‘cilt hastalıkları’ olarak Etiketlenen Yazılar


Şok diyetler saçı döküyor

Hızlı kilo vermek uğruna şok diyetlere başvuranlar dikkat! Kilolarınızdan kurtulmaya çalışırken saçlarınızdan da olabilirsiniz!

Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Ayfer Bankaoğlu, şok diyetlerin kansızlığa, dolayısıyla da saçların dökülmesine, güçsüzleşmesine, çabuk kırılmasına ve cansız görünmesine yol açtığını hatırlatıyor.

“Kullandığınız şampuanlar ve bakım ürünlerinin saçlarımıza ne kadar etkisi olduğunun önemi yoktur. Çünkü saç, köklerinden ve kan yoluyla beslenir. Yani saçlarımızı sadece yediklerimiz besler. Bu nedenle saçlarımızın sağlıklı kalabilmesi için önemli olan yeterli ve dengeli beslenme. Ağır diyet sonrası kansızlık ortaya çıkar. Besin ve vitaminlerin eksikliğinin yanı sıra vücuda giren demirin de azalması, saçın daha yoğun dökülmesine neden olur.”

Saçınızı beslemek için

Saç sağlığını korumanın yolu düzenli ve dengeli beslenmekten geçer. Dengesiz ve düzensiz beslenme alışkanlıklarının saç sağlığı üzerindeki zararları her geçen gün artıyor. Dr. Bankaoğlu, “Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar istiyorsanız beslenmenizde protein, çinko, B 12 vitaminleri, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen göstermeniz gerekiyor. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığınızı olumsuz yönde etkiliyor” diyor.

Sigara ve alkol saçı da yoruyor

Sürekli sigara ve alkol kullanımı saçı da vuruyor. Bunların alışkanlık haline getirilmesi saçların ölmesine neden oluyor. Özellikle sigara kullananlarda saçların erken beyazladığı saptandı. Ayrıca sigara saçlarda yağlanmaya ve kırılmaya da zemin hazırlıyor.

Bebekler İçin Cilt Bakımı

Bebeklerin cildi ince, duyarlı ve daha az yağlıdır. Bu yüzden tahrişlere ve mikroplara karşı direnci azdır. Tam zamanlı doğan bebeklerde cildi kaplayan mumsu madde (vernix caseosa) önemli koruyucudur. Son yıllarda birçok yenidoğan ünitelerinde  bebek hemen yıkanmamakta, böylece mumsu maddenin koruyucu tabaka özelliğinden yararlanılmaktadır.

Beklenen doğum süresi geçmiş bebeklerin cildi buruşuktur ve doğumu izleyen haftalar içinde pul pul dökülür. Bu fizyolojik, normal bir durumdur.

Doğumu izleyen ilk günlerde tıbbı önemi olmayan, anneden bebeğe geçen hormonların etkisiyle ufak sivilceye benzeyen kırmızı döküntü özellikle bebeğin yüzünde belirir ve yanlızca cildin temizliğine dikkat edilerek kısa sürede kaybolur. Ancak, yine ilk günlerde bebeğin yüz ve vücudunda ufak, kırmızı zemin üzerinde sarı baş veren döküntüler deri enfeksiyonu habercisidir.

Stafilokokus aureus denilen bir bakterinin yaptığı bu döküntü, ayırıcı tanı amacıyla mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmelidir.

Bebeklerin sakallı ve bıyıklı kişiler ve ıslak öpenler tarafından sık öpülmeleri ciltte tahrişe yol açar, cildin direncini düşürür ve üzerine kolaylıkla infeksiyon binmesine neden olur. Allerjiye yatkın, atopik bünyeli bebekler de tahrişten uzak tutulmalıdır. Bebek ekzemaları atopik bebeklerin en önemli sorunudur ve mutlaka uzman değerlendirmesi istemektedir.

Bebek cilt bakımında koruma önemlidir:

* Bebeğin giysilerini deterjan ile yıkamayın. Sabun tozlarını tercih edin. Bol suyla durulayıp mümkün oldukça güneşte kurutun ve mutlaka ütüleyin.
* Sık sık altını değiştirerek cildin idrar ve dışkı ile uzun süre temasını önleyin. Yeni doğan döneminde bebeğin gece altını değiştirmeme, böylece uykusunu bölmeyip buna alıştırmamak gibi, bebeğin bakımına yardımcı olan yaşlıların genç annelere önerdikleri, tembellik kokan yaklaşımlar vardır.

