‘kanser tedavisi’ olarak Etiketlenen Yazılar
Kanserden Koruyan Besinler
• Ananas: Ananasın içindeki ‘bromelain’ maddesi tümör hücre gelişimini doğrudan
durduruyor. Özellikle de akciğer, bağırsak, yumurtalık ve cilt kanserlerinde tümörlü hücrelerin büyümesini engelliyor.
• Böğürtlen: İçeriğindeki eliagic asit kanserli hücrelerin ölmesini sağlıyor. Böğürtlen yaprakları da çok faydalı, çay şeklinde tüketilebilir.
• Elma: Bol miktarda kuarsetin içerir. Kanser tedavisinde, kanserden korunmada,
alerji ve kalp damar hastalıklarında yararlıdır. Günde en az 2 elma tüketin. Ancak elmayı kabuklarıyla yiyin.
• Kara üzüm: Son 10 yıl içindeki çalışmalar kara üzümün kanser önleyici rolüne işaret ediyor. Ayrıca kalp damar hastalıklarından da koruyor. Çekirdeği ve kabuğuyla birlikte yenmesi gerekiyor. Günde; 1-2 Bardak kadar tüketilebilir.
• Karpuz: A ve C vitamininden zengindir. içerdiği yararlı maddeler vücudu kansere karşı korur, toksik maddelerden arındırır.
• Kiraz: Bol miktarda flavon denen yaralı bir madde ihtiva eder. Kanser oluşumunu ve kanserin ilerlemesini engeller. Özellikle meme, cilt, akciğer ye karaciğer gibi kanser tiplerinde etkili.
• Nar: Son çalışmalar, narın kanserojen madde verilen farelerin genlerinde yüzde 30 civarında düzelme sağladığını gösteriyor. İçerdiği bazı maddeler sayesinde kolestrol ve şekeri dengeleyen nar, kalp sağlığını da koruyor. Bu nedenle günde 1 bardak taze sıkılmış nar suyu için ya da 2-3 tane nar yiyin,
• Yaban mersini: Vücudu kanserden koruyan enzimleri aktif hale getirerek kansere yakalanma riskini azaltıyor. Ayrıca kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp krizinden de koruyor.
Bu Sebzeleri Mutlaka Tüketin
• Arnavut biberi: Kanserden korunmada, kansere bağlı ağrılarda, mide-bağırsak gazında, kemoterapiradyoterapinin neden olduğu ağız-boğaz yara ve ağrılarında kullanılır. Günde 5 tane taze olarak tüketin.
• Brokoli: C vitamini, beta karoten, lif ve kalsiyum açısından çok zengindir.
Kansere karşı koruyucu maddeler içerir. Özellikle bağırsak, mesane, meme kanserlerinden korur. Çiğ yenebildiği gibi haşlanmış ya da buharda pişirilmiş olarak da tüketilir. Brokoli çoğu içerik maddesini ancak çiğ yendiğinde barındırır. Pişirme brokolinin yararını azaltabilir. Ancak haftada 2′den fazla çiğ brokoli
tüketmeyin çünkü tiroid yetmezliği oluşabilir.
• Kırmızı biber: Zengin bir C vitamini deposudur. C vitamini kanser hücrelerinin büyümesini engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur,
• Domates: Özellikle hafif pişmiş tüketilmesi prostat problemlerinden yüzde 40 oranından korur. Domatesin içindeki likopen akciğer, kolon, meme kanserini de engeller.
• Havuç: Günde 2 bardak havuç suyu içmek, prostat kanserine karşı yüzde 20 koruma sağlıyor. Havucun içinde beta karoten denen çok yararlı bir madde var. Beta karotenin ağız, yemek borusu ve mide kanserinde de koruyucu etkisi var.
• Kırmızı turp: Akciğer kanseri riskini azaltır, meme kanserinden korur. Bol miktarda turp salatası tüketin.
• Sarımsak: Kanserin yayılmasını durdurur. Selenyum, triptopan gibi kanser hücreleriyle savaşan maddeler içerir. Hem kansere yakalanmaktan korur hem de kanser tedavisi sırasında kullanılır. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalara göre sarımsak mide, meme, bağırsak, yemek borusu, prostat ve cilt kanserlerinde tümörlerin oluşmasını ve ilerlemesini engelliyor. Her gün 2-3 diş çiğ sarımsak tüketin.
Hergün 1-2 Avuç Kuru yemiş
• Ceviz: Omega 3 yağ asitleri içerdiği için kanserden korur. Ayrıca kalp damar hastalıklarına da iyi gelir. Günde 1 avuç ceviz yiyin.
• Ay çekirdeği: Çinko ve selenyumdan zengindir. Çinko vücutta C vitamininin emilmesini sağlar ve şifalı etkisini hızlandırır.
• Kabak çekirdeği: E vitamininden zengindir. Kanser hücrelerinin engeller ve bağışıklık sistemini zararlı maddelerden korur.
Omega 3′ten Zengin Balıkları Seçin
Haftada 2 kez somon, uskumru, sardalya ve mezgit gibi omega 3 yağ asitlerinden zengin balıkları tüketmek kanserden korur. Balık meme kanserinde yayılmayı önler, bağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin büyümesine engel olur. Ayrıca kalp krizine karşı da koruyucudur.
Haftada 2 Kez Kuru Baklagil Şart
Mercimek, nohut, kuru fasulye iyi protein ve lif kaynaklarıdır. Kanserin yayılmasını önleyen anti kanser maddeler içerirler. Vücuda zarar veren maddelerle savaşır, kan dolaşımına yardımcı olurlar.
Her Gün Yarım Kilo Yoğurt
Evde yapılan pfobiyotik yoğurdun içindeki bakteriler vücudun en büyük dostu, kanserin en büyük düşmanıdır. Ayrıca yoğurt uzun yaşamın sırrıdır. Yoğurt özellikle kolon, mide, akciğer ve meme kanserlerine karşı koruyucudur. Kadınlarda meme fibrokistlerini de azaltıyor. Bu nedenle herkesin günde yarım kilo yoğurt tüketmesi gerekir.
Şifalı Baharatları Unutmayın
• Kimyon: Kimyon, dereotu tohumu ve turunçgillerin kabuğu çok; faydalıdır, L limonen denen kanser savaşçısı bir madde ihtiva eder.
• Zerdeçal: Köriye karakteristik koyu sarı rengini ve lezzetini verir. Kanser destek ürünleri içinde en güçlüsüdür. Akciğer, kolon, karaciğer, mide, meme, yumurtalık, beyin, lösemi gibi pek çok kanserde tümörlü hücrelerin büyümesini engellediği gösterilmiş. Kanserin danıarlanmasmı engeller,
kanser hücrelerini ölmeye zorlar.
