‘Sağlıklı Yaşam’ Kategorisi Yazıları
TAİ CHİ: SAĞLIKLI BİR YAŞAM İÇİN
Eski bir dövüş sanatıyken, şimdi hastanelerde tedaviyi desteklemek için kullanılan Tai Chi, kalp gibi birçok hastalığa iyi geliyor, hafıza ve dengeyi güçlendirip stresi azaltıyor
Çinlilerin geleneksel sabah sporu Tai Chi, gerçek bir sağlık kaynağı çıktı. Amerikalı uzmanlar daha önce yapılmış 47 araştırmanın sonucunu inceleyerek, Uzakdoğu sporu Tai Chi nin kronik hastalıklara iyi geldiğini ortaya koydu. Eski bir Çin dövüş sanatı olan Tai Chi, denge kontrolü, esneklik ve kalp sağlığı kazandırarak, kalp ve multipl skleroz (MS) gibi hastalıklara iyi geliyor.
ABD nin Tufts New England Tıp Merkezi tarafından yapılan çalışmaya göre, bu sporun iyi geldiği alanlar hastalıklarla sınırlı değil. Çin de binlerce yıldır yapılan Tai Chi, doğru nefes alma teknikleri ve yavaş hareketlerle yapılan özel duruşların bir kombinasyonu. Tai Chi yapanlar bu sporun hafıza, konsantrasyon, sindirim, denge ve esneklik açısından olumlu etkileri olduğunu söylüyor.
Yaşlılarda düşme azalıyor
Uzmanların incelediği Çince ve İngilizce araştırmalar da, uygulayıcıların bu iddialarına tıbbi dayanaklar getiriyor. Uzmanlar Uzakdoğu dan çıkıp ABD ve Avrupa ülkelerinde de yaygınlaşan Tai Chi nin özellikle yaşlılar açısından büyük fayda sağlayabileceğini, bu sporu yapan yaşlı kişilerde düşme oranının az olduğunu belirtti. Ayrıca bu dövüş sanatının sağlıklı insanlara da faydası olduğu, acı, stres ve endişeyi azalttığı vurgulandı.
Sürekli Yorgunluğun 7 Temel Nedeni
Sağlıklı yaşadığınız halde kendinizi yorgun hissediyorsanız ve bunun sebebi yoğun iş temposu değilse ciddi bir sağlık sorununuz olabilir. İşte yorgunluğun belli başlı 7 temel nedeni.
Kansızlık:
Üretkenlik çağınızda iseniz ve özellikle adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir. Baş dönmesi, solukluk, üşüme hissi, kalp atımında hızlanma kansızlığın diğer belirtileridir. Kansızlığın tanısı için doktorunuz bir kan testi isteyecektir. Eğer sebep demir eksikliği ise demir takviyesi gibi kansızlığın nedenine yönelik tedavi uygulanır. Etkili tedaviyle yorgunluk, en geç 30 günde geçecektir.
Hipotiroidi:
Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder. Kadınlarda sanıldığından çok daha yaygın olan tiroid bozukluğu T3 ve T4 gibi tiroid hormonlarının düzeyinin saptanmasıyla teşhis edilebilir. Bu hormonlar düşükse dışarıdan hormon takviyesi yapıldığında yorgunluk şikâyetiniz kısa zamanda geçecektir.
SÜREKLİ OTURMAK ZARARLI
Bilgisayar basinda, ofis masasinda ya da evdeki calisma masasinda gün boyu oturarak çalışanların zamanla kemikleri zayıflıyor, kan damarları daralıyor ve kaslarının şekli bozuluyor. Çaresi saatte bir ayağa kalkıp dolaşmak… Her 10 kişiden yedi ile dokuzu bel, her 100 kişiden 30-60 ı boyun ağrısı çekiyor. Bu durumun sorumlularından birinin de sürekli oturarak ya da uzun süre ayakta durarak çalışmak olduğuna dikkat çekiliyor. Gazeteciler,ogrenciler,memurlar, doktorlar, muhasebeciler, operatörler ve tezgâhtarlar en çok risk altında olanlar.