6-8 saat gibi uzun süre idrar veya dışkı ile temas eden cilt ileri derecede kızarmakta, cildin yapısal özelliğine göre bazı bebeklerde yer yer çatlayarak kanamakta, üzerine binen bakteri ve mantarlarla her idrar değdiğinde bebek canı çok yanarak uzun süre ağlamaktadır. Bu tip pişiklerin tedavisi uzun süre almaktadır.

Bebeğin altı her 2-3 saatte bir değiştirilmeli, her seferinde ılık suyla yıkanarak kurulanmalı, kısa süre altı açık bırakılıp havalandırılmalı, iyice kuruduğu görüldükten sonra bebek yağı ince bir tabaka şeklinde sürülüp kapatılmalıdır.
* Sürtünme tahrişi genellikle koltuk altları, kasıklar gibi boğumlu bölgelerde bez, dar giysi, havlarını döken giysiler ve terle artmaktadır. Bebekleri giydirirken, kendi giysi katımıza bir kat daha ekleyerek giydirmeliyiz. Kendimizden bir kat eksiltiyorsak, bebeğimizden de bir kat çıkarmayı unutmamalıyız. Kabaca biz evde atlet tipi giysilerle gezerken, bebeği battaniyeye sarmamalıyız.
* Sıcak ve kuru ortamlar ve rüzgar ciltte gerilmeye ve buna bağlı tahrişe yol açar. Anne sütü almayan, ek gıdalara geçmiş çocuklarda günlük su gereksiniminin karşılanması, cildin doğal nemini korumakta önemlidir.
* Bebeklerin cildinde, cildi güneşe karşı koruyan ”melanin” adlı doğal koruyucu yapılar henüz oluşmaz. Bu nedenle 1 yaşın altındaki bebeği doğrudan güneş ışığından korumalıyız. Korumada aşırıya kaçmak, bebeğin güneşin yararlı ve bebekler için gerekli D vitamini metabolizması üzerindeki etkisinden faydalanmasını önler ve bu da bebeği raşitizm denilen klinik tabloya kadar götürür.

Bu nedenle el, ayaklar ve yanaklar güneş görecek şekilde, yüksek koruma faktörlü güneş bakım ürünleri sürerek, kumsalda şemsiye altında, denizden ve kumdan yansıyan ışınlarla güneşin yaralı ışınlarından bebeği faydalandırmalıyız.

Bebeğin güneşle buluşmasında dikat edilmesi gereken önemli diğer nokta ise pencere camlarının yaralı güneş ışınlarını kırması ve D vitamini yapılması için gerekli dalga boyundaki güneş ışınının camdan geçememesidir. Pencere camı bu durumda  büyüteç özelliği gösterip bebeğin cildinde hafif yanığa neden olablir. Bu nedenle güneşlenme açık havada yapılmalıdır. 

Kaynak: Gebelik.org / Uzm. Dr. Faik Kuseyri

Limon kabuğunun içine saklanmış mucizevi reçete

Prof. Mehmet Öz limon kabuklarının cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturduğunu, cildi güzelleştirip, sinirleri yatıştırdığını açıkladı. İşte Prof. Öz’den limon kabuğu mucizesi…

Prof. Mehmet Öz limon kabuklarının cilt kanserine karşı bir kalkan oluşturduğunu, cildi güzelleştirip, sinirleri yatıştırdığını açıkladı. İşte Prof. Öz’den limon kabuğu mucizesi…

Kavurucu yaz sıcaklarından ruhumuz da bedenimiz de nasibini alıyor. Tek derdimiz biraz serinlemek de olsa, cilt korumasına olabildiğince çok dikkat etmeliyiz. Cilt bakımı için ucuz ve kolay yol sunan Prof. Mehmet Öz, limon kabuğunun yabana atılmayacak faydalarını anlattı. Söz, Öz’ün…

TÜMÖR GELİŞİMİNİ ENGELLİYOR

Limonun tadı güzeldir, serinletici etkisi vardır, C vitamini deposudur. Salatanıza katabilir, limonata içebilir veya yiyebilirsiniz. Kabuklarını kullanmak ise size bambaşka faydalar sağlayabilir. Yapılan bir araştırma ile limon kabuklarında bulunan dlimonene aadlı maddenin çok güçlü bir cilt dostu olduğu belirlendi. D-limonene, narenciye yağında bulunan ve tümör gelişimini engelleyerek cilt kanseri riskini önemli ölçüde düşüren bir bileşkendir.