• Çörek otu: Bağışıklık siteminizi güçlendirmek için günde 1 çorba kaşığı 1 çörek otu yiyin. Çörek otu vücutta mikrop veya tümörle mücadele eden Naturel Killer (NK) hücrelerinin sayılarının artmasını sağlar. Yararlı etkilerini gösterebilmesi için çörek otunu öğütüp toz şeklinde tüketin.
• Keten tohumu: Bağışıklık sistemini güçlendirerek kanserden korur. Özellikle bağırsak kanserine karşı koruma sağlar, keten tohumu da öğütüldükten sonra tüketilmeli
Her Gün Yeşil Çay İçin
Günde iki fincan yeşil çay tüketiminden sonra kana geçen kanser savaşçısı maddeler, kılcal damarlarla vücudun her hücresine taşınarak tümörlü hücrelerin büvumesini engeller
Prof. Dr. Erkan TOPUZ
Kanserin Etkileri
Kanserin Etkileri
Hücre sayısındaki aşırı artışın bazı koşullarda nasıl olup da yaşamsal tehlike yarattığını anlamak kimi zaman güçtür. Habis hastalığın ciddi etkileri kanserin yayıldığı normal dokuların ve/veya bölgelerin (örn. karaciğer, kemik ya da akciğerler) normal işlevlerini engelleyecek şekilde giderek daha çok kanserli hücreyle dolması ve hasara uğraması sonucunda oluşur. Belirli bir bölgeyle sınırlı (lokalize) kanserlerin ölümle sonuçlanması oldukça alışılmadık bir durumdur. Kanser ölümlerinin büyük bölümü hastalığın yayılmasına ya da metastazlara bağlıdır. Ancak, bu fiziksel süreçlere ek olarak kanserler hem belli bir bölgede hem de dolaşım sistemi aracılığıyla tüm vücudu etkileyen çok çeşitli zehirli (toksik) kimyasal maddeler üreterek de genel durumda giderek artan bir bozulmaya neden olabilir. Bu kimyasal maddeler kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtilere yol açabilir.
SINIFLAMA
Kanserler, hücrelerin normal olandan ne ölçüde farklılaştığına göre derecelendirilir. İyi farklılaşmış (tıp dilinde iyi diferansiye) kanserlerde (kimi zaman “grad 1¨ de denir), normal hücre yapısı korunur ve hücreler sık bölünmez. Hücrelerden bazıları, esas özgül görevlerini belli ölçülerde hâlâ yerine getirebilir. Yelpazenin öbür ucunda kötü farklılaşmış (tıp dilinde kötü diferansiye) kanserler (grad 3) yer alır; bu kanserlerde hücreler öylesine değişmişlerdir ki, normal hücrelerden artık çok farklıdır ve görevlerini yerine getirme yetilerini tamamen yitirmişlerdir. Kötü farklılaşmış kanserler daha hızlı çoğalma ve daha saldırgan olma eğilimindedir ve akıbeti . daha kötüdür. Bunların arasında farklılaşması orta düzeyde olan kanserler yer alır.
Kahserler yayıldıkları dokulara göre değil, köken aldıkları normal hücrenin türüne göre sınıflandırılır. Buna birincil sınıflandırma adı da verilebilir. Her sınıftan kanser yukarıda tanımlandığı gibi derecelendirilir; kanserlerin büyüklükleri ve yayılma dereceleri de “evrelendirme” adı verilen süreç içinde değerlendirilir (bk. s. 30). Birinci] sınıflandırma dikkate alındığında, hemen tüm kanser türleri aşağıdaki gruplardan birine yerleştirilebilir.
Karsinomlar
En sık görülen kanserlerdir. Deri ve pek çok iç organın çeperi dahil, vücut yüzeylerini örten hücrelerden köken alır. Ağız, boğaz, bronşlar (havanın akciğerlere girip çıkmasını sağlayan tüpler), özofagus (yemek borusu), mide, barsak, mesane, ute-rus (rahim) ve yumurtalıkların yanı . sıra memede, prostat bezinde ve pankreastaki kanalları örten dokular da bunlar arasındadır.
Farklı karsinom türleri vardır ve bunlar köken aldıkları normal hücrelerin görünümüne göre adlandırılır. “Skuamöz karsinomlar” (yassı hücreli karsinomlar) özellikle deri, akciğer, ağız, boğaz ve yemek borusunda; “adenokarsinomlar” özellikle meme, barsak, alt yemek borusu, mide ve yumurtalıklarda; “geçiş hücreli karsinomlar” . esas olarak mesanede ve “küçük hücreli karsinomlar” akciğerde görülür.
Sarkomlar
Yüzeyi örten dokulardan değil de kemik, yağ, kas ve vücudumuzun pek çok bölümünde bulunan güç lendirici bağ dokusu gibi destekleyici dokulardan köken alır.
Lenfomalar
Vücudumuzda ve özellikle de lenf bezlerinde ve kanda bulunan “lenfosit” adlı hücrelerden kaynaklanır. Bu hücreler bağışıklık sistemimizin çok önemli bileşenleridir. Lenfomalar etkilenen hücre tipine göre ‘Hodgkin hastalığı’ ve ‘Hodgkin dışı lenfomalar’ olarak ikiye ayrılır.
Lösemiler
Kemik iliğinde akyuvarları üreten hücrelerden kaynaklanır. Akyuvarlar (lökositler) vücudumuzun enfeksiyona karşı savunmasında kritik bir rol oynar. Lösemili hastaların kanında anormal akyuvar sayısı büyük ölçüde artar. Anormal hücreler genellikle işlevlerini doğru biçimde yerine getirmediği ve kemik iliğinde yeni normal hücre yapımı için alan bırakmadığı için soruna yol açar.
Miyelom
Kemik iliğinde bulunan ve antikor (enfeksiyonlarla savaşmamıza yardımcı olan proteinler) adı verilen plazma hücrelerinin kanseridir.
Germ hücreli tümörler
Yumurta ve spermlerin üretiminden sorumlu olan testis ve yumurtalıklar-daki hücrelerden köken alır. Tera-tomlar ve seminomlar bu tümör tipleri arasındadır.
Melanom
Bu deri kanseri türü, derideki pigment üreten hücrelerden (melanositler) köken alır.
Gliom
Beyin ya da omuriliğin destekleyici doku hücrelerinde gelişir.
