‘Sağlıklı Yaşam’ Kategorisi Yazıları
ZOR UYANANLARDANSANIZ OKUYUN !
Sabah uyanmak ve işe gitmek bazıları için her gün yaşanan bir kâbus. Hollanda da yapılan bir araştırma sabahları bir türlü güne başlayamayanlar için hayatlarında yepyeni ufuklar açıyor.
Leiden Üniversitesi nde sabahları uzun süre yataktan kalkamayanlar üzerinde yapılan araştırmalarda şaşırtıcı bulgular ortaya çıktı.
Gece uykusunun kaynağı olan biyolojik saatin kişiden kişiye farklılık gösterdiği ve bunun gün içindeki uyku koşullarını etkilediği kanıtlandı. Leiden Üniversitesi araştırmacıları, gün ortasına kadar bir türlü uyanamayan, ancak akşama doğru kendine gelen kişilerin biyolojik saatlerinin, erken uyanma alışkanlığı olanlara göre ortalama iki saat geri kaldığını tespit etti.
Araştırmacılar, deneklerin bir kısmının da kısa süreli uykulara rağmen diğerlerine oranla kolayca uyanabildiğini ve çok az kişinin de bu doğal eğilimi değiştirebildiğini kaydederek, “Bu kişiler erken kalkıp çalışmak zorunda kalsalar bile geç yatmayı göze alacak kadar dirençli” dedi.
Hollandalı araştırmacıların bu çalışması, Erken yatıp erken kalkmak insanı sağlıklı, akıllı ve varlıklı yapar görüşünü savunan Benjamin Franklin, Thomas Edison un da aralarında bulunduğu bilim adamlarının fikirlerini çürütüyor.
Biyolojik saat nasıl ayarlanır?
Edison a göre çok fazla uyumak insan sağlığı açısından iyi olmadığı gibi medeniyet açısından da ilerlemeyi yavaşlatan bir faktördü. Ancak Southampton Üniversitesi bilim adamlarına göre, artık erken kalkmak kişisel bir üstünlük değil. Üstelik çok geç uyuyanlar erken kalkanlara göre çok daha sağlıklı olabiliyorlar.
Zinde bir gün için öneriler
Sabah uyandığımızda uyku düzenimizin olmayışından dolayı yataktan çıkmak istemeyiz. En önemli öğünlerden kahvaltı için zaman bulamayıp apar topar işe yetişmek için stresli bir yolculuğa başlarız. Bu olumsuz şartların sonucunda da verimsiz bir iş hayatı oluşmaktadır.
Sabahları işe gitmeden 1 saat önce kalkmanız daha mutlu ve zinde olabilmeniz için yeterli olacaktır. Uyanır uyanmaz, vücudumuzdaki kasların 20 saniyelik tek setler halinde gerdikten sonra (stretching) 30 dakikalık kardiovasküler çalışmalar (yürüyüş, bisiklet, kürek vb.) yapılmalı. Daha sonra günde bir kas grubunu çalıştıracak şekilde 5 dakikalık bir ağırlık programı uygulanmalı. 1 set maksimum karın çalışması yapılarak 40 dakikanın sonuna gelinmiş geriye duş alma ve kahvaltı için 20 dakika kalmıştır. Duştan ve kahvaltıdan sonra güne daha enerjik başlayabilirsiniz. Eğer evinizin yanında veya işe giderken yolunuzun üzerinde olan bir sağlık merkezi varsa bu merkeze gitmeniz size daha faydalı olacaktır. Çünkü egzersiz merkezlerinde bulunan eğitmenler sizlere uygun programlar çıkaracak, böylece daha verimli bir egzersiz çalışması yapmış olacaksınız. Hafta sonları ise egzersiz programlarınızı biraz daha uzatarak 1.5 saat yapabilirsiniz.
Sabah kahvaltılarında önemle üzerinde durulması gereken noktaları şöyledir:
Uyandıktan en geç 1 saat sonra kahvaltı yapılmalı.
Uyanır uyanmaz 1 bardak ılık su içilmeli.
Karbonhidratlar diğer öğünlere oranla yüksek tutulmalı.
1 er gün atlayarak sadece meyve ile kahvaltı yapılabilir.
ZİNDE BİR BEYİN İÇİN YAPABİLECEKLERİNİZ
İngiliz The Times gazetesi, Oxford ve Harvard üniversitesi bilimadamlarının beyni genç tutmak üzerine yaptığı araştırmaları yayınladı. İşte zinde bir beyin için yapmanız gerekenler:
Terleyin:
Egzersiz, verimli çalışmak için bol oksijene ihtiyaç duyan beyin hücrelerinin gıdası gibidir. Böylece beynin öğrenme ve hatırlama becerisi güçlenir.