D-LİMONENE ETKİSİ

11.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarından kaçınmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Limon ve diğer turunçgillerden maksimum faydayı sağlamak için basit bir yöntem var: Ya gölgede tüketmeye çalışın ya da yerken hızlı davranın. Güneş ışınları etkisiyle elinizde tuttuğunuz parça limonun içindeki C vitamini 30 saniye gibi kısa bir sürede okside olur.

RİSKİ DÜŞÜREBİLİRSİNİZ

Sadece Amerika’da yılda 200.000 den fazla insan cilt kanserine yakalanıyor. Bu sorun son yıllarda ülkemizde de çok artış göstermeye başladı. Cilt kanseri güneşin parladığı her yerde kendini gösterebilir. Yüzünüzde, kulaklarınızda, ellerinizde ve dudaklarınızda oluşabilir. D-Limonene sayesinde bu riski çok düşürmek elinizde.

 

YEMEKLERE KATIN

Limon kabuklarına geri dönüyoruz. Kabukları çayınıza katarak hem lezzet hem de güçlü bir cilt bakımına kavuşabilirsiniz. Makarna sosuna limon kabuğu rendesi eklemek iyi bir alternatif. Rendelediğiniz kabukları salatanıza, yaptığınız keklere ve kurabiyelere de katabilirsiniz.

 

KALBİ RAHATLATIYOR

Limon kabuğu aynı zamanda sinir sisteminize olumlu etki yapar, bakterileri öldürür ve kalbi rahatlatır. Yapılan bir çalışmada, kadınların yumurtalık kanseri riskini de düşürdüğü ortaya konan limon kabuklarının bu özelliği de içeriğinde bulunan polifenollerden kaynaklanmaktadır.

 

KARACİĞERE YARARLI

Son olarak cildimize yaptığı maksimum faydaları dışında limon kabukları, özellikle alkol alanlar için olmazsa olmazlardandır. Karaciğer ve safra kesesine yararlıdır, mide asiditesini giderir ve balgam söktürücü etkisi vardır. Yenilebilir cilt bakımına limon kabukları ile başlayın!

Karma Ciltler İçin Temizleme Sütleri

Olgunlaşmış yarım şeftalinin kabuklarını soyarak dilimleyin. Daha sonra yarım bardak sütün içine koyarak sekiz saat kadar bekletin ve süzün. Temizleme sütünüz hazır.

5-6 adet çileği çatalla iyice ezip püre haline getirin. Hazırladığınız püreyi yarım bardak sütün içine katın. Daha sonra karışımı bir şişeye koyarak iyice çalkaladıktan sonra buzdolabında 4-5 beklettikten pamuk yardımı ile cildinizi temizlemek için kullanabilirsiniz. Kullanmadan önce şişeyi iyice çalkalayın.

Yağlı Ciltler İçin Temizleme Sütleri

Bir tatlı kaşığı balı iki üç tatlı kaşığı su ile birlikte cam bir kasenin içinde çok kısık ateşte ısıtıp ateşten alın. Daha sonra içine yarım bardak süt ve bir yumurta sarısı katarak kıvam alıncaya kadar iyice karıştırın ve bir şişenin içine boşaltın.Tim cilt tiplerine iyi gelen bu karışım cildi temizler, besler ve aynı zamanda cilde pürüzsüz bir görünüm verir.

Bir avuç dolusu tuzsuz bademi bir tatlı kaşığı toz şeker ile birlikte havanda iyice dövün. Daha sonra içine bir iki kaşık gül suyu ilave ederek dövmeye devam edin. Bademler ezildikçe birkaç kaşık daha gül suyu koyun. Bu şekilde karışım krem kıvamına gelene kadar devam edin. Bir iki saat beklettikten sonra karışımı temiz bir tülbentten geçirerek elde ettiğiniz temizleme sütü ile yüzünüzü pamuk yardımıyla silerek temizleyin.

Bir fincan sütü bir fincan kepek ya da yulaf kepeği ile iyice karıştırdıktan sonra yüzünüzü bu karışımla silin.

Kuru Ciltler İçin Temizleme Sütleri

Yarım bardak portakal çiçeği suyu ve yarım bardak gül suyunu bir şişenin içinde iyice çalkaladıktan sonra bu karışımın içine batırdığınız temiz bir pamuk parçası ile cildinizi güzelce silerek temizleyin.

İki avuç kurutulmuş fesleğen yaprağını bir bardak kaynar suyun içine atın. Üzerine iki çorba kaşığı süt tozu ilave ederek ılımasını bekleyin ve süzün. Hem pamuk yardımıyla cildinizi temizleyebilir hem de dairesel ve yumuşak hareketlerle cildinize masaj yaparak yedirebilirsiniz. Kuru ciltler için mükemmel bir cilt temizleme sütüdür.