Yatarak dinlenin
Sürekli oturan insanın kemiklerinin zayıfladığını, bel, boyun ağrıları meydana geldiğini, damarların daraldığını, kasların boyunun kısaldığını, esnekliğin azaldığını, eklemlerin şeklinin bozulduğunu belirten doktorlar, ağrılara engel olmanın saat başı ayakta gezinmek olduğunu ifade ederek, yatarak dinlenmenin de ağrılara iyi geldiğini kaydettiler
İşte en ideal oturma biçimi!
Gün boyu oturmak söz konusu olduğunda en ideali rahat etmek . Gün boyu masa karşısında dirsek çürütürken yandaki gibi ideal şartlara sahip olamayanların dikkat etmesi gerekenlerse şunlar: Sırtınız dik olmalı. Masa, çalışırken eğilmenizi gerektirmeyecek yükseklikte ve uzaklıkta olmalı. Masayla vücut arasında kolları esnekçe kullanmayı sağlayacak bir oran bulunmalı. Doğru oturuş pozisyonunu koruyabilmek için bulunulan ortamın aydınlatması ve ısısının da kişinin rahat edebileceği durumda olmas
SU-JOK: ELLER BEDENİN AYNASIDIR
Alternatif tıbbın yeni tanınmaya başlayan dalı Su-Joka göre, eller ve ayaklar, bedenin gerçek bir aynası ve bu organlarda, tüm bedendeki rahatsızlıkları iyileştirecek uzaktan kumanda fonksiyonu bulunuyor.
Kırımlı Psikolog Dilara Trubach, Su-Jokun, baş ağrısı, sara nöbeti, kabızlık, ishal, bulantı, kramp, romatizma, lumbago, siyatik gibi rahatsızlıklarla, cinsel fonksiyon bozuklukları ve kulak-burun-boğaz hastalıklarına karşı etkili olduğunu söyledi.
Dilara Trubach, Kore dilinde Sunun el, Jokun da ayak anlamına geldiğini, Güney Koreli Prof. Dr. Park Jea Woo tarafından geliştirilen alternatif tıbbın bu dalının, geleneksel akupunktur yöntemlerine katkıda bulunmayı amaçladığını söyledi. Moskova Üniversitesi Psikoloji Bölümünden mezun olduğunu, daha sonra Taşkentte 1 yıl akupunktur, Tibetteki bir Su-Jok okulunda Dalai Lama Bitkisel Bilgisi ve Aşkabatta da hipnoz eğitimi aldığını anlatan Trubach, Türkiyede çok yaygın olmayan Su-Jokun, tüm dünyada çok iyi bilindiğini kaydetti.
Trubach, anatominin bütünü incelendiğinde, elerin ve ayakların, bedenin küçük, ancak gerçek bir aynası olduğunun görülebileceğini belirterek, Bu bakışla, el ve ayaktaki baş parmak, kafamıza tekabül eder. Bunun ötesinde elde avuç, ayakta da taban ve 5 parmak vardır. Tıpkı gövdemizden uzanan kollar ve bacaklarımız gibi. Her parmakta boğumlar bulunmaktadır. Tıpkı kol ve bacaklarımızın üç bölümden, baş ve boynumuzun iki bölümden oluşması gibi dedi.
Su Kesintisi Durumunda Alınması Gereken Önlemler
TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni nin (http://www.korhek.org) Temmuz-Ağustos 2007 sayısıda su kesintilerinde dikkat edilmesi gereken hususlara yer verildi. Suyun azlığı veya yokluğu; kişisel hijyeni olumsuz yönde etkileyerek kentsel alanlarda özellikle de okul, kışla, hastane gibi toplu yaşanılan yerlerde bulaşıcı hastalıkların görülmesine ve salgınların çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle su kesintilerinden mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Alınan bütün tedbirlere rağmen su kesintisi kaçınılmaz ise; özellikle şehirlerde ve toplu yaşanılan yerlerde daha dikkatli olmalıdır. Su kesintisi uygulanmak zorunda kalındığında alınması gereken önlemler ve dikkat edilmesi gereken hususlar mutlaka bilinmeli ve topluma bildirilmelidir.
