‘bulaşıcı hastalıklar’ olarak Etiketlenen Yazılar


DANG HASTALIĞI

Sıcak ülkelerde görülen bulaşıcı bir hastalık. Göz kapağı iltihabı, ateş, dermansızlık, kas ve eklemlerde ağrı, deride sivilcelerle kendini gösterir.

Kızamıkçık Nedir Tedavi Eden Şifalı Bitkiler Nelerdir

KIZAMIKÇIK
Tanımı: (Rubella) Deri döküntüsüyle beliren bir enfeksiyöz
hastalıktır.
Nedenleri:Doğrudan temasla geçen bir virüs neden olur. Kuluçka devri 2-3 haftadır. Başlangıçta ve akut devresinde bu­laşıcıdır.
En belirli işareti deri döküntüsüdür. Döküntü, genellikle yüz­de başlayıp, hızla gövdeye atlar. Minik, pembe ve iki gün kadar süren noktalar halindedir. Gözler kızarır ve lenf bezleri şişer (özellikle kulak arkası ve altındaki bezler) Erişkinlerde el ve ayak eklemlerinde ağrı olabilir. Çocuklarda hastalık tamamen zararsız­dır. Kızamıkçığın çok tehlikeli olduğu tek durum, gebeliktir. Ge­beliğin ilk üç ayı sırasında, anne, bu hastalığa tutulursa, fetus’ta başın anormal derecede ufak olması, sağırlık, kalp gelişim bozuk­lukları, katarakt görülebilir. Bundan dolayıdır ki kızların bu hasta­lığı çocukluk çağında geçirmelerini sağlamak iyi bir korunma yöntemidir. Gebeliğinin ilk üç ayında hastalığa yakalanan kadının mutlaka doktora danışmasında fayda vardır.
Öneriler :Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı papatya çiçeği katılıp demlenmesi için kısa bir sü­re beklendikten soma süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir. * Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kişniş katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere bireı çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı devetabanı yaprağı katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez sabah ve akşam ol­mak üzere birer çay fincanı içilir.
* Bir litre suyun içine ince kıyılmış birer silme yemek kaşı­ğı ıhlamur, mürver çiçeği ve bir tatlı kaşığı anason katılıp kay­natılmasının ardından süzülerek gargara yapılır.

Bulaşıcı Hastalıklar

Bulaşıcı hastalıklar denilince, ünlü bil­gin Louis Pasteur’ü hatırlamamak elde değildir. Louis Pasteur mayalanmalar, koyunlarda görülen şarbon hastalığı ve kuduz konularında yaptığı çalışmalarla, tıp alanında o zamana kadar bilinme­yen birçok gerçeği açıklamıştır. Daha sonra, Roux, Calmette, Guerin, Yersin, Nicolle, Laveran gibi araştırıcılar Pasteur’ün mikroplara karşı giriştiği başarılı mücadeleyi sürdürmüşlerdir. Pasteur’den önce hastalıkların çoğunun kökeni bilinmiyordu. Hatta uzun süre tanrıların öfkesi hastalık nedenleri ola­rak gösterilmişti.
Bununla birlikte, XVI. yüzyıldan itiba­ren, Paracelse ve Ambroise Pare gibi bi­lim adamları, bulaşıcı hastalıklara fizik ötesi etkenlerin değil, somut nedenlerin yolaçtığını tanımamışlardır. Paracelse “Yaraların irinlenmesinde toz­ların rolü olmadığını sanmayın. Yarayı temiz tutun ve dış etkenlerden koruyun; kısa sürede iyileşecektir” şeklinde açık­lamalar yapmıştır.
Doktor olduğu kadar simyacı da olan Paracelse eterin duyum yitirici özelliği­ni açıklamış ve frengiyi cıva içeren ilâç­larla tedavi yoluna gitmiştir. 19 yaşından itibaren askerî birliklerde cerrahlık yapan Ambroise Pare ise savaş ortasında güç koşullar altında o devir (XVI. yüzyıl) için mucize sayılabilecek ameliyatlar gerçekleştirmiştir. İlkel bir uygulama olan kızgın demirle dağlama yöntemi yerine, kopan ya da kesilen or­ganın damarlarını bağlama yöntemini geliştirmiştir; Bu amaçla özel bir alet yapılmıştır.
Ama, cerrahî deney önsezisini bir yana bırakıp “bütün nesnelerin yüzeyine ya­yılmış olan” mikropların varlığını bilim­sel olarak ortaya koymağa yönelik çalış­malar ilk olarak Pasteur tarafından ya­pılmıştır.
Bu alandaki çalışmalar hâlâ sürüp git­mektedir. Günümüzde bile en güçlü elektronik mikroskoplar vücuda girdi­ğinde çeşitli tepkilere ve ortak bir belirti olarak, ateş yükselmesine yolaçan bazı virüsleri saptama olanağını sağlayama­maktadır. Bununla birlikte, her mikro­bun kendine özgü olan ve bir bulaşıcı hastalığı belirleyen dokusal bozuklukla­rı saptayarak çeşitli sonuçlara varmak mümkündür.