Kuru ciltlerden korunma yolları

Yaşa bağlı olmaksızın meydana gelen cilt kurulukları birçok nedenden dolayı oluşabilir. Ciltteki pullanma ve sıkıntı verici bir gerginlik hissine neden olan kuru ciltlerden kurtulmanın yollarını merak ediyorsanız işte aradığınız cevaplar…

Kuru cilt; tüm vücudumuzu bir film tabakası şeklinde örten hücrelerden oluşan stratum korneum denilen tabakadaki suyun kaybı sonucu oluşur. Bu tabaka suyunu kaybedince esnekliğini kaybeder, çatlar ve pullanır. Stratum korneum su tutan maddeler içerir ve cildin daha cildin alt kısımlarından suyun sızmasını engeller. Hücreler ve yağdan oluşan bir film tabakası içeren stratum korneum tarafından su tutulur ve ciltten buharlaşması engellenir.

Kuru, pullu cildi tetikleyen faktörler nelerdir?

Kuru cilt herhangi bir yaşta ve bir çok nedenden dolayı oluşur. Kuru cilde neden olan koşullar:

- Kuru hava, özellikle kış aylarındaki düşük nem,

- Düşük nem bulunan yerler, özellikle merkezi ısıtmanın olduğu kapalı alanlar, ateşe veya ısıtıcı fanlara yakın oturma,

- Rüzgara maruz kalma,

- Sık yıkanma, duş alma ve yüzme, özellikle bol klorlu aşırı sıcak ve soğuk suda yüzme,

- İdrar söktürücü ilaçlar,

- Kalıtsal faktörler ve artan yaş ile sebum (yağ) gibi doğal nemlendiricilerin azalması,

- Atopik egzama, sedef ve ihtiyosis gibi cilt hastalıkları,

- Metabolik faktörler, tiroid bezinin yeterince çalışmaması veya aşırı kilo kaybı

- Sabun, deterjan ve çözücülere maruz kalma.

Ciltten su kaybı en sık hangi durumlarda olur?
Ciltten su kaybını arttıran diğer önemli bir faktör, ciltten banyo esnasında kaybedilen sıvıdır. Sıcak su ile yıkanma ve sabunlar, ciltteki koruyucu yağ tabakasını azaltırlar. Banyoda azalan yağ eğer dışardan uygulanan bir nemlendirici ve yağ ile dengelenmezse; ciltten su kaybı artar ve banyodan sonraki bir saat içinde, cilt normalde olduğundan daha kuru bir hal alır. Deterjanlar ve çözücüler de benzer şekilde, cildin yağ tabakasını kaldırarak cildi kuruturlar.

Cilt pullanması nasıl oluşur?
Cilt pullanması stratum korneum dediğimiz cilt yüzeyinden hücrelerin gözle görülebilir şekilde ayrışması ile oluşur. Normal ciltte bu süreç gözle görülmez, çünkü hücreler tek tek dökülür. Pullu ciltte cilt hücreleri birbirlerinden ayrılamazlar ve bu da gözle görülebilen kepeklenmeye neden olur. Bu durum kuru ciltte herhangi bir nedenle gelişebilir; ayrıca seboreik egzama, sedef ve ihtiyosis hastalığında cilt hücrelerinin yapısı bozuktur ve birbirlerinden kolay kolay ayrılamazlar.

Kuru ciltten korunmanın yolları nelerdir?
Herhangi bir nedenle kuruluğa eğilim gösteren cildin, sabun ve su ile teması azaltılmalı ve nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Sıcak sudan ve aşırı su temasından kaçının. Sıcak su cildin doğal yağlarını ortadan kaldırır ve cildi kurutur.

Banyo sıklığını azaltın. İki günde bir veya daha seyrek banyo yapın ve yıkanma sıklığınızı azaltmak için kirlenmemeye dikkat edin.

Banyo ve duş süresini kısa tutun. Kısa bir duş ve banyo cildi nemlendirir, fakat cildi havlu ile ovuşturmak veya ciltten suyun buharlaşması deriyi kurutur. Bu nedenle banyo ve duş süresi uzatılmamalı ve ılık su ile yıkanılmalıdır.

Duştan sonra cildinizi havlu ile ovuşturmayın. Bunun yerine cilde havlu ile hafifçe dokunarak kurulanılmalıdır.