Bireyler Tarafından Bilinmesi ve Uygulanması Gereken Tedbirler
- Su kesintilerinin yaşandığı dönemlerde kişiler tarafından sıklıkla aşırı miktarda su depolanmakta ve depolanan suların bir kısmı kullanılmadan önce uzun süre beklemektedir. Uzun süre bekleyen sularda zaman içerisinde mikrop sayısı önemli derecede artacağından ihtiyaç fazlası su depolamak uygun değildir. Bu durumda sular geldiğinde öncelikle depolanmış suyu tüketip yeniden taze su depolanmalıdır.
- Yukarda da anlatıldığı gibi su kesintisi sırasında ana boru içindeki basınç sıfıra düşeceği için daha ince borulardaki basınç ana borudan daha fazla olur. Bu nedenle su geriye doğru akacaktır (geri emilim). Toplu zehirlenme ve salgınlara neden olabilen pis sular su şebekesine girebilir. Bu nedenle su kesintisinden sonra sular yeniden geldiğinde 3-5 dakika ilk gelen su içilmemeli (Ancak boşa akıtıp ısraf etmemeli ilk gelen suyu tuvalet temizliği vb işlerde kullanmalıdır)
STRESTEN KURTULMANIN EN KOLAY YOLLARI
Güney Carolina Psikoterapi ve Hipnoterapi Kliniği Başkanı Dr. Güngör Özbek, psikolojik hastalıkların tamamının, fizyolojik hastalıkların da yüzde 60 ının stres kaynaklı olduğunu söyledi ve stresten kurtulmanın pratik yollarını açıkladı.
Dr. Özbek, “Aşırı sabırsızlık, diş ve yumrukları sıkma, karşıdakine sürekli ters cevaplar verme, başkalarına çabuk kızma ve onları dinlememe, aniden kızıp küfretme, yerinde duramama, çok konuşma durumlarında, aşırı stres altındayız demektir. Psikolojik hastalıkların tamamı, fizyolojik hastalıkların da yüzde 60 ı stres kaynaklıdır” dedi.
Stres kaynakları
Çalışma hayatı, evlilikte ve kişisel ilişkilerde yaşanan sorunlar, zaman baskısı altında boğulma ve kendisini yetersiz bulmanın stres yaratacak “iç çatışmalara” neden olabiliyor.
Stres atma yöntemleri
Dr. Özbek, stresi atmanın en güzel yolunun, “saatte 6 kilometre hızla yürümek” olduğunu bildirerek, “Beyin, yürüyüş sırasında endorfin salgısını üreterek, vücudu dinlendiriyor” dedi. Bir diğer stres atma yönteminin de “pozitif düşünmeyi öğrenmek” olduğunu bildiren Dr. Güngör Özbek, negatif düşüncenin beyini olumsuz yönde etkileyerek stres yarattığını söyledi.
Yoga, meditasyon, hipnoz ve gevşeme gibi teknikler de stres atma yöntemlerinin başında geliyor. Tabiat şartları ve ekonomik koşulların ağırlaşmasına paralel olarak stresin de arttığına dikkati çeken Özbek, yine Amerika da yapılan bir araştırmanın,
Stresle Mücadelede 15 Kural
Gerek evde yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklar yüzünden, gerekse işteki karmaşa yüzünden eve geldiğinizde kendinizi gerilmiş, kopmak üzere olan bir ip gibi mi hissediyorsunuz? Hayatınızı kontrol etmek kendi elinizde.
1- “Günde en az bir öğün dengeli beslenin.”