Bulaşıcı Hastalıklara Yolaçan Sebepler

* Birhücreli hayvanlar: Protoplazmayla sarılı bir çekirdekten oluşan ve hay­van olarak nitelendirilen tek hücreli ya­ratıklara örnek olarak sıtma plazmodyumu verilebilir.
* Bakteriler: Basit yapıdaki bu yaratık­lar bitki olarak kabul edilirler. Küçük bir çekirdek içeren ve küre, çomak ve sar­mal gibi değişik biçimlerde olan bakte­rilerin bazıları kendilerine her yönde hızla yer değiştirme olanağı sağlayan titreşici tüylerle donanmıştır. Yaşamları oksijenin varlığına bağlı olan bakteriler (aeroblar) ve havayla karşılaşınca he­men ölen türler (anaeroblar) olmak üze­re iki tür bakteri vardır. Bunlar vücutta kimyasal bir olaya yolaçarak zararlı olur­lar. Toksin ya da hücresel dengeyi boza­cak enzimler salgılama bu tür bir kimyasal etkinlik için örnek verilebilir.
* Virüsler : Temel maddeleri nükleoprotein olan çok basit yapılı cisimcikler­dir. Günümüzde virüslerin hayvansal yaşamla cansız madde arasında bir çeşit köprü kuran tek bir nükleoprotit mole­külünden meydana gelmiş oldukları dü­şünülmektedir, içine girdikleri vücut hücresinin tüm etkinliklerini engelleye­rek zarar verirler.
Charles Nicolle zayıflatılmış mikroplar denilen özel bir mikrop türünün varlığını ortaya koymuştur. Bu mikropların hiç bir belirgin belirti göstermeyen bulaşıcı hastalıklara yolaçtıkları ileri sürülmek­tedir. Bazı kişiler vücutlarında hiç bir hastalık belirtisi göstermeden mikrobu taşırlar. Bu aldatıcı zararsızlık özellikle sağlıklı taşıyıcılar için söz konusudur. Vücutlarında mikrop taşıdığından ha­berleri olmayan bu kişiler hastalığı başkalarına bulaştırırlar. Aynı durum hastalıktan yeni kalkan kişiler için de geçerlidir. Bu kimseler hastalığı atlatmış olsalar bile, oldukça etkin hastalık mik­roplarını vücutlarında büyük bir olası­lıkla aylarca hatta yıllarca barındırabilirler. Bağırsaklarda ya da burun yutak kesiminde yerleşen bu etkin mikroplar dışkı ya da balgamla dışarı atılarak baş­kalarına bulaştırabilirler. Vücut, içerdiği birçok mikroba karşı di­renme konusunda oldukça hazırlıkUdır Bu öz savunma yeteneği insana yararlı bir bağışıklık kazandırır. Bağışıklık doğal, kalıtsal ya da bir hastalık sonucun­da kazanılmış olabileceği gibi. aşı ya da serum tedavisi ile de edinilebir. Antibiyotiklerin bulunması ve sistemli olarak kullanılması çoğu bulaşıcı hasta­lıkların kısa sürede tedavi edilmelerini sağlamıştır. Bazı bulaşıcı çocuk hasta­lıkları yakın zamanlara kadar öldürücü nitelik taşımaktaydılar. Bu tehlike bir ölçüde giderilmiş olmakla birlikte bulaş­ma tehlikesinden kesinlikle uzaklaşıldığına inanmak yine de bir ihtiyatsızlık olur. Kuşkusuz, sağlıklı yaşama konu­sundaki ilerlemeler ve aşı kampanyala­rının yardımıyla salgınların önü alınmış­tır. Ancak hastalık tehlikesi varlığını gizli gizli sürdürmektedir. Bulaşıcı has­talığın gelişimine etkili bir koruyucu te­daviyle karşı koymak için doktor tara­fından öngörülen koruma tedbirlerine sürekli olarak uymak gerekir. Bilgisizlik yada bıkkınlık sonucu, en küçük bir ih­malde bulunmak salgınların yeniden başgöstermesine yolaçar. öte yandan, mikropların antibiyotiklere alıştıklarını ve bir süre sonra direnç kazanıp, antibi­yotiklere karşın yaşayabildiklerini de hatırlamak gerekir.
Bulaşıcı hastalığın teşhisi genel belirti­lerden hareketle kolayca yapılabilirse de, hastalığın özel belirtilerini bilmek de zorunludur. Kızamık ve boğmaca gi­bi çocuk hastalıklarında genel belirtiler ateş, bitkinlik ve derideki belirtiler ola­rak sıralanabilir.