Prekanseröz (ön kanser) oluşumlar
Son olarak, görünürde sağlıklı olan kişilerde rahim boynu sürüntüsü (servikal smear) ya da memenin radyolojik incelenmesi olan mamografi (bir sonraki bölüme bakınız) gibi tarama testleri sırasında saptanan ve kansere dönüşme potansiyeli taşıyan yaygın bazı oluşumlardan da söz etmek gerekir. Bu tür bozukluklar özellikle rahim boynu (serviks) yüzeyini ve memedeki süt kanallarını etkiler ve “karsinoma in situ” olarak adlandırılır. Bu, mikroskobik incelemede en yüzeydeki hücrelerin habis bir görüntüsü olduğu, ancak yüzey örtüsünün hemen altındaki dokuların herhangi birini istila ederek habis bir davranışa giriştiğine ilişkin bir belirti olmadığı anlamına gelir.
Karsinoma in situ lenfatik dolaşım ya da kan dolaşımı yoluyla yayılamaz ve kendi başına hiçbir yaşamsal tehlike doğurmaz. Ancak tedavi edilmediğinde gerçek bir kansere dönüşme riski vardır
Kanser Nasıl Yayılır?
Kanser Nasıl Yayılır?
Üç önemli yayılma yolu vardır.
a)Direkt şekilde büyüyerek etraftaki yapılara uzanır.
b)Lenf kanalları yoluyla uzakta bulunan organlara yayılır.
c)Kan akımı yoluyla uzakta bulunan organlara yayılır
Kanserin Genel Tedavisi
Kanser tanısı kesinleştirildikten ve gerekli tüm diğer araştırmalar tamamlandıktan sonra doktor hastaya bir sonraki adım konusunda önerilerde bulunur. Genellikle bu görüşmede kanser tedavileri öncelikli yer tutsa da, sağlık bakımına yönelik genel planlamada fiziksel belirtilerin, psikolojik olarak sağlıklı olmanın, aile ve diğer sosyal koşulların da dikkate alınması önem taşır.
Kanserde üç ana tedavi türü vardır: ameliyat, radyoterapi ve ilaçlar. Genel olarak kanseri iyileştirmek açısından tek başına en etkili tedavi ameliyat olsa da, farklı kanser türlerinde çok farklı tedaviler uygulanabilir. Hem radyoterapi hem de kemoterapi (ilaç tedavisi) çevredeki normal dokulara hasar vermeden, kanser hücrelerini parçalayabilmektedir. Ancak bazı kanserler radyoterapiye ya da ilaçlara iyi . yanıt vermez ve en iyi tedavi ameliyattır. Bazı kanserle rin ise ameliyatla çıkartılması güç ya da imkânsız olabilir ve bu kanserler başka tedavilere daha iyi yanıt verebilir.
Kanser ameliyatla tedavi edilebiliyorsa, genellikle başka bir tedavi seçeneğini düşünmeye değmez. Ancak bazı kanser türlerinde (örn. baş ve boyun bölgesinde ya da serviksteki kanserlerde) . radyoterapi eşit ölçüde ve hatta daha da etkili olabilir. Böyle durumlarda şekil bozukluğuna yol açmadığı, konuşma ya da yutkunma gibi önemli fonksiyonları etkilemediği veya yalnızca daha basit olduğu için radyoterapi en iyi seçenek olabilir.
Pek çok hastada tedavilerin birlikte kullanılması (kombinasyon tedavisi) tamamen iyileşme şansı verir. Bazı hastaların özellikle ameliyat ve yoğun ilaç tedavisi için hastaneye yatırılması gerekebilir. Ancak pek çok hasta ayakta tedavi edilebilmektedir. Hastalar uygulanacak tedavi leri ve neden o tedavilerin önerildiğini bilmek ve anlamak ister.
TEDAVİNİN AMACI
Mümkün olan her durumda tedavinin amacı kanseri tamamen ortadan kaldırmaktır ve bu şimdi giderek daha çok sayıda kişi için gerçekçi bir beklentidir. Bunun bir nedeni kansere görece erken evrelerde tanı konulması, bir nedeni de tedavilerdeki gelişmelerdir. Kanser çıkış bölgesiyle sınırlı kaldıysa, sonuç genellikle mükemmeldir.
Ne var ki, bazı kanserlerin ilk saptandıkları sırada zaten geniş ölçüde yayılmış olduğu açıkça görülürken, yalnızca bir bölgeyi etkilemiş gibi duran bazıları, aslında saptanamayan mikroskobik metastazlar oluşturarak yayılmıştır. Genellikle bu kanserlerde sonuç daha olumsuz olsa da, sayısı giderek artan bir azınlıkta iyileşme olasılığı vardır. Bunlar arasında Hodgkin hastalığı ve testis tümörleri gibi ilaç tedavisine çok iyi yanıt veren kanser tipleri ve başka kanserlerden mikroskobik olarak yayılan ve sıklıkla ilaç tedavilerine karşı duyarlı olan meme kanseri gibi kanser tipleri bulunur.
Tamamen iyileştirmeyi hedefleyen tedavilere genellikle “radikal” adı verilir. Belirtilerin giderilmesini ya da yaşamın uzatılmasını hedefleyen tedaviler ise “palyatif (hafifletici) olarak tanımlanabilir. Kanser tedavileri genellikle mükemmel hafif leme sağlar. Bu şekilde kullanıldıklarında genellikle radikal tedavilere göre daha düşük yoğunlukta uygulanır ve bu nedenle hastalar tarafından çok daha iyi tolere edilirler.
Tamamen iyileşme hedeflendiğinde, ciddi yan etki riski göze alınabilir. Ancak tamamen iyileşme olasılığı yoksa ve yan etkilerin hastalığa bağlı belirtiler kadar rahatsız edici olması çok mümkünse, güçlü tedavi uygulamanın pek anlamı yoktur. İşte bu nedenle tedavinin amacı daha başlangıçta açıkça ortaya konulmalıdır. Öte yandan bir tedavinin palyatif olması, kansere karşı güçlü etkide bulunmayacağını göstermez. Gerçekten de, palyatif tedaviler kanserin küçülmesini ve kontrol edilmesini sağlayarak, bazı hastaların yıllar boyunca normal bir yaşam sürmesine olanak tanır.
Kanserde tedavi seçenekleri değerlendirilirken ya da tedavi uygulanırken, belirtilerin de dikkate alınması önem taşır. Tedavi bazı belirtiler üzerinde yeterince etki göstermeyebilir ya da yavaş etkide bulunabilir. Neyse ki, kanser tedavisine . ek olarak ve kimi zaman da kanser tedavisi yerine kullanılabilecek ve belirtileri iyileştirmeyi sağlayan başka pek çok yöntem vardır. Genellikle oldukça basit yöntemlerle başarı sağlanabilse de, bazı hastaların daha fazla yardım ve desteğe gereksinimi olur. Hastanın aile doktoru, hastanede kanser tedavisinden sorumlu doktorlar ve hemşireler gereksinim duyulan desteği verebilecek kişilerdir, ancak bazı hastalarda belirtilerin daha uzmanlık gerektiren yöntemlerle giderilmesi gerekir.