Zinde bir sağlık ve strese karşı dayanıklılık için beslenme çok önemli.Düzenli bir beslenme planı tahıllar ,meyva ve sebzeler,günlük süt ,yoğurt,yumurta gibi protein bakımından zengin yiyecekleri içermeli,şeker,yağ ve tuz bakımındansa fakir olmalıdır.
Ayrıca stresle başa çıkmada etkili olan B ve C vitaminlerinden yeterli derecede aldığınızdan emin olun.(B vitamini bütün tahıllar,yumurta fındık ve kırmızı etlerde, Cvitamini ise turfanda meyva ,yeşil yapraklı sebzelerde bol miktarda bulunur.
2- “Geceleri en az yedi,sekiz saat uyuyun.”
Kronik uykusuzluk bitkinliğe yol açar ki bu da üretkenliğinizi ve stresle başa çıkabilme yeteneğinizi azaltır.Haftad a en az 4 gün yedi sekiz saat uykuya ihtiyacımız var.En iyi şekilde dinlenemek için yapmanız gereken şey her gün aynı saatte yatağa girerek,aynı saatte uyanmak.Alkol ,nikotin ,kafeinden ve uyumadan önce yatağa girmekten kaçının .
3- “Doktorunuzun tavsiyelerine uyun.”
Eğer hipertansiyon,kalp rahatsızlıkları,şeker hastalığı,veya sırt ağrılarınız varsa doktorunuzun sözlerinden dışarıya çıkmayın. Ayrıca düzenli olarak check up yaptırın.
4- “Haftada en az üç kez spor yapın.”
Aksatmadan ,çok ağır olmamak üzere düzenli olarak yapılan egzersizler kalbi kuvvetlendirir,dolaşımı hızlandırır,kolestrol seviyesini indirir, bunun yanında stres atmanıza da yardımcı olur . Haftada en az üç kez yapacağınız egzersizlerle örneğin yürüyüş,bisiklete binmek,yüzmek gibi ,hem kafanızı tüm sorunlardan arındırın,hem de forma girin. Ancak fazla yorulmaktan kaçının.
STRESİN VÜCUTTAKİ ETKİLERİ
Çağın hastalığı stres, her türlü hastalığa zemin hazırlıyor. Bilim adamları stres altındaki vücutta neler yaşandığını şöyle açıklıyor:
1-Sinir sistemi: Vücut, bir anda bütün enerji kaynaklarını bu dış tehditle mücadele etmeye yönlendirir. Savaş ya da kaç tepkisi olarak adlandırılan bu durumda sempatik sinir sistemi, böbreküstü bezlerine Adrenalin ve kortizol salgıla talimatı verir. Bu hormonlar kalp atışlarını hızlandırırken, tansiyon ve kandaki şeker oranı da yükseltir. Tehdit geçince ise vücut dengesi tekrar sağlanır.
2-Kas ve iskelet sistemi: Kaslar gerilip katılaşır. Bu durumun uzun sürmesi baş ağrısına zemin hazırlayabileceği gibi kas ve iskelet sisteminde çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir.
3-Solunum sistemi: Stresli durumlarda daha sık aralıklarla ve daha zor nefes alınır. Bu da kimi insanlarda panik atakları tetikleyebilir.
4-Kalp-damar sistemi: Trafik sıkıştığında yaşanan türden geçici (akut) stres, kalp atışlarını hızlandırır ve kalp kaslarının büzülmesine yol açar. Daha büyük kaslara kan taşıyan damarlardaki kan seyrelir ve vücudun bu bölgelerine daha fazla kan pompalanmasına neden olur. Sık tekrarlanan akut stres, kalp damarlarında iltihaplanmalara ve dolayısıyla kalp krizlerine neden olabilir.
