‘Sağlıklı Yaşam’ Kategorisi Yazıları
POZİTİF OL – SAĞLIKLI KAL
Kış mevsiminde soğuk algınlığı gibi hastalıklardan korunmanın en iyi yolunun müspet yaradılışa sahip olmak olduğu belirtildi
Psychosomatic Medicine adlı tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmada, pozitif insanların soğuk algınlığı ve benzeri hastalıklara yol açan virüslere karşı daha dayanıklı olduğu görüldü.
Araştırmacılar, bu tür hastalıklara karşı direncin objektif (mutlu olmanın bağışıklık sistemini güçlendirmesi) ve sübjektif (müspet yaradılışta olanların burun akması, boğaz ağrısı gibi rahatsızlıkları dert etmemesi) nedenleri olduğunu belirttiler.
Araştırmayı kaleme alan Carnegie Mellon Üniversitesinden Dr. Sheldon Cohen, Müspet yaradılıştaki kişilerin bağışıklık sistemlerinin virüslere karşı verdiği cevap farklı olabilir dedi.
193 yetişkin üzerinde yapılan araştırmada, deneklere soğuk algınlığı benzeri semptomlara yol açan virüsler içeren burun damlaları verildi.
Araştırma sonucunda, mutlu deneklerin soğuk algınlığı kapma olasılığının düşük olduğunu, hastalığı kapanlarda da semptomların daha az şiddetli olduğu görüldü.
POZİTİF DÜŞÜNCE STRESİ ÖNLÜYOR
Pozitif düşünce, stres, heyecan, kaygı, kendine güvensizlik ve sinirlilik gibi insan hayatını etkileyen olumsuzlukları ortadan kaldırıyor. Anormal beyin dalgalarını sağlıklı beyin dalgalarıyla değiştirme tekniği olarak bilinen Neurofeedback sistemi sayesinde, öğrenciler özellikle Haziran ayında yapılacak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı öncesi heyecan ve stresle artık baş edebilecek.
Türkiye´de ilk defa Tanı Eğitim, İletişim ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından uygulanan sistemle öğrenciler, başarılarını frenleyen iç engelleri tanıyarak onları ortadan kaldırabilecek, olumludüşünceyle bilgilerini en üst noktaya çıkararak başarıya daha çabuk ulaşabilecek.
Neurofeedback uzmanı Kemal Pancar, yaptığı açıklamada, insan beyninin biyoelektriksel ve biyokimyasal bir yapıyla çalıştığını belirterek, beyin dalgalarının insan yaşantısına etkileri hakkında bilgi verdi.
Pancar, beynin uyku anındaki dalga seviyesi olan delta dalgasının alt seviyeye çekilmesi gerektiğine işaret ederek, bilincin açıklığını temsil eden delta dalgasının yüksek tutulmasının bilginin ortaya çıkarılmasında önemli olduğunu vurguladı.
Şimdiki zamanı kullanarak düşünceyi istenilen noktaya konsantre edebilmenin önemine değinen Pancar, şunları söyledi: (Ben başarıyorum), (Ben kazanıyorum) demek çok önemli. Beynimize hangi komutu verirsek onu aynı şekilde geri alırız.
Negatif şekilde bir komut verdiğimiz zaman duygu, düşünce ve davranışlarımız çok alt seviyeye iner. Vücudumuzdaki elektrik yapısı da negatife indiği için düşünce yapımız alt seviyede olur. Böylece başarı motivemizi de çok alta indirmiş oluruz.
POPÜLER İNTERNET HASTALIKLARI
Dünya internetle birlikte yeni hastalıkları da keşfediyor. Üstelik ciddi tedavi süreçleri gerekiyor. İşte en popüler üç internet hastalığı.
Dünyayı saran internet çılgınlığı, günlük yaşamı değiştirirken, internet kullanıcılarına has rahatsızlıkların da ortaya çıkmasına neden oluyor. İngiliz tıp dergisi The New Scientist in haberine göre rastlanan ilginç hastalıklardan bazıları şöyle:
Ego sörfü: Düzenli olarak internette kendi ismini aratan ve hakkındaki bilgileri kontrol eden kişilere özel.
Blog ifşacılığı: Bilinmemesi ve yayılmaması herkes açısından faydalı olan bilgileri on-line yayımlama merakı.