Palyatif tıp alanında uzmanlaşan doktor ve hemşirelerin sayısı giderek artmakta ve bu sağlık görevlileri evlerde, hastanelerde ya da bakımevlerinde hizmet vermektedir . Son yıllarda palyatif tıpta ve bakımevi benzeri kurumlardaki hizmetlerde yaşanan önemli gelişmeler, özellikle ileri evrede ya da tedavi edilmesi . mümkün olmayan kanser vakalarında yaşam kalitesinin büyük ölçüde artmasını sağlamıştır. Ancak palyatif bakımın, bazı tedavi edilebilir kanser vakalarında da yararlı olabileceği unutulmamalıdır: rahatsızlık verici inatçı belirtileri olan tüm hastalar, bu belirtilerin nedeni ne olursa olsun, palyatif bakım olanağından yararlanabilmelidir.
Doğru Tedavinin Seçilmesi
Tedavinizi planlar ve tartışırken doktorunuz bunun sizin gereksinimlerinize en uygun tedavi olduğundan emin olmak ister. Kanserlerin mikroskop altındaki görünümleri, boyutları, yaygınlık dereceleri ve davranışları arasında çok büyük farklılıklar vardır. Ancak kanser tedavisinde yalnızca kanserin değil, hastanın da dikkate alınması gerekir. Kanserli hastaların hiçbiri fiziksel ya da psikolojik açıdan birbirinin aynı değildir. Hastanın özel sosyal koşulları da önemli olabilir. Tedavi . konusunda karar vermeden önce pek çok konunun dikkate alınması gerekir.
Yine de pek çok hasta, tedavinin oldukça tek tip olduğu belli sınıflara ayrılabilir. Son yıllarda tedavilerin daha çok standartlaştırılması hoşnutlukla karşılanmaktadır. Böylelikle hastalara, belli kanser tiplerinde uzman olanların görüş birliğiyle uygun kabul ettikleri tedavilerin verilmesi güvence altına alınmış olur. Uzmanlar sık sık bir araya gelip son araştırma bulgularını tartışarak “fikir birliği geliştirme toplantıları” düzenlemektedir. Bunun sonucunda, belirli kanser tipleri için en iyi tedavi yaklaşımlarını tanımlamaya çalışan kılavuzlar yayınlanmaktadır; bu kılavuzlar, sağlık bakım kalitesinde istenmeyen farklılıkların ortadan kaldırılmasında önemli rol oynamaktadır.
Tüm kanser tedavilerinde yan etkiler vardır. Küçük ameliyatların, düşük dozlu radyoterapilerin ve herhangi bir ciddi rahatsızlığa yol açmayan bazı ilaçların yan etkileri azdır. Radyoterapi ya da kemoterapi kürleri sırasında işe devam edebilir ve normal ya da normale yakın bir yaşam sürdürebilirsiniz. Yelpazenin öbür ucunda ise büyük ameliyatlar, son derece yoğun radyoterapi veya ilaç tedavileri vardır ve bunlar kişilerin hastalanmasına yol açabilir, hatta . küçük de olsa bir ölüm riski taşıyabilir.
Size önerilen tedavi büyük ölçüde kanserinizin özelliklerine, konumuna ve yaygınlığına bağlı olsa da, tek tek hastalarda tedavinin yaratacağı risk ve potansiyel yararların dikkatle değerlendirilmesi önem taşır. Başka açılardan sağlıklıysanız ve kendinizi güçlü hissediyorsanız iyileşme şansını artıran, ancak rahatsız edici yan etkileri olan bir tedaviyi kabul edebilirsiniz. Gerçekten de, son derece ciddi tümörleri bulunan hastaların büyük bir kısmı, yalnızca küçük bir iyileşme şansı yakalamak ya da iyileşme şansını biraz artırmak için, hiç hoş olmayan tedavilere katlanmaya hazırdır. Ancak gerçekçi açıdan bakıldığında iyileşme şansı olmayan bazı kanserlerde, palyatif tedavinin olası avantaj ve dezavantajlarının dikkate alınması gerekecektir. Yaşınız ve genel sağlık durumunuz önemli etmenler olabilir; başka açılardan sağlıklı olan bir hastanın, görece sağlıksız bir hastayla karşılaştırıldığında tedaviyle baş edebilme olasılığı daha yüksektir.
Şaşırtıcı gibi de görünse, bazı hastalarda en iyi seçenek özel olarak onlarda bulunan kanser tipini hedefleyen bir tedavi uygulamamaktır. Kimi zaman bu seçim var olan tedavilerin bazı kanserlerde etkili olmaması ya da yarardan çok zarar verecek olmasına dayanır. Başka durumlarda ise, yıllarca çok az büyüyen ya da hiç büyümeyen ve yaşam kalitesi ve süresi üzerinde hemen hiç etkide bulunmayan bir kanser bulunduğundan tedavi uygulanmaz.
TEDAVİLERİN BİRLİKTE KULLANILMASI (KOMBİNE EDİLMESİ)
Son yıllarda kanserde daha iyi sonuçlar alınmasının bir nedeni de farklı tedavi türlerinin dikkatli bir biçimde birlikte kullanılmasıdır. Özellikle, ameliyatla tamamen çıkartılmayan mikroskobik kanser kalıntılarının yok edilmesi amacıyla, ameliyata ek olarak ilaç tedavisi ve radyoterapi daha sık kullanılmaktadır. Ameliyatın kanseri tamamen temizlemeyi başaramaması, ameliyat bölgesinde kanser hücreleri kalmasından ya da metastazlardan kaynaklanır. Geri kalan kanser yalnızca mikroskobik boyut-lardaysa, radyoterapi ya da ilaçlarla veya her ikisiyle birlikte tamamen ortadan kaldırılması olasılığı oldukça yüksektir. Bölgesel bir tedavi olan radyoterapinin etkisi de bölgeseldir; buna karşın, ilaçlar tüm vücudumuzda etki gösterir. Esas tedavi türünün radyoterapi olduğu bazı kanserlerde, sıklıkla aynı anda uygulanan ilaç tedavisi de yarar sağlar.
Radyoterapi ya da kemoterapinin bu biçimde uygulanmasına “adjuvan” (yardımcı) tedavi adı verilmektedir. Kimi zaman bu tedavi ameliyattan önce uygulanır ve bazen amaç ameliyatı mümkün kılmak ya da kolaylaştırmaktır. Örneğin oldukça büyük boyutlu meme tümörü olan kadınlarda cerrahın tüm memeyi almasına gerek kalmaması için, ameliyat öncesinde tümörü yeterince küçülten ilaçlar verilebilir. Benzer şekilde ameliyat öncesinde bir kür . radyoterapi, normal koşullarda ameliyata uygun olmayan büyük bir rektum kanserinin çıkartılması olanağı sağlar.