Septisemi Nedir

Septisemi mikropların gözle görülme­yen bir hastalık merkezinden hareket edip, kana karışarak tehlikeli durumlara yolaçmalarıdır. Septisemi çoğu kez tit­remeler ve ateşin 40 dereceye çıkmasıy­la birdenbire başgösterir. Yüksek ateş, nabız hızlanması, solunum güçlüğü, baygınlık ve sayıklamalar hastanın sağ­lık durumunun ne denli ağır olduğunu yansıtır. Mikropların yayılmasına bağlı olarak, başka belirtiler de ortaya çıkabi­lir, örneğin çeşitli döküntüler, eklem ağrıları, çevresel damarlarda yangılan­malar, kalp, böbrek, sindirim aygıtı ve göz bozuklukları ve çırpınma başgösterebilir.
Kan muayenesi hastalığa yolaçan ve çoğu zaman bir streptokok veya stafilokoktürü olan mikrobun tanımlanmasını sağlar. Aynı zamanda mikrobun vücuda nasıl girdiğini ve hangi yoldan yayıldığı­nı da saptamak gerekir. Mikropların gi­riş yolu bir yara ve bir çıban veya kulak yangısı, çocuk düşürme, şarbon hastalı­ğı gibi sağlığı etkileyen bir olay olabilir. Ayrıca septiseminin akciğerlerde başgöstermesinde olduğu gibi pnömokok etkinliği, belsoğukluğunda olduğu gibi gonokok etkinliği, beyin zarı yangısında olduğu gibi menengokok etkinliği ve koli basili, havasızyaşar mikropların et­kinlikleri de söz konusu olabilir. Perfringens basili çarpma sonucu meydana ge­len bir yarayı gazlı kangrene dönüştüre­bilir. Kökenleri ve özel nitelikleri ne olursa olsun, septisemiler, kısa sürede tedavi edilmezlerse, çoğu kez ölüme yolaçarlar

Grip Hastalığı

Grip : Son derece bulaşıcı bir mevsim hastalığıdır. Kuluçka dönemi kısadır. Baş ağrıları, kırıklık, üst solunum yolları nezlesi, ateş, genel halsizlik gribin en yaygın belirtileridir. Genellikle kötü so­nuçlar doğurmayan bu hastalık, salgına yolaçan virüse ve hastanın bünyesine (zayıf, alkolik, yaşlı oluşuna) bağlı ola­rak, son derece ağır bir durum alabilir. Ayrıca kalp damar, böbrek ya da solu­num sistemi bozukluklarına yolaçabilir. Bu nedenle, grip hiç bir zaman küçüm­senmemeli ve iyi tedavi edilmelidir. Özellikle, yatak dinlenmesi kesinlikle gereklidir. Gribin hastayı uzun süre yor­gun ve güçsüz bıraktığı unutulmamalı­dır.
Son yıllarda, başlangıç bölgesi çoğu kez Asya olan büyük salgınların virüslerine karşı Avrupa’da özel aşılar denenmekte­dir.