Balık yiyin:
Yüksek Omega-3 içeren sardalya ve ton gibi yağlı balıkları tüketmek zekayı attırır. Konsantrasyon ve okuma yeteneğini geliştirir. B vitamini ve protein açısından zengin besinler de seratonin içerdiği için beyindeki iletişim hızlanır.
Lavanta koklayın:
Lavanta kokusu işe konsantrasyonu artırır. Özellikle öğle aralarında, çalışmaya başlamadan önce lavanta koklayın.
Mola verin:
Uzun ve aralıksız çalışma saatleri ters etki yaparak beynin verimini düşürür. Araştırmalar her 40 dakikalık çalışmadan sonra 20 dakikalık ara vermenin, sonraki 40 dakikaya hazırlanmak için gerekli olduğunu savunuyor.
İyi bir uyku çekin:
Gece 7-8 saatlik uyku beyin performansını en üste taşır. Ayrıca gün ortasında 30 dakikalık bir kestirme beynin şarj olmasını sağlar.
Sakız çiğneyin:
Sakız çiğneme beyne giden kanı yüzde 20 artırıyor. Böylece hafızayı kuvvetlendirip, stresi azaltıyor.
Su için:
Yüzde 80i su içeren beynimiz su içmediğimizde küçülüyor. Bu sebepten susadıkça su içmek gerekiyor.
Kırmızıya bakmayın:
Kırmızı görmek özellikle sınavda başarıyı düşürüyor ve öğrencide motivasyon düşüklüğü yaratıyor.
ZİHNİNİZ YAŞLANMASIN
Bu basit önlemler sayesinde uzun yıllar zihnen sağlıklı ve genç kalmak mümkün. Beynin fonksiyonlarının zayıflamasının, beyin hücrelerinin azalması ile fazla ilgisi olmadığı, hücreler arasındaki bağlantının iyi çalışmasının önemli olduğu kabul edilmektedir. Monoton bir yaşantı insan beyninin en büyük düşmanıdır. Sürekli yeni şeyler öğrenme gayreti ve değişik konularla uğraşma, beyin fonksiyonlarının sağlığı ve sürekliliği açısından son derece önemlidir. Bu şekilde davranan insanlar daha geç yaşlanır. Beyni sağlıklı tutmak için hücreler arasındaki iletişimi devamlı canlı tutmak, başka bir ifade ile beyni çalıştırmak gereklidir.
Genç yaşta beyin sporları ile uğraşan kişiler yaşlandıklarında da bu yeteneklerini daha uzun süre koruyabilmektedirler. Hemen hemen her yaşta yapılabilecek pek çok beyin sporu vardır. Yapılabilecek beyin sporlarını ve diğer aktiviteleri şöyle belirtiyorum:
1) Çevrenizdeki olayları sorgulayarak zekanızı geliştirmeye çalışın. Yani meraklı olun, bir olayın niçin ve nasıl olduğunu öğrenmeye çalışın.
2) Gazete ve dergilerdeki zekâ oyunlarını oynamak için fırsat yaratın.
3) Yakınlarınızın telefon numaralarını ezberleyin.
4) Yeni tanıştığımız kişilerin isim ve soyadlarını aklınızda tutmaya çalışın.
5) Günlük yaşantınızda pek çok şeye önem verin. Önem verilen şeyler daha çok akılda kalır.
6) Eş, dost ve yakınlarınızı, onların sizi aramasını beklemeden siz onları arayın. Böylece zihinsel alışverişler gerçekleşecek ve böylece monotonluktan kurtulmak için bir adım atmış olacaksınız.
ZEKANIZI 7 GÜNDE GELİŞTİRİN!
Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçyadaki Edinburgh Üniversitesinin Biyomedikal Bölümünden Prof. Mark Lythgoesin 1 hafta süren programı BBCde yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQlarında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.
İşte bir haftalık program
Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.
Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.
Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.
Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.
Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.
Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.
Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi ezberlemeye çalışın.
