‘Sağlıklı Yaşam’ Kategorisi Yazıları
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NE YAPMALIDIR
1. Bir çok diş çürüğünün oluşumu aylar sürer. Diş hekimine gitmek için dişlerin ağrıması beklenmemelidir. Yılda iki kez diş hekimine gidilmelidir .
2. Çocukluk dönemindeki beslenme diş sağlığı yönünden çok önemlidir. Kalsiyum, fosfor ve flor mineralleri yeterince alınmalıdır. Dişeti diş sağlığı ve sağlamlığı için gerekli C, A ve D vitamini eksikliği olmamalıdır. Süt, süt ürünleri ve taze meyvalar özellikle yararlıdır.
3. Sürekli yumuşak besinlerle beslenmekten kaçınmalıdır. Havuç, elma gibi yiyecekleri ısırarak yemek diş sağlığı için gereklidir.
4. Öğün aralarında rasgele yemekten ve şekerlemelerden kaçınmalı, her tatlı yiyecekten sonra ağız suyla çalkalanmalıdır. Asit, kola, gazoz gibi içeceklerden kaçınmalıdır.
5. Her akşam yatmadan önce ve yemeklerden sonra dişler tekniğine uygun olarak fırçalanmalıdır.
6. Dişler kürdan dahil hiç bir şeyle karıştırılmamalıdır. Diş araları temizliğinde dip ipliği kullanılabilir.
7. Sigara ve alkol diş sağlığı için çok zararlıdır.
8. Fındık, ceviz gibi şeyler dişlerle kırılmamalıdır.
9. Sakız çiğneme, ağıza kalem, parmak sokma, tırnak yeme, dudak, parmak, yanak ısırma, özellikle ilk okul sıralarında çeneye el dayama gibi alışkanlıkların dişler ve çene için zararlı olduğu unutulmamalı, bunlardan kaçınmalıdır.
10. Çok soğuk ve çok sıcak yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.
11. Diş hekimi gerekli görmedikçe diş çektirmemeli, özellikle bilgisiz kişilere diş çektirmekten kaçınılmalıdır.
AFFETMEYİ BİLENLER DAHA SAĞLIKLI
ruhen hem de bedenen daha sağlıklı…
Stanford Üniversitesi nde görevli bilim adamı Frederic Luskin ve ekibi, San Francisco kentinde oturan 259 kişi üzerinde araştırma yaptı. Denekleri 6 kez 1,5 saatlik oturumlara çağıran bilim adamları, bu oturumlarda katılımcıların affetmeyi öğrenmesini sağladılar.
Araştırma çerçevesinde kötü anılarını konuşarak paylaşan denekler,daha sonra kendilerine zarar veren kişileri canlandırarak içlerinden onlarla konuştular.
Kendilerine zarar veren kişileri affeden katılımcıların çoğu, deney sonrasında daha az acı duyduğunu belirterek, stresten kaynaklanan sırt ağrısı, uykusuzluk ve mide ağrısı gibi ruhsal ve fiziksel belirtilerin de önemli ölçüde azaldığını kaydetti.
Deneklerin çoğu, gelecekte meydana gelebilecek benzer olaylarda tekrar affetmeye hazır olduğunu da söyledi. Deney için, fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalanlar değil, hakarete uğrayan kişiler seçildi.
AEROBİK EGZERSIZ
Aerobik egzersizi, geniş kas guruplarını kullanarak, düşük şiddetli uzun süreli aktivite olarak düşünün.
Aerobik aktivite; yürüyüş, bisiklet, jog, yüzme gibi aktiviteleri içerir. Anaerobik aktivite kısa süreli yüksek şiddetli çalışmalardır. Tenis, ağırlık kaldırma, kısa süreli hızlı koşular, futbol, basketbol, henbol gibi aktivitelerde anaerobi hakimdir.
Şayet bu tür çalışmalara yeni başlıyor iseniz, yürüyüş-hızlı yürüyüş başlanmak önerilir, bu tür aktivite haftada 5-6 kere 1 saatten az olmamak kaydıyla uygulanmalıdır. Bir hafta sonra çok düşük tempoda koşuları programınıza alabilirsiniz. Koşuların tempo ayarlamasının önemli olduğunu belirtmiştik. Diğer yöntemlerin yanında, koşu hızını ayarlamak için; solunum sıklığından yararlanılır, şöyle ki; koşu, rahatça soluk alıp verebileceğimiz bir tempoda gerçekleşmelidir. En kolay tempo ayarlama adım sayısı ile yapılır, 4-5 adımda yavaş yavaş soluk alınır, göğüs kafesi şişirilir, yine 4-5 adımda yavaş yavaş karın kasları kasılarak soluk verilir. Bu davranış solunum kaslarının güçlenmesine ve daha etkili solunuma olanak sağlar. Bu davranış biçimi ayni zamanda “solunum eğitimi” çalışmasıdır. Akciğerlerdeki havayı çok az yenileyebildiği için, kısa süreli sık solunum yapmak önerilmez.