Çeşitli Asalak Hastalıkları

Asalaklar yalnız tropikal ülkelerde değil başka bölgelerde de çok tehlikeli hasta­lıklara neden olabilirler. Asalaklar insan vücuduna deri yoluyla, böcek sokma­sıyla ya da besinlerle girerek çeşitli has­talıklara yolaçarlar.
Kelebek hastalıkları karaciğerde, akci­ğerlerde, bağırsaklarda, beyinde ve alt deri dokusunda yerleşen kelebek adlı koyun asalaklarının yolaçtığı hastalık­lardır. Ilıman iklim bölgelerinde, kele­bek asalağının embriyonu su bitkileri ve özellikle yabani tere otları ve yabanıl hindibalar üzerinde kistleşirler. Bu ne­denle, kimi zaman, salgın halini alabi­len toplu zehirlenme olaylarına yolaçabilirler. Yüksek ateş, terleme, karaciğer ve kas ağrıları, kusma ve ishal, kurdeşen hastalığın belirtileri olmakla birlikte teş­his için her zaman yeterli değildir. Kesin teşhis için, laboratuvar muayenesi gere­kir.
Domuz kurdu hastalığına (trişinoz): tri­şinli domuz etinin yenmesi yolaçar. Kı­sa süren bir mide, bağırsak bozukluğu hastalığın ilk dönemde teşhisine olanak vermez. Hastalık daha sonra, ateş yük­selince, özellikle asalak kaslara yerleşin­ce ortaya çıkarılabilir. Bu hastalığın yol­açtığı ölüm oranı yüzde 30′u bulabilir. Domuz kurdu hastalığının özel bir teda­visi yoktur. Bu nedenle, tek çıkar yol domuz etini iyice pişirerek yemektir.
Bağırsak solucanları: boyları 15 ile 25 cm.’yi bulabilen ve yumurtaları vücuda kirli sularla ya da iyi yıkanmamış sebze­lerle giren asalaklardır. Bağırsak solu­canları solunum yollarından geçerken öksürüğe ve solunum güçlüğüne yola­çarlar. Bağırsakta yerleşen bu solucan­lar hafif ağrılar Kancalı kuveya bağırsak tıkanmala­rı veya delinmeleri gibi ağır durumlar yaratabilirler.
rt: genellikle nemli toprakta yaşar ve insan vücuduna deri yoluyle girer. Mide bağırsak bozukluklarına ve önemli bir tür kansızlığa yolaçar.
Köpek tenyası: köpek bağırsağında yaşa­yan bir asalaktır. Köpek insana en yakın evcil hayvanlardan biridir. Köpek ,tenyasının elleri, yüzü ve tabakları yalayan veya sahiplerinin eşyaları üzerinde ya­tan köpeklerden insanlara geçmesi ola­sılığı büyüktür. Vücuda giren köpek ten­yası çok ağır bir hastalığa yolaçar. Ten­yalar vücudun her yanında sayısız kist­ler oluştururlar. Kistler içinde asalak embriyonları bulunan oldukça iri urlar­dır. Bu embriyonlar daha sonra kistleri parçalayarak dağılırlar ve yeni yeni kist­ler oluştururlar.
A)Geniş tenyanın (botriyosefal) yaşam çevrimi. 2 ile 10 metre arasında değişen bu asalak (1) ergin yaşamını onikiparmak bağırsağına yapışarak (2) ince bağırsaklarda geçirir; tedavi edilmezse has­tada on yıl kadar yaşayabilir. Dışkıyla çıkarılan yumurtalar (3) suda kirpikli canlılar haline gelir (4). ilk ara konak tepegöz türünden küçük bir kabukludur (5), bu kabuklunun içinde larvalar oluşur (6); sonra larvalar tatlı su balıkları tarafın­dan yenir (7). Bu balıklar iyice pişirilmeden ye­nirse, asalak insana geçer.
B-1) Tenya, insanda yaşayan asalak kurt.
2) Sığır tenyasının başı, bu tenyanın larvası sı­ğır etinde bulunur.
3) Domuztenyasının başı, larvası domuz etin­de bulunur.
4) Tenya halkaları
Köpek tenyası. ergin bir köpek ten­yası başıyla ve üç halkasıyla birlikte, köpekte bu­lunduğu biçimde görülmektedir. Tenya 400 ile 800 arasında yumurta içermektedir. Yumurtalar köpek dışkısıyla dışarı atılır. İnsana bulaşma ge­nellikle çiğ zebzelerle, süzülmemiş suyla ya da köpek tarafından yalanmış ellerle olur. Bu yu­murtalar insanda karaciğer ve seyrek olarak da akciğer kistleri yapar. Yeni bir konağa aktarılması köpeğin otçul hayvanların etini yemesiyle olur. Otçul hayvanlar da birer ara konak olabilir.
Akkan kurtları boyları 4 cm.’yi bulabi­len ve embriyonları insana genellikle sivrisinek sokmasıyla geçen kilsi kurtlar­dır. Vücuda giren kurtlar daha sonra ak­kan damarlarına yerleşirler ve lenfanjit adı verilen akkan damarları yangısına yolaçarlar. Lenfanjit fil hastalığına dö­nüşebilir. Fil hastalığı bacaklarda, erbezi torbasında yüzde ve başka yerlerde aşırı büyüme ve korkunç biçim bozulmalarıyla kendini gösterir. Bu dış kaynaklı bulaşıcı hastalıkların gi­derek çoğalması karşısında, sıcak ülke­lere gitmek için yola çıkan kişilere belir­li tedbirler almaları öğütlenir. Örneğin aşı ve koruyucu ilâçlar uygulamaları önerilir. Ayrıca bu kişiler besinlere ve içme .sularına karşı dikkatli olmaları gerektiğini, böceklerle savaşmanın ve vücut temizliğine dikkat etmenin öne­mini de bilmelidirler. Nehir ve havuz gi­bi tatlı sularda yıkanmaktan kaçınılma­lıdır.
Hastalığın yaygın olduğu ülkelerden dö­nüşte, tıbbî muayeneden geçmeyi zo­runlu bir koruyucu tedbir olarak kabul etmek gerekir. Böylece, muayene ve kan, sidik, dışkı tahlilleri gibi laboratuvar incelemeleri sonucunda tropikal has talik, zamanında ortaya çıkarılmış ve önlenmiş olur. Böyle bir yolculuktan döndükten aylar sonra bile, teşhisi güç bir hastalık söz konusu olursa, doktora yapılan yolculuktan sözetmekte yarar vardır.
Türlerinin yok olmamasını sağlamak için asalaklar bazen yaşadıkları insan­dan diğer bir insana bulaşabilmek için diğer bir canlıdan (arakonak) faydala­nırlar. Bu arakonak bazen sadece bir ta­şıyıcıdır. Fakat çoğunlukla asalağın ha­yat çeviriminin önemli bir bölümündeki gelişimlerin gerçekleşebilmesi ve asala­ğın çöğalabilmesi için gerekli ve vazge­çilmez bir ortamdır. Arakonak çok defa omurgasız bir hayvandır. Tıbbî asalakbilimde en çok arakonak vazifesi gören canlılar sümüklü böcekler ve böcekler­dir. İnsanlarda hastalık meydana geti­ren asalaklar için vazgeçilmez arakonaklara örnek olarak sıtma sivrisineği gösterilebilir. Sivrisinek besin elde et­mek için bir insanı sokunca sıtma asalağını alır. Bu asalak sivrisineğin vücu­dunda belli bir süre kalır. Çoğalıp geliş­tikten sonra sineğin ağzına yerleşir. Sıt­ma sivrisineği başka bir insanı sokunca asalak bu insanın kanına geçer. Sarı hummaya yolaçan yuvarlak solu­canlar ise sıtma sivrisineğinden başka sarıhumma sivrisineği ve ev sivrisineği tarafından taşınır.