Kanser Hizmetlerinin Düzenlenmesi
Özellikle ameliyat ya da kemoterapi uygulanacaksa, tedavi, bölgedeki bir hastanenin kanser biriminde gerçekleştirilebilir. Ancak radyoterapi, daha uzmanlık gerektiren bir ameliyat ya da yoğun kemoterapi uygulanacaksa bu girişimleri uygulayabilecek üniversite hastaneleri ile kanser merkezlerine gitmek gerekir.
Modern . radyoterapi için son derece pahalı aygıtlar kullanılmakta ve özel eğitimli personel görev yapmaktadır; bu nedenle kanser merkezlerinin büyük kasaba ya da kentlerde toplanması mantıklıdır. Bazı ameliyatlar ve ilaç tedavileri için de aynı ölçüde özel tekniklere ve deneyime gereksinim vardır. Bu nedenle tedavi için uzak mesafeler katetmek zorunda kalabilirsiniz, ama yine . de buna değer. Hastalığınız konusunda uzman birilerinin bakımınızı üstlendiğini bilmek (özellikle de sizde az rastlanan türde bir kanser varsa) güven vericidir.
Gözetim altında ya da belirli kanserlerin tedavisinde uzmanlaşmış doktorlar tarafından uygulanan tedavilerin daha başarılı olabileceğini düşündüren oldukça sağlam kanıtlar vardır. Günümüzde kanserler için uygulanan ameliyatların çoğu, bu alanda uzmanlaşmış cerrahlar tarafından yapılmaktadır. Aynı durum kanser hastalarının tedavisinde yer alan ve cerrah olmayan doktorlar ve diğer personel için de geçerlidir.
Hastanedeki uzmanlar
Cerrahların dışında, genellikle aşağıdaki uzman doktorlar da kanserli hastaların tedavisinde görev alır.
•Onkologlar: Kanserde radyoterapi ya da ilaç tedavisi konusunda uzmanlaşmış olan doktorlardır. Klinik onkologlar hem radyoterapi hem de ilaç tedavileri konusunda uzmanlaşırken, medikal onkologlar yalnızca ilaç tedavisi konusunda uzmandır.
•Hematologlar: Kan hastalıkları konusunda uzman olan ve lösemi, olasılıkla da lenfoma ya da miyelom tedavisini üstlenirler.
•Palyatif bakım uzmanı: Özellikle daha ileri evredeki kanserlerden kaynaklanan belirtilerin kontrol altında tutulması konusunda uzmanlaşmış doktordur.
Genellikle en iyi tedaviye karar vermek için iki ya da daha fazla uzman birlikte çalışır. Uzmanların her hastayı ayrı ayrı tartışmak için düzenli toplantılar yapmaları artık gündelik bir uygulamadır. Bu “multidisipliner” yaklaşım genellikle farklı uzmanlık dallarından doktorları ve başta uzman hemşireler olmak üzere diğer sağlık görevlilerini de içerir; böylelikle hastaların genel bakım standardının yüksek olması güvence altına alınır. İdeal koşullarda, kanser nedeniyle ameliyat edilecek çoğu hastada bir onkologdan görüş alınmalıdır. Size önerilmediyse bile, böyle bir talepte bulunabilrsiniz.
Genellikle kanserli hastaların tedavisini yukarıda tanımlanan uzmanlardan bir ya da daha fazlası üstlense de, başka uzmanlar da tedavide rol alır.
Patologlar: Dokuları mikroskop altında inceleyerek, kanser tanısını doğrulayan ve sınıflandıran doktorlardır.
•Radyologlar: Röntgenleri ve tarama görüntülemelerini yaptırır ve yorumlar. Kimi zaman, röntgen ya da tarama görüntülemesi sırasında yapılması gereken bazı özel cerrahi biyopsileri ya da tedavileri uygulayabilir.
Yardımcı görevliler
•Radyoterapi teknisyenleri: Bu
teknisyenler onkologların uygulanmasını istedikleri radyoterapiyi verme konusunda özel eğitim almışlar dır. Onkoloji alanında geniş bir eğitim görürler ve sıklıkla bazı destekleyici bakım hizmetleri de sunarlar veya düzenlerler.
Bunun dışında tedaviden sonra rehabilitasyon aşamasında fizyoterapist, meslek terapisti ve diyetisyen gibi başka sağlık çalışanlarıyla da bağlantınız olabilir. Hastanelerdeki tıbbi sosyal yardım görevlileri maddi olanaksızlık durumunda neler yapabileceğiniz ve nereye başvurabileceğiniz konusunda size yardımcı olacaktır.
Doktorlarla Iletîşîm
Durumunuzu görüşmek üzere bir doktora gitmek zorunda kaldığınızda gergin ve kendinize güvensiz olabilirsiniz; ancak dinlemeniz kadar konuşmanız da önemlidir. Ne yazık ki iş yükü nedeniyle uzmanlar hastalarına istedikleri kadar zaman ayıramıyor, bu nedenle elinizdeki zamanı en iyi biçimde kullanmanız gerekir.
Uzmanınız genellikle o anki belirtiler, genel sağlık durumunuz, geçmişteki tıbbi öykünüz ve kanser veya tedavisiyle ilgili özel kaygılarınız konusunda bilgi edinmek isteyecektir. Hastalığınızla ilgili psikolojik ve sosyal kaygılarınızı da dile getirmelisiniz. Uzmanın sizinle ilgili güncel bilgilere sahip olabilmesi için, aldığınız ilaçların paketlerini ya da şişelerini yanınızda getirmeniz iyi olur.
Daha önce açıklandığı gibi, tedavize ilişkin kararlar size özgü olacak ve doktorunuz belirli bir öneride bulunmadan önce duygularınızı öğrenmek isteyecektir. İlk ya da başlangıçtaki görüşmeler . büyük önem taşır, çünkü bu görüşmelerde testler ve sonuçları, tanı ve tedavi tartışılır. Bu aşamada aklınıza gelen her soruyu sormalı ve tüm kaygılarınızı açıklamalısınız. Sormak istediğiniz soruları unutmamanız için önceden bir kâğıda da yazabilirsiniz. Doktorunuzun söylediklerini anlamadığınızda, açıklama istemekten çekinmeyin.