Hafif sabunlar kullanın. Sabunlar cildi kurutur. Hafif, fakat fazla yağ içeren sabunlar veya sabunsuz temizleyiciler (pH seviyesi cildinizin pH seviyesine uygun (5.5) dermokozmetikler) kullanılmalıdır. Bu arada sabun kullanımını da minimale indirilmelidir.

Banyodan sonra cildiniz hemen nemlendirin. Banyodan sonra cilt halen nemli iken, nemlendirici losyon ve kremleri uygulayınız. Banyo sonrasında cildinizi tamamen kurularsanız, cildin doğal nemi de buharlaşarak deriden uzaklaşır. Nemlendirici losyon ve kremler, gün içinde ihtiyaç olduğunda kullanılmalıdır. Çok şiddetli kuruluk olduğunda laktik asit veya üreli nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Cilt kuruluğu cilt hastalıklarına neden olabilir mi?
Bazı kişilerde cilt kuruluğu, dermatit (egzama) denen cilt hastalığına neden olabilir. Dermatit cildin inflamasyonuna verilen addır. Bu durum alt bacaklarda egzema craquele; gövde, kollar ve bacaklarda ise numular dermatite neden olur. Bazen de ciltten herhangi bir döküntü olmadan kaşıntı görülebilir. Bu duruma yaşlılığa bağlı kaşıntı veya kış kaşıntısı denir. Dermatit geliştiğinde dermatoloji uzmanları kortizon içeren kremleri reçete ederler. Kortizonlu kremler dermatit bulunan alanlara uygulanır. Dermatit iyileştiğinde uygulamaya son verilmeli, daha sonra dermatitin yenilenmesini engellemek amacıyla nemlendiriciler kullanılmalıdır.

Cildin iyi nemlendirilmesi cilt kuruluğunu düzeltir, eğer cildiniz tüm kurallara uyulmasına rağmen iyileşmiyorsa dermatoloji uzmanına başvurunuz.

Ciltte Pigment (Renk) Değişimileri

Ciltte Pigment (Renk) Değişimileri
Cildimizin rengini, deri hücrelerince üretilen “melanin” pigmenti belirler. Bazen bu renklendirme mekanizmasına bir şey olur ve cildin bir bölgesi çok fazla melanin üreterek rengi koyulur (chloasma).
Bunun tersi de olur; cildin bir bölümünde hiç melanin üretilmeyince orası beyazlaşır. Beyaz bir leke periyodik olarak geliştiğinde “vitiligio” denen hastalığınız var demek olabilir.

Belirtiler

-Deride yavaş yavaş büyüyen beyaz lekeler,

-Deride koyu kahverengi lekeler.

Chloasma lekeleri en sık yüzde görülür ve pek uzaklara yayıldığı nadirdir. Bunlar en çok hamilelikle veya doğum kontrol hapı kullanmakla bağlantılıdır. Fakat hem kadınlar, hem erkekler, görünüşte hiçbir neden yokken rahatsızlığa tutulabilir.

Vitiligo en fazla 2 ile 30 yaşlarında ilk olarak ortaya çıkarsa da, herhangi bir yaşta başlayabilir. Yüzünüzde, gözlerin yukarısında, veya boyunda, koltuk altı, kasık, el veya dizlerde başlayabilir. Bunlar, çoğunlukla simetriktir ve bütün vücuda yayılabilir. Kalıtım faktörü sıklık-la söz konusudur.

Neden, melanin üreten hücrelerin bağışıklık sistemi tarafından tahrip edilmesi olabilir; bazı durumlarda tiroid sorunları veya pernisiyöz anemi gibi bağlantılı hastalıklar vardır.

Vitiligo da chloasma da hayatı tehdit etmez. Lekeleri gizlemek için kozmetikler veya cilt boyaları kullanılır. Vitiligo lekeleri güneşte kolayca yandığı için güneş yağı kullanmak gerekir.

Tedavi

Cildin düzenli rengini geri getirmek için repigmantasyon ve depigmantasyon tedavileri yapılır. Vitiligo lekelerinin repigmantasyonu, o bölgeyi lokal veya ağızdan alınan ilaçlarla (psoralen) duyarlı hale getirdikten sonra güneşe veya ultraviyole ışınına tutmakla yapılır. Bu 2 ile 3 yıl süreyle haftada 2-3 kere kullanıldığında 10 kişiden 6 sında işe yarayabilir. Ancak, yan etkileri olabilir.

Depigmantaspyon, chloasma lekelerinin rengini açan veya eğer vitilogonuz varsa geriye kalan cildin rengini açan losyonlar (benoquine veya hydroquinone) kullanarak yapılır.

.