ZEKANIN SIRLARINI ÇÖZMEYE DOĞRU
Avustralyalı bilim adamları, manyetik alanların yardımıyla beynin bazı bölümlerini kapatarak normal zekadaki kişilerin zihinsel çevikliğini artırmayı başardı. Avustralya Ulusal Üniversitesi ve Sydney Üniversitesi nce ortaklaşa yapılan araştırmada, 12 deneğin beyinlerinin sol ön lobuna, TMS (kafatasından manyetik uyarı) verilerek beyne kısa manyetik dalgalar gönderildi, daha sonra ise 150 farklı nesnenin gösterildiği monitörlere bakarak nesneleri saymaları istendi. Uygulamanın ardından deneklerin, sayabildikleri nesne sayısı artış gösterdi. Deneklerin hafızalarında ve analiz yeteneklerinde gelişme saptandı. Araştırmayı yürüten ekipten Profesör Allan Snyder, normal zekadaki kişilerin zihinsel kapasitelerini bu yolla artırmanın mümkün olduğunu söyledi. İngiliz bilim adamları, geçtiğimiz yıl yaptıkları araştırmada, TMS yöntemiyle beyne yollanan dalgaların, bunama riskini de azalttığını açıklamıştı. Bu gelişmeler ışında, yapay zekaya her gün bir adım daha yaklaşılıyor.
Akıllı beyin için sağlıklı beslenin
İşte beyninizi cin gibi tutmanın ve hafızayı güçlendirmenin pratik yolları:
İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR
Satranç, Çin daması, bulmaca, matematik problemi çözme gibi aktivitelerle beyninizi sürekli dinç ve çalışır durumda tutabilirsiniz.
KASLARI İHMAL ETMEYİN
Düzenli olarak yapacağınız egzersiz ile kan akışını hızlandırmak ve beyin hücrelerinin gelişimini artırmak mümkün.
AKTİF SOSYAL HAYAT
Kendinize bir hobi edinerek ya da insanlarla daha fazla bilgi alışverişinde bulunarak beyin aktivitelerinizi daha üst bir seviyeye taşıyabilirsiniz.
YÜZOTUZ KM NİN ÜZERİ HIZLARDA GÖRME AÇISI DARALIYOR
Otoyollarda 130 kilometre saat olarak belirlenen hız sınırını aşan sürücülerin görme oranının düştüğü ve daha yüksek hızlarda da hız körü olduğu bildirildi.
Araç kullanırken görme açısıyla hız arasındaki ters orantı, 30 kilometre saat hızda 104 derece iken 130 kilometreyi geçince 30 dereceye kadar düşürüyor. Hız körlüğü etkisindeki sürücüler hızlarını 30 kilometre daha az algılıyor ve transit yolların şehir içinden geçen, yayaların yoğun olduğu kısımlarda büyük risk oluşturuyor.
Konya Emniyet Müdürlüğü ve konuyla ilgili uzmanlardan derlenen bilgilere göre, göz, objeleri görmek için en az saniyenin sekizde biri gibi kısa bir süreye ihtiyaç duyuyor, bu süreyi aşan zamanlarda göz görme yeteneğini kaybediyor. Karşılıklı giden iki jet pilotunun birbirlerini geçtikten sonra farkedebildiğini ifade eden uzmanlar, trafikte de belirlenen hız sınırlarının fiziksel ve bilimsel veriler dikkate alınarak belirlendiğine dikkati çekiyor.
Artan hızla birlikte sürücülerin yol çevresindeki nesneleri ve olayları tam olarak algılayamaması olarak tanımlanan hız körlüğü, hız arttıkça sürücüyü daha çok etkiliyor ve hız körlüğü etkisindeki sürücüler hızlarını 30 kilometre daha az algılıyor. Araç kullanırken görme açısıyla hız arasındaki ters orantı, 30 kilometre saat hızda 104 derece iken, 130 kilometrede 30 dereceye kadar düşürüyor. Hız arttıkça bu açı da azalıyor. Sonuçta yol çevresinde bulunan nesneleri görmek oldukça güçleşiyor. Hız, traktör, köpek, vahşi hayvan gibi yola aniden çıkabilecek nesnelerin yanı sıra heyelan bölgelerinde yola yuvarlanacak taşları farketmeyi güçleştiriyor ve görme oranını büyük ölçüde düşürüyor.
YÜRÜYÜN
Yürüyüşün egzersizler arasında hiçbir özel alete ihtiyaç duyulmadan yapılan en sağlıklı ve kolay spor olduğunu belirten spor hekimleri, yürüyüşün faydalarını en üst seviyeye çekmek için her gün günde 30 dakikalık yürüyüş yapılmasını tavsiye ettiler.
Kilo vermek isteyen kişilerin günde en az 1 saat; kalp, ciğer ve dolaşım sisteminin sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için ise günde en az 30 dakika yürüyüş yapılması gerektiğine dikkat çeken spor hekimleri, yürüyüş esnasında kolların ve ellerin serbest kalmasını tavsiye ediyor.