Youtube narsizmi: Kendisini tanıtmak için sürekli videolarını internet sitelerinde yayımlama, yayımlatma.
PİCASSONUN RESİMLERİ NEYİ ANLATIR?
ODTÜ İşletme bölümünün cok bilge, hem en sevilen hem en nefret edilen profesoru Muhan Hocanin Strateji Yonetimi dersinin ilk sinifi ogretim uyeleri tarafindan bile katilimiyla gecer ki her senesi ayri ilginctir. Derslerinden birinden bir anekdot:
Muhan Soysal tepegöze bir Picasso resmi koyar. Herkes bakar bakar ama tarzi zaten kubik olan surrealist resimde sanatla fazla ilgilenmeyenlerin anlayabilecegi cok az sey vardir. Bozuk perspektifli bir oda, sari uzun sacli yaratiga benzeyen bisey. Etrafinda baska yaratiklar, yerde yine bir yaratik ve arkadaki sekli bozuk ici parlak dikdortgenin icinde baska biseyler daha.
5-10 dakka hicbisey soylemeden sinifi izleyen hoca, birazdan Picasso nun resmini alip Diego VELAZQUEZin 1656 yılında yaptığı Las Meninas (Nedimeler) isimli resmini koyar. Bu resimde sandalyenin uzerinde oturan sari uzun sacli bir aristokrat kizinin etrafindaki nedimeleri onun sacini tararken yerde kopegi yatmaktadir. Ve babasi arkasindan isik sizan kapidan kizini izlemektedir.
Ancak ikinci resmi gorunce Picasso nun 1957 yılında yapmış olduğu resimdeki ogelerin ne oldugunu ve bu resmin Valezquezin Las Meninas tablosuna gonderme olarak yapilmis oldugunu farkeder tum sinif. Ve Muhan Soysal hic unutamayacagimiz dersini verir:
“Hayatta hicbirsey Valezquezin resmi kadar belirgin ve net degildir. İş hayati gercekleri size Picasso nun resmindeki gibi sekil degistirmis olarak gosterir. Picasso nun resmine bakip, Valezquezin resmini gorebilenleriniz basarili olacak, digerleri kubik sekillere bakip yanlis anlamlar cikarmaktan gercekleri hic goremeyecek.”
PARMAKLARIMIZ NİÇİN ÇITLAR?
Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.
Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hala anlaşılmış değildir.
Parmak Arası Terlik Zararlı
ABD de yapılan bir araştırmaya göre, parmak arası terlikler uzun yürüyüşlerde ayaklar için sağlıklı değil. Araştırmacı Justin Shroyer, parmak arası terliklerin plaj gibi, yürüyüş mesafesi kısa olan yerlerde giyilmesini öneriyor. Parmak arası terlikler yazın olmazsa olmazlarından. Ancak New York Times ın haberine göre, son araştırmalar, bu terliklerin ayaklar ve bacaklar için çok zahmetli olduğunu söylüyor.
Alabamadaki Auburn Üniversitesili araştırmacıların, parmak arası terlikler üzerinde biomekanik çalışmalar yapmasının ardından, özellikle ince kösele şeritli terliklerin ayak, bilekler ve bacaklarda ağrılara sebebiyet verdiği bulundu.
Biomekanik alanında doktora öğrencisi Justin Shroyer parmak arası terliklerin ayaktan kalçaya ve kuyruk sokumuna kadar ağrı ve rahatsızlık verebileceğini bulduklarını açıkladı.
Araştırma için, 39 üniversite öğrencisinden parmak arası terlik ya da spor ayakkabısı giymeleri ve bir platform üzerinde yürümeleri istendi. Kamera yardımıyla ayak bileklerinin yere olan açısı ölçüldü ve ayak baş parmağının bileğe olan açısı sebebiyle ağrıları arttırdığı sonucuna ulaşıldı.
Shroyer, kendisinin de parmak arası terlik giydiğini, araştırmanın sonuçlarının, parmak arası giyilmemesi gerektiği anlamına gelmediğini belirtti. Ancak, parmak arası terliklerin kısa süreli ve plajda giyilmesinin ayak sağlığı için daha iyi olacağını söyledi.
