiddetli ve künt vasıftadır. Fakat keskin veya belirsiz olabilir,
• Ağrı, sıkıştıran, ağırlık, baskı yapıcı tarzda olabilir,
• Göğüste daralma hissi uyandırabilir,
• “Göğüsde fil oturuyormuş” gibi veya
• Hazımsızlık olarak da hissedilebilir. Beraberinde sıklıkla soğuk terleme ve ölüm korkusu da vardır.
Kendi başına yada göğüsteki ağrıyla birlikte hissedilebilen diğer belirtiler şunlardır:
• Nefes darlığı
• Öksürük
• Baş dönmesi ve sersemleme
• Bayılma
• Mide bulantısı ve kusma
• “Kıyametin geldiği” hissi
• Sıkıntı.