Spor hekimleri evde, işte ve dışarıda yürüyüşle ilgili yapılabilecek işler konusunda şu önerilerde bulundu:
“- Evde: Kahvaltı ve akşam yemeği sonrasında yürüyün. Kısa mesafelerde arabaya binmek yerine yürüyün. TV izlemeye ayıracağınız zamanı yürüyüşe ayırın, komşularınızı ziyaret edin, köpeğinizi gezdirin.
- İşte: Asansör yerine merdiveni kullanın ya da birkaç kat önce inerek gideceğiniz kata yürüyün. Ofisinizde telefon kullanmak yerine görüşmek istediğiniz kişinin yanına gidin. Öğle tatilinde iş yeri binanızın etrafında bir tur atın.
- Dışarıda: Birkaç durak önce inerek gideceğiniz yere yürüyün. Park yerinin en uzağını tercih ederek yürüyüş mesafesini uzatın. Birini beklerken volta atın. Şehir yürüyüşü yaparak yeni mekanları keşfedin. Sahilde uzanarak güneşlenmek yerine, yürüyerek dalgaları izleyin.”
YORGUNLUĞU ÖNLEMEK İÇİN SAĞLIKLI BESLENİN
Bazı gıdalar gücümüzü ve canlılığımızı yok ederken, bazıları da enerji depomuzu doldurur bize güç verir.
Pek çok madde, az alındığı veya hiç kullanılmadığı takdirde insanı yıpratarak yorgunluğa yol açar. Özellikle de B, E, C ve A vitaminleri bu maddelerin başında gelir. Minarellerden de demir, bakır ve magnezyum eksikliği insanın gücünü kaybetmesine neden olur. Gerçekten kalıcı bir güce ve neşeye kavuşmak istiyorsanız, vücudun gelişmesinde gerekli olan yapı malzemelerinden amino asitleri yeterince almalısınız.
Hücreleri oluşturup dokuların yenilenmesini sağlayan amino asitler ayrıca kas hareketlerinin uygulanmasında ve vücut içinde oksijenin taşınmasında kullanılır. Özellikle de dinlendirici, depresyonu azaltıcı tabii bir amino asit olan Tryptophan ile hafızanın gelişmesini, her zaman dikkatli ve uyanık kalınmasına yardımcı temel bir amino asit olan Phenylalanin almanızda yarar var. Çünkü bunlar güçlendirici ve neşe verici hormonların çoğalmasını ve sağlam büyümesini sağlar.
Diğer yandan da vücuda yorgunluk ve bitkinlik veren gıda maddelerinde de uzak durmalı ya da az miktarda tüketmelisiniz. Özellikle de hayvansal yağların bizi yorgun düşürüp, gücümüzü azaltığını unutmayın.
Yorgunluk veren gıda maddeleri: Alkol, asitli içecekler, hazır yemekler, yağ, sakatat, kahve, limonata, sığır eti, tatlı çeşitleri.
Canlandıran gıda maddeleri: Avokado, muz, yeşil çay, yoğurt, patates, kiwi, paraguvay çayı, turp, zeytin, pirinç, kırmızı pancar, balık, bezelye.
Yatmadan Önce Televizyon İzlemeyin
Japonyada yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.
Herkes kadar uyuyor ancak sabahları uykunuzu alamadığınızı düşünüyorsanız, sorun yatmadan önce yaptıklarınızdan kaynaklanıyor olabilir.
Japonyanın Osaka Üniversitesinde yapılan bir araştırma, yatmadan önce zamanlarını bilgisayar veya televizyon karşısında geçirenlerin uykusuzluktan daha çok şikayet ettiklerini ortaya koydu.
Yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı araştırmada, uyku öncesi elektronik aletlerin karşısına geçen deneklerin sabahları kendilerini daha yorgun hissetikleri sonucuna varıldı.
Araştırmanın en ilgi çekici yanıysa, daha az uyumaktan yakınan katılımcıların, aslında yatmadan önce bilgisayar karşısına geçmeyenlerle aynı süreyi uykuda geçirmelerine rağmen uykusuz kaldıklarını düşünmeleri.
Bu durum, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun sürenin belki uyku süresini değil ama uyku kalitesi ve uyku ihtiyacını etkilemesine bağlanıyor.
Uzmanlar, özellikle internet tutkunlarının yeterli miktarda uyusalar da daha yorgun uyandıklarını söylüyor.