Hayvanlardan Çocuğa Geçebilecek Hastalıklar Nelerdir.?

Köpekten çocuğa geçebilecek hastalıklar var mı­dır? Bizim çocuk durmadan köpekleri
öpüyor
Çocuklar, köpek, kedi ve öbür evcil hayvanları öpmekten caydırılmalıdır. Bu hayvanlarda, insanla­ra geçebilecek bir sürü parazit hastalığı vardır. Bun­lardan biri, köpeklerin barsaklarında yaşayıp, oradan toprağa düşerek ağız yoluyla çocuklara bulaşabilen, Hidatik kist meydana getiren parazittir.
Hayvanların dudak ve çenelerinden mantar en­feksiyonlarının bulaşması da söz konusu olabilir.
Evcil hayvanlara sevgi göstermenin daha güven­celi biçimleri de vardır.
On yaşındaki kızımız ata binmeyi seviyor. At beyninde olan bulaşıcı bir hastalığı yeni öğrendik ve bu yüzden çok korkuyoruz. Kızımızın ata binmesini engellemeli miyiz?
Atlarda bulunan bir ansefalit, yani beyin hum­masından korktunuz diye, çocuğun zevkine engel ol­mamalısınız. Çok ender görülen bu hastalığın nedeni, bir vi­rüstür ve sivrisineklerce taşınır. Bu hastalık yüzünden paniğe kapılmanın gereği yoktur. Resmi makam­lar bunu kontrol altında tutarlar.

Hepatit B aşısı sonrası kan testi yapmak gerekir mi?

Hepatit B aşısı sonrası kan testi yapmak gerekir mi?
Hepatit B aşısı sonrası, aşının tutup tutmadığına dair kan testi ( anti HB s) bakılması herkes için gerekli değildir. Ancak, eğer aşılanan çocuğun annesi HB s pozitif ise ( sarılık mikrobunu taşıyorsa ), veya çocuğun bağışıklık sisteminin normal çalışmasına engel olacak bir hastalığı varsa bakılması uygun olacaktır.

.