Çalışmalar bu şekilde mi devam edecek? İnsan organizması mükemmel bir yapıya ve eşi benzeri olmayan sistemlere sahiptir. Bilinçli ve düzenli yüklenmeler ile onun kapasitelerini artırabilirsiniz, aşırı yüklenmeler ile tüm sistemleri felçe uğratabilirsiniz. Satın aldığınız bir araba saatte 200 km sürat yapıyorsa, 5 sene sonra saatte 201 km hız yapmaz, belki de daha düşük bir hız yapacaktır. Oysa ki, spor branşlarında dünya rekorları devamlı yenilenmektedir. Bu bilimsel ve düzenli çalışmalar ile sağlanmaktadır. Kısaca, sağlıklı gelişim için uygulanacak yüklenmeler azar azar giderek artan yoğunlukta olmalı, organizma yükleri “sindirmeli” dir.
AEROBIK EGZERSIZIN YARARLARI
Diğer yararları yanında, aerobik egzersizin en önemli yararları kalp-damar sistemi üzerinedir;
-durağan bir yaşam sürenler, hareketli bir yaşam sürenlere göre 6 kez daha fazla kardiyak rikse sahiptirler,
-kan “kötü” kolesterol düzeyi azalır, “iyi” kolesterol düzeyi artar,
-vücut yağı kontrol edilir (kuvvet antrenmanı ile birlikte aerobik egzersiz ve özel diyet vücut yağını azaltır),
-vücudun direnci yorgunluğa ve fazla enerji gerektiren işlere karşı artar,
-kasların formu ve yağsız vücut kitlesini artar,
-tansiyon düşer ve iyi bir uyku düzeni sağlanır,
-vücudun genel direnci artar,
-kemik, tendon ve ligamentleri güçlenir, -yüksek bir emosyonel denge ve pozitif görüş açısı oluşur.
Uzun süreli çalışmalar sonucunda, her 10 yılda, bireyin genel form düzeyi % 8-9 oranında azalmakta olduğu gözlenmiştir. Aktif insanlarda bu oran % 4 tür. Antrenmanlı bireylerde düşüş oranı % 2 dir (veya daha az ). Fazla kilo ve beden yağlarından sakınıldığında, dinçlikte azalma minimize olur. Dr. Paul Davis dinçlikteki azalmada en önemli faktörün vücuttaki yağ oranının yükselmesi olduğunu açıklar.
Kalp-damar sisteminin antrenmanı, maksimal kardiyak frekansın %60-90 arası, aerobi ortamdaki koşular ile sağlanır, kuvvet antrenmanları ya da diğer anaerobik ortamdaki antrenmanların sisteme katkıları çok azdır ya da yoktur.
A-C-E Vitaminlerinin Koruyuculuğu Kanıtlanamadı
Toplumda yaygın olarak kullanılmasına rağmen antioksidan vitaminlerin (vitamin A, C ve E) diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve kansere karşı koruyuculuğu kanıtlanamadı. ABDde 83.639 tıp doktorunun katıldığı çalışmada, düzenli olarak yukarıdaki vitaminleri alanlar ile almayanlar arasında belirtilen hastalıklardan korunma açısından bir fark bulunamadı. Bir başka çalışma yüksek düzey C veya E vitamini tüketiminin tüm nedenlerden ölüm oranını hafifçe yükselttiğini de ortaya koydu. Yüksek düzeyde tüketilen A vitamininin, C ve E vitaminine göre beyin kanaması ve felç riskini artırdığı ve kalp damar hastalıklarına neden olduğu da rapor edilen bilgiler arasında (1).
Bu vitaminlerin yaşlanmayı yavaşlattığı ve yaşlılıktaki beyin fonksiyonlarını koruduğuna dair genel inanış da ispatlanamadı. 55 yaş üstü kalp-damar veya şeker hastalığı olan hastalara 4.5 yıl boyunca verilen 400 IU E vitamininin bir gelişmeye neden olmadığı ve bu hastalarda özellikle böbrekleri hiçbir şekilde korumadığı da gösterildi.
Vücutta artan oksidan madde üretiminin bu hastalıklarla ilişkisi uzun zamandır bilinmesine rağmen, vitaminlerin faydalarının ispatlanamaması iki noktaya işaret ediyor; birincisi hastalıkların oluş mekanizmaları tahmin edilenden çok daha karmaşık, ikincisi, antioksidanlar sadece oksijen kaynaklı radikalleri süpürüyor ancak daha tehlikeli olan nitrojen (azot) bazlı radikalleri süpürmekte yetersiz kalıyor. Bu nedenle fayda sağlamak yerine ya etkisiz kalıyor ya da zarar veriyor.