5-Endokrin (iç salgı) sistemi: Beynin gönderdiği sinyaller doğrultusunda böbreküstü bezleri kortizol ve epenifrin salgılar. Her ikisi de stres hormonu olarak tanımlanmaktadır. Bu iki hormon salgılandığında, karaciğer de glikoz salgısını artırır. Aslında bu, vücudun savunma yöntemidir ve stresli durumlarda savaş ya da kaç stratejisini uygulamak için gereken enerjiyi sağlar.
STRESİN FAYDASI
Stresli erkeklerin büyük bölümünün daha iyi bir iş bulma eğiliminde olduğu, bunun da sağlığı olumlu yönde etkilediği düşünülüyor.
Bilim adamları, stresin her zaman kalp hastalıklarına yol açmadığını ortaya çıkardılar.
Glasgow bölgesinde çalışan orta yaş İskoçyalı erkekler üzerinde yapılan araştırmada, denekler 20 yıl süre ile gözlendi. Fazla stresli olduklarını ifade edenlerin, genellikle daha fazla hastalıklardan şikayet ederek hastaneye başvurduklarını belirleyen araştırmacılar, bu yüzden bazı analizcilerin, stresin kalp hastalıklarına yol açtığı düşüncesine vardıklarını belirttiler. Kalp hastalıkları şikayetiyle hastaneye başvuran deneklerin kalp elektrokardiyogramlarını inceleyen uzmanlar, yüksek stres içinde bulunduklarını rapor eden deneklerde, kalp hastalıklarının ve kalp hastalıklarından meydana gelen ölümlerin düşük olduğunu tespit ettiler. Kendilerini yüksek stres içinde hisseden deneklerin, sigara kullandıklarını ve içki içtiklerini belirleyen uzmanlar, sonucun kendileri için sürpriz olduğunu söylediler.
Araştırmacılar, stresli erkeklerin büyük bölümünün daha iyi bir iş bulma eğiliminde olduğunu, bunun da sağlığı olumlu yönde etkilediğini düşünüyor.
Araştırma raporu, British Journal of Medicine adlı dergide yer aldı.
STRES VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ
Strese kalbiyle duyarlılık gösterenlerde bağışıklık sistemi sorunları daha fazla.
Strese kalbiyle duyarlılık gösterenlerin, damar sistemiyle duyarlılık gösterenlere göre daha fazla bağışıklık sistemi sorunu yaşadıkları saptandı.
Brain, Behavior and Immunity (Beyin, Davranış ve Bağışıklık) adlı derginin Ağustos sayısında yer alan araştırmaya göre, insanlarda stres iki şekilde etkili oluyor. Stres bazılarında kalbin şiddetli kan pompalamasına, bazılarında ise damarların sertleşmesine yol açıyor.
Stresin kalbi zorlamasıyla tansiyonun yükseldiğini belirten uzmanlar, damarların sertleşmesiyle de kan dolaşımının etkilendiğini kaydediyor. Önceki araştırmalarda psikolojik kronik stresin bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etki meydana getirdiği ve bağışıklık sistemi kapasitesinin hastalıklarla savaşta azaldığı belirlendi.
Yeni araştırmada, kalbin strese karşı büyük duyarlılık gösterdiğini saptayan araştırmacılar, bu tepkinin kalp hastalıklarında rol oynadığını belirtiyor. California Üniversitesinde 56 sağlıklı erkek ve kadın denek üzerinde yapılan araştırmalarda, deneklere stres meydana getirebilecek, gerçek yaşamdan alınmış iki ayrı olayla ilgili konuşma yapıldı.
Deneklere bağışıklık sistemini ölçen kan testi uygulayan araştırmacılar, strese karşı sadece kalp duyarlılığı gösteren deneklerde, kandaki beyaz kürelerden akyuvar cinsi lenfositlerin tekrar bölündüklerini ve yayıldıklarını gözledi. Bir çeşit beyaz kan hücreleri olan lenfositlerin tekrar bölünüp yayılmalarının, kalp hastalıklarında meydana gelen iltihaplanma ile ilgilisi olduğu düşünülüyor.