PARA KAZANMA HIRSI STRES YAPIYOR
Uzmanlar kısa zamanda çok para kazanmak ve daha yüksek bir sosyal konuma ulaşmak için çok çalışanların stresle karşı karşıya kaldığını söylüyor.
Bu durumun özellikle aşırı hırslı olan kişilerde ve sıradan biri olma eğiliminde bulunanlarda daha fazla görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, bu konuda şunları söylüyor:
“Kişi her an stresle mücadele ettiği için uyku düzeni bozulur ve iş kazaları artar. Verim düşer ve ruh sağlığı olumsuz yönde etkilenir. İstediği kazancı yakalayamayan birey, özgüvenini kaybeder.”
Östrojen Beyni Koruyor
Amerikalı araştırmacılar, menopozdan önce yumurtalığı alınan kadınlarda Parkinson hastalığı ve hafıza sorunu risklerinin artabileceğini bildirdi.
ABDdeki Mayo Kliniği araştırmacıları, bir ya da her iki yumurtalığın genç yaşlarda alınmasının riski daha da artırdığını belirtti.
Ortalama 27 yıl önce yumurtalığını aldıran binlerce kadını inceleyen araştırmacılar, kadınların bizzat kendilerini ya da yakınlarını sorguladığında menopozdan önce yumurtalığını aldıran kadınlarda hafıza sorunu yaşandığını ve hatta bunama görüldüğünü saptadı.
Araştırmacılar bunu, yumurtalıkların başlıca görevlerinden biri olan kadınlık hormonu östrojen üretiminin artık yapılmamasına bağlayarak, östrojenin beyin üzerinde yapıcı bir görevi olabileceğini kaydetti.
Ömrünüze 11 Yıl Katmanın Yolu
Yapılan bir araştırma, asansör yerine merdivenleri kullanmak ve sürekli oturmayıp arada dolaşmak gibi önemsiz görünen ayrıntıların insan sağlığına etkisinin sanılandan çok daha büyük olduğunu ortaya koydu. İşte Önemsiz Görünen Ayrıntılarla 11 Yıl Fazla Yaşamanın Formülü:
Cambridge Üniversitesi bilim adamlarının, yaşları 45-79 arasında değişen 25 bin kişiyle yaptığı araştırma uzun yaşam formülünü basitleştirdi. Araştırmaya göre,
sigara içmeyi bırakmak 5,
spor yapmak 3,
gün içinde 5 kez sebze ve meyve yemek de 3 yıl insan hayatını uzatıyor.
Bilimadamları, bu uğurda çok da çaba harcanmasına gerek olmadığı görüşünde. Zira, araştırmaya göre,
günlük yemek listesine bir elma veya bir armudun eklenmesi, insan hayatını 2 yıl uzatıyor.
Araştırma, kişilerin ne kadar spor yapmaları gerektiğini ise mesleklerine göre belirliyor.
Tüm gün oturarak çalışanların bir saat,
neredeyse bütün gün ayakta duran kuaförlerin veya tezgahtarların 30 dakika egzersiz yapmaları hayatlarını 3 yıl uzatıyor.
Temizlikçiler, hemşireler veya inşaat işçilerininse ağır çalışma koşulları sebebiyle spor yapması gerekmiyor.
Araştırmada,
asansörü kullanmak yerine merdiveni tercih etmenin,
oturmak yerine arada sırada dolaşıp hareket etmenin spor kadar etkili olduğu da vurgulanıyor
ÖĞLE UYKUSUNU KAÇIRMAYIN
Gün içinde 60 ila 90 dakika arasında uyumanın beyni 8 saatlik bir gece uykusu kadar dinlendirdiği belirtiliyor. Bilim adamları, öğle uykularının beyni dinlendirmesinin yanında öğrenme yeteneğini de artırdığını vurguluyor. Gündüz uykusunun etkilerini araştıran bilim adamları seçtikleri denekler üzerinde testler uyguladılar. Araştırmalardan çıkan sonuçlara göre, gündüz 60 ila 90 dakika uyuyanların test sonuçları, uyumayanlara kıyasla çok daha başarılı. Buna göre, gündüz uyuyanların 24 saat önce öğrendiklerini uyumayanlara kıyasla çok daha kolay hatırlayabildiği görüldü.