3 SAAT UYKU YETERLİ !
İnsanların günde sadece üç saat uyuyarak düzenli bir hayat sürme ihtimali olup olmadığını araştıran bilim adamları, uykunun kimyasını etkileyen geni bulmayı başardı. Independent gazetesinin haberine göre bu keşif, bazı insanların gece geç saatlere kadar uyanık kalabilmelerinin sebebini genler yoluyla açıklamış oluyor. Gen, potasyum iyonlarının beynin uykuyu da idare eden kritik bölgelerine akışını düzenleyen biyokimyasal kanalları kontrol ediyor. Araştırmacılar bu keşfin, uykunun kimyasal temelini anlamada büyük yararlar sağlayacağını ve bu sayede etkili uyku ilaçları geliştirilebileceğini umduklarını belirtiyor.
Çığır açacak
Wisconsin-Madison Üniversitesi bilim adamları, Nature dergisinde yayımlanan araştırmayla birlikte, ilk kez tek bir genin uyku üzerindeki etkisinin kanıtlandığını dile getiriyor. Uzmanlar, bu araştırmanın beynin kimyasal yapısını değil beyindeki potasyum kanallarını etkileyecek yeni bir bileşim oluşturma imkanı sunduğunu ifade ediyor. Projeyi yürüten bilim adamları, vücutta bulunan bu gen sayesinde uzun uykuya olan ihtiyacın da ortadan kaldırılabileceğini öne sürüyor. Araştırma sonucuna göre, meyve sinekleri de tıpkı insanlar gibi günde altı ila on iki saat uykuya ihtiyaç duyuyor. Yeteri kadar uyuyamadıklarında tıpkı insanlar gibi stres belirtileri gösteriyor. Ancak bir genlerinde yapılan değişiklikle sinekler birkaç saatlik uykuyla bile günlerini stressiz geçirebiliyor. Bununla beraber, az uyuyan sinekler normal sinekler k
2007 Nobel Tıp Ödülleri Kök Hücre Çalışmalarına
İtalyan asıllı ABD vatandaşı Mario R. Capecchi, İngiliz Martin J. Evans ve Amerikalı Oliver Smithies, kök hücre üzerindeki çalışmalarından dolayı 2007 Nobel Tıp Ödülüne layık görüldüler.
Ödülün sahibini belirleyen komite tarafından yapılan açıklamada, Capecchi, Smithies ve Evansın, embriyonik kök hücreye dair çığır açan buluşları ve DNAnın yeniden bir araya getirilmesine ilişkin çalışmaları neticesinde ödüle layık görüldükleri bildirildi.
Üç bilimadamı, birbuçuk milyon dolarlık ödülün sahibi oldu.
2003 YILINDA SAĞLIK
Dünya Sağlık Örgütü nün (WHO) hazırladığı “Dünya Sağlık Raporu 2003″e göre insan ömrünü kısaltan sağlık sistemindeki boşlukların giderilmesi için acilen yatırım ve uluslararası desteğe ihtiyaç var.
Sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi gereğine işaret edilen rapora göre yetersiz sağlık hizmetlerinden dolayı Japonya da doğan bir bebeğe 85, Afrika nın en fakir ülkelerinden Sierra Leone de doğan bir çocuğa ise sadece 36 yıl ömür biçiliyor. Japon kızın dünyanın en iyi sağlık hizmetlerinden yararlanacağı, Sierra Leone deki kızın ise belki de hayatı boyunca ne doktor ne de hemşire göreceği bildiriliyor.
Bulaşıcı hastalıklar, gelişmekte olan ülkelerde çocuk ölümüne neden olan 10 sorundan 7 sini oluşturuyor. 2002 de solunum yolları enfeksiyonlarından dolayı 1.9 milyon, ishalden 1.6 milyon ve sıtmadan 1.1 milyon çocuk öldü. Afrika da bugün milyonlarca çocuk 15 ine gelmeden ölme tehlikesiyle karşı karşıya.
Fakir ülkelerde doğum sırasında ölme riski, zengin ülkelere oranla 250 kere daha yüksek. 500 binden fazla kadın, komplikasyonlardan dolayı hamileliği sırasında ölüyor. Rapora göre 2002 de 2.3 milyon kişi HIV/AIDS, 1.3 milyon kişi kalp hastalığı, 1 milyon kişi verem, 0.8 milyon kişi trafik kazalarından ve aynı sayıda kişi de felçten dolayı öldü.
SARS, HIV/AIDS, çocuk felci ve sigaranın neden olduğu hastalıklarla mücadelede maddi yardım ve küçük bir gelişme milyonlarca insanı ölümden kurtarabilirdi.