Hastaların ne kadarını bilmek istedikleri ve karar verme sürecine ne . ölçüde katılmak istedikleri noktasında farklılıklar vardır. Bir hasta herhangi bir ayrıntılı soru sormaksızın açıklamaları ve tedavi konusundaki önerileri güvenle kabul ederken, bir diğeri daha katılımcı olmak ister. Doktorunuz önerilen tedaviyi, başarı olasılığını, olası yan etkileri ile iş ve yaşamınız üzerinde beklenen etkileri size açıklamaktan mutluluk duyacaktır.
Bazıları uzun vadede sonucun ne olacağını o sırada öğrenmemeyi tercih ederken, bazıları daha baştan ayrıntılı istatistiksel bilgiler ister. Her hasta farklıdır. Doktorlar bunu bilir ve çoğu, kişisel gereksinimlerinize göre davranmaya çalışır; ama bilmek istediğiniz şeyleri ve bazen de bilmek istemediklerinizi açıkça ortaya koymadığınız sürece bunu yapamazlar.
Görüşme sırasında bir uzman doktorun söylediği her şeyi aklınızda tutamayabilirsiniz. Bu nedenle yanınızda bir yakınınızı bulundurmanız yararlı olabilir; iki hafıza, birden iyidir. Önemli soru ya da kaygıları daha görüşmenin başında dile getirmeniz iyi olur. Bazı hastalar kısa notlar alma yoluna da gidebilir. Bazı hastalar ise konuşmayı kaydetmek ister; ancak bazı doktorlar bunu doğal iletişimi bozan bir etmen olarak algıladıklarından, kayıt için önceden izin almalısınız.
Tedavinin seyrine ilişkin raporların anlaşılmasıTedavinizin gidişini öğrenmek için doktorunuzla görüşüyorsanız, durumu tanımlamakta sıkça kullanılan bazı sözcükleri bilmenizde yarar vardır.
•Yanıt: “Yanıt” terimi tedavi sırasında ya da sonrasında kanserin küçülmesini tanımlamak için kullanılır. Bu tanımı kullanabilmek için genellikle kanserde belirgin küçülme olması gerekir. Vücutta hiç kanser belirtisi kalmadıysa buna tam yanıt adı verilir; yanıt kısmi de olabilir.
•Remisyon (gerileme): “Remis-yon” tanımı kanserin büyük oranda azaldığı, aktif görünmediği, ancak tamamen de yok olmadığı durumlarda kullanılır. Remisyon genellikle tedavinin sonucu olsa da, bazı kanserler kimi zaman kendiliklerinden gerileyebilir.
Yineleme ya da nüks (rekürans, rölaps): Daha önce başarılı biçimde kontrol altına alınmış . kanserin yeniden ortaya çıkmasını tanımlayan terimlerdir. Yineleme ilk tümör bölgesinde olmuşsa “yerel” (lokal), metastazlara bağlı ise “uzak” olarak tanımlanır. Nükslerden sonra, özellikle iyileşme şansının hâlâ sürdüğü düşünülen durumlarda kansere karşı yeniden tedavi uygulanması sıklıkla önerilir, ancak kimi zaman bu yaklaşım hasta için en iyisi değildir. Bu konudaki karar büyük ölçüde hastanın özgül koşullarına bağlıdır.
İkinci görüş
Her zaman başka bir uzmandan ikinci görüş alma hakkına sahipsiniz. Kanserli hastaların tedavisiyle ilgilenen uzmanlar, hastanın ikinci bir görüşe niçin gerek duyabileceğini çok iyi anlar ve bu konuda sizi teşvik edebilir. Bazen, özellikle karmaşık ya da güç vakalarda, uzmanın kendisi ikinci bir görüş alınmasını önerebilir.
Özellikle acil tedaviye gerek olan durumlarda, ikinci görüşün kısa sürede bildirilmesi önemlidir. İkinci görüşün uygun deneyim ve uzmanlığa sahip olan ve hasta hakkında gerekli tüm bilgilerin iletildiği birisinden alınması da önemlidir. Ancak ikinci görüşün birincisinden farklı olması, ikincinin daha iyi olduğu anlamına gelmez.
Tedavi için onay
Birçok kanser tedavisi türünden önce genellikle hastadan bir onay belgesi imzalaması istenir. Bu onay, size tedavinin olası riskleri konusunda gerekli tüm bilgilerin sözlü ya da yazılı olarak verilmesini de zorunlu kılar. Onay belgelerinin bir amacı hastaların riskleri bilmeden tedaviye başlamasına engel olmak, diğeri de uygun tedaviye rağmen yolunda gitmeyen şeyler olduğunda, hastaneyi dava edilmekten korumaktır. Hastalar, . tüm tıbbi tedavilerin bazı kişilerde yan etkilere yol açabileceğini akılda tutmalıdır. Ciddi yan etki oluşma olasılığının genellikle çok düşük olduğunu anlamadan, elinize olası yan etkilerle ilgili bir liste verildiğinde kaygılanabilirsiniz. Ne var ki, bazı kanser tedavileri diğerlerinden çok daha güçlüdür ve zarara yol açma olasılıkları daha yüksektir. Bu nedenle bazı hastalarda doktorlarının yardım ve önerileriyle, tedavinin görece yarar ve risklerinin (risk:yarar oranı) tartışılması iyi olur.
Kanser tedavilerinin büyük bölümünde bu oran hasta lehinedir; yine de belli koşullarda yarardan çok zarar verme olasılığı daha yüksek olan bazı tedaviler bulunduğu da kuşkusuzdur. Herhangi bir tedavi için evet demeden önce, olası risk ve yararlar . konusunda olabildiğince gerçekçi bilgiler edinmiş olmanız büyük önem taşır.
Kanser Önlenebilirmi?
Kanseri Önlemenin Çareleri Var Mıdır?
En iyi metot yılda bir veya iki defa genel sağlık kontrolü yaptırılmasıdır.Bu muayeneler arasında meydana gelebilecek olağandışı herhangi bir belirti için de,vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun.Vücudun herhangi bir açıklığından beklenmedik bir kanamanın olması muhakkak surette bir kanser belirtisi değilse bile,doktora görünmeyi gerektirir.
Neden kanser oluruz?
Kanser Neden Meydana Gelir ?
Kanser bir değil.Birçok sebebi olan bir hastalıktır.Bazı kanserlerin;örneğin petrol ürünleri elleri muhafazasız çalışan işçilerin ellerindeki deride gelişen deri kanserinin nedeni gayet iyi bilinmektedir.Başka kanserlerin,yine tütün gibi kronik tahriş maddelerinden ileri geldiği zannedilmektedir.Bazı kanserlerin de,doğuşta mevcut olan ilkel hücrelerden geliştiği tahmin edilmektedir.Bunlar,sonraki yıllarda birbirine,uyarım ve tahrikle azıtırlar.Günümüzde birçok araştırmacı,birçok kanser türünün virüslerle ilgili olduğuna inanmaya başlamışlardır.
Çocuk nörolojisi
Çocuk nörolojisi
Bilinçli birer anne baba olarak bebeğinizi dikkatle takip etmelisiniz. Çünkü ancak böylelikle onların sağlık sorunlarına doğrudan katkıda bulunabilirsiniz. Özellikle de beyinle ilgili hastalıklar gibi endişe verici durumlarda…
Çocukluk çağı beyin ve sinir hastalıkları aslında sık görülen ama az bilgimizin olduğu hastalıklardır. Havalelerden, sara hastalığından korkulurken diğer beyin ve sinir hastalıkları gözden kaçar ve tedavisi gecikir.
Çocuklarda nöroloji az bilinen bir uzmanlık dalıdır. Özetle beyinle ilgili çocukluk çağı hastalıkları bu dalın konusudur. Burada özellikle havaleler, bayılmalar, gelişme gerilikleri, riskli bazı yeni doğanların izlenmesi, konuşamama, yürüyememe, dengesizlik, tikler ve kimi davranış sorunları ele alınır. Bu hastalarda altta yatan sebeplerin ortaya çıkması için ayrıntılı bir nörolojik muayene ve hikayenin değerlendirilmesi kadar çeşitli testlerin de uygulanması gerekir.
Çocuk nörolojisi erişkinlerden farklı olarak çok geniş bir hastalık yelpazesini kapsar. Bu hastalıklar ve tedavi yöntemleri ise kısaca şöyle sıralanabilir.
Havaleler sık tekrarlıyorsa
Febril konvulsion veya ateşli havale diye tabir edilen 6 ay ile 5 yaş arası çocuklarda görülen havaleler; eğer sık tekrarlıyor, uzun sürüyor, ailede başka hasta varsa ve nörolojik bozukluk bırakıyorsa çocuk nöroloğu tarafından takibe alınmalıdır. Söz konusu hastalar tetkik edilmeli ve koruyucu ilaç tedavisine başlanmalıdır. Ateşsiz olarak ortaya çıkan ve epilepsi (sara) olarak adlandırılan hastalıklı çocuklar ise; mutlaka takip altına alınmalı, belirli aralıklarla kontrol edilmeli ve uzun süreli ilaç tedavisi verilmelidir. Bu çocukların beyin tomografisi ve EEG ile takiplerinin yapılması gerekmektedir.
Doğum zor olmuş veya menenjit gibi enfeksiyon hastalıkları geçirilmişse
Doğum travması veya menenjit, ensefalit gibi enfeksiyon hastalıklarından sonra ortaya çıkan beyin hasarına bağlı kas güçsüzlükleri, beyin felci ile ortaya çıkan olgular ve spastik çocuklar dikkatle incelenmelidir. Bu çocuklar, fizik tedavi uzmanı ve çocuk nöroloğu tarafından beraberce izlemeli ve tedavileri ona göre düzenlenmelidir.
Bebeğiniz şayet erken doğmuşsa
Yoğun bakımda tedavi edilen prematüre doğan bebeklerin beyin gelişimlerinin normal gidip gitmediğinin takibi çok önemlidir. Bebeğin gelişimindeki aksaklıklar erken dönemde farkedilirse yapılacak tedavi ile sekel oranı çok aza indirilebilir. Yine doğuma bağlı beyinde sekel kalan hastalarda havale, kas güçsüzlüğü görülebilir. Bunların da sıkı bir fizyoterapist ve çocuk nöroloğu tarafından takibi gereklidir.
Konuşma ile ilgili sorunu varsa
Dört yaşına kadar belirgin konuşması olmayan, 2.5 yaşına kadar hiç kelime çıkaramayan çocuklar, beyin problemi olabileceği için, çocuk doktoru ve çocuk nöroloğu gördükten sonra ilgili diğer branşların kontrolünden geçmelidir.
Evliliğiniz eğer akraba evliliği ise
Özellikle akraba evlilikleri sonrasında daha sık görülen vücutta bazı zararlı maddelerin birikmesiyle ortaya çıkan metabolik hastalıklarda beyin harabiyeti de görülür. Hastalığın tanı ve tedavi basamaklarında çocuk nörolojisinin de önemli bir katkısı vardır.
Gebelikte bazı hastalıklar geçirilmişse
Gebelikte geçirilen kızamıkçık, toksoplazma gibi hastalıklar vücudun diğer organlarını etkileyebildiği gibi beyni de etkileyebilir. Böyle bebeklerde; havale, gözde katarakt, beyinde gelişmeme ve kireçlenme gibi bulgular saptanır. Tomografi, kan ve idrar incelemelerinin yanı sıra çocuk nöroloğunun da katkısı ile tanı konulur ve tedavi yönlendirilir.
Son olarak;
Eğer çocuğunuz zamanında oturmadıysa, yürümediyse konuşmadıysa, havale geçiriyorsa başka bir nedenle açıklanamayan zeka özrü varsa veya yukarıda bahsedilen durumlardan birisi mevcutsa mutlaka sizi uzun süreli takip edecek bir çocuk nöroloji uzmanına başvurulmalısınız.
KANSER NEDİR?
| Kanser Nedir ? | |
| Kanser tek bir hastalık değildir, pek çok değişik kanser türü vardır. Bazı kanserler yıllar boyunca hemen hiç değişmeden kalabilir ve yaşam beklentisi üzerinde etkisi olmaz. Buna karşın, tanı konulduktan kısa süre sonra ölüme yol açan bazı ender kanser türleri de vardır. Nasıl enfeksiyon terimi basit soğuk algınlığından çıbana, sıtmadan tüberküloza kadar tüm hastalıkları içeriyorsa, kötü huylu (malign, habis) hastalık terimi de hem hastalığın davranışı hem de şiddeti açısından aynı ölçüde çeşitlilik gösterir; ancak tabii ki kanser bulaşıcı değildir. | |
| Kontrol Kaybı İnsan vücudunda bir kesmeşeker büyüklüğündeki bir kütlede yaklaşık bin milyon hücre yer alır. Hücreler vücudumuzun ancak mikroskopla görülebilen küçük yapıtaşlarıdır. İnsan vücudundaki milyarlarca hücrenin mükemmel bir uyum içinde işlevlerini yerine getirmeleri ve her hücrenin doğru yerde, amacına uygun şekilde davranması gerçekten de son derece şaşırtıcıdır. Hücrelerin çoğunun yaşam süreleri sınırlıdır: yaşlılık ya da eskime ve aşınma gibi nedenlerden ötürü yitirilen hücrelerin yerine her gün milyonlarca yenisi üretilir. Var olan hücrelerin “mitoz” adı verilen bir süreç sonucunda ikiye bölünmesiyle yeni hücreler üretilir. Erişkinlerde ölen ve bölünen hücrelerin sayısı arasında normal olarak mükemmel bir denge vardır; çocuklar büyümekte olduklarından, durumları daha farklıdır. Normal olarak yitirilen hücrelerin yerine aynı sayıda hücre üretilir. Bu dengeyi kontrol eden mekanizmalar son derece karmaşıktır. Kontrolün yitirilmesi hücrelerin sayısında fazlalaşmaya ve tümör oluşumuna yol açabilir. Ne var ki, tümörlerin ancak küçük bir bölümünün kanserli oldukları da unutulmamalıdır. Tümörlerin çoğu normal ya da normale oldukça yakın, yerel hücre birikimleridir ve iyi huyludur (benign, selim). Siğiller bunun için iyi bir örnektir. Genler İlk hücrede bulunan genetik bilgiler, bu hücreden gelişecek olan insanın tüm fiziksel özelliklerini belirler. Ancak vücuttaki oluşum tamamlandıktan sonra, belirli bir hücredeki bu genetik bilgilerin çoğu artık gereksizleşir. Hücrenin tüm gereksindiği yalnızca kendi özel işlevlerini yerine getirmekte kullanacağı bilgilerdir. Diğer işlevlerle ilgili talimatlar gereksizdir. Belli hücrelerde etkin durumda bulunan önemli bilgiler hücrelerin kendi davranış ve özelliklerinin yanı sıra, bu hücrelerin oluşturduğu dokunun özelliklerini de yönetir. Kanser genleri Onkogenler yanında her hücrede ‘tümör baskılayıcı genler’ vardır ve bunların normal görevi bölünmeyi sınırlandırmaktır. Birçok kansere yol açan, tömür baskılayıcı bir genin ak-tivitesini azaltan hasardır. Genler yalnızca habis oluşumların gelişmesinde değil, kanserin daha sonraki davranışı ve tedaviye yanıtı üzerinde de kritik bir rol oynar. Örneğin bazı genler kanserlerin komşu dokuları ele geçirme ve vücudun başka bölgelerine yayılarak metastaz yapabilmeleri açısından önemli olan proteinlerin üretiminden sorumludur. Başka genler ise hücrenin kendi kendisini uyaran “büyüme faktörleri” üretmesine yol açar ya da kanser ilaçlarını etkisizleştirir. Hücrenin ölümü bile genetik kontrol altındadır. Genetik hasar hücrelerin ölmemesine de yol açabilir; bu hem kanser gelişimi hem de kanserin radyoterapiye ya da ilaçlara direnci açısından önemli bir etmen olabilir. Kanser oluşumu sürecinde, hücrenin habis bir biçimde davranmaya başlamasından önceki ve sonraki birkaç yıl boyunca, bir dizi genetik bozukluk birikir. Kanserin başlamasından sonra yeni gen mutasyonları olması, bazı kanserli hücrelerin diğerlerinden farklı davranmasına neden olabilir. Bu da, belirli bir evrede büyümenin yön değiştirmesine yol açabilir. Kanserin davranışı ve tedavinin uzun dönemdeki sonucu, sonuçta en fazla antisosyal özellik sergileyen hücrelere ve onları yok etmeyi hedefleyen tedaviye en fazla direnç gösteren hücrelere bağlıdır. Çoğalma Hızı Çoğalma hızı açısından önem taşıyan bir diğer etmen de, kanserin kendisini besleyecek yeni kan damarları oluşumunu ne ölçüde uyarabileceğidir. Yeni kan damarı oluşumunu engelleyen ilaçların geliştirilmesiyle ilgili olarak günümüzde heyecan verici araştırmalar yürütülmektedir. |
|
KANSER NEDİR?
KANSER NEDİR?
Konuyu Hazırlayan : Yük.Bio.Olcay Irmak
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser hücreleriyle (pembe), lenfositlerin (sarı) savaşı.
Kanserin Nedenleri ?
Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
Sigara alkol kullanımı,
Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
Bazı virüsler
Hava kirliliği
Radyasyona maruz kalma,
Kötü beslenme alışkanlığı
Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
İyileşmeyen yaralar
Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara…
Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler
Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz….
EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ
Meme kanseri
Akciğer kanseri
Prostat kanseri
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Rahim ağzı kanseri
KENDİ KENDİNİZİN BEKÇİSİ OLUN
Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.
1. Akciğer Kanseri;
· Uzun süre devam eden öksürük
· Öksürürken kan gelmesi
Nefes darlığı
Akciğer kanserini önlemek için sigarayı bırakın ve sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının.
2. Cilt Kanseri;
· İyileşmeyen yara
· Ben ve siğillerde şekil, renk değişikliği
· Ani oluşan ben ve siğiller
Tehlikeli saatlerde güneşlenmeyin, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
3. Meme Kanseri;
· Memede ele gelen sertlik
· Meme başında içeri doğru çekilme
· Meme başında akıntı
· Meme şeklinde ki değişiklikler
Aylık olarak kendi kendinize meme muayenesi yapın, düzenli olarak mutlaka doktora gidin.
4. Ağız Kanseri;
Düzenli muayene ile diş hekiminiz ve doktorunuz ağız kanserini saptar
5. Rahim Kanseri;
· Menopozdan sonra olan kanamalar
· Nedeni belli olmayan vaginal akıntılar
· Bir aydan fazla devam eden adet kanaması, düzensizlikler veya anormal kanamalar
· Karında şişlik
Düzenli olarak PAP smear testi yaptırın ve pelvik muayene olun.
6. Kolon Kanseri;
· Makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
· Karın ağrısı
· Karında kitle
· Kilo kaybı
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin.
7. Prostat Kanseri;
· Sık sık (özellikle geceleri) idrara kalkma
· Kesik kesik, ağrılı ve sızılı idrar yapma
· İdrar kesesini tam boşaltamama hissi
· İdrar tutmada güçlük
· İdrar akış gücünde azalma
Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır.
KANSERDE ERKEN TANI
Tedavi şansını artırır
Tedaviyi kolaylaştırır
Tedavi giderlerini azaltır
Doku ve organ kaybını önler
Sakatlık bırakmaz
HAYAT KURTARIR
Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
Kaynaklar
American Cancer Society
Cecil Textbook of Medicine
National Foundation for Cancer Research
National Cancer Institute
T.C Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı
Türkiye Kanserle Savaş Vakfı
Türkiye Kanser Derneği
Göğüs Kanseri Dayanışma Grubu
Cilt kanserleri
Cilt kanserleri
Cilt kanserleri kolayca görülme olanağı olduğu için erken teşhis edilebilir. Gerek bu durum ve gerekse de tümörün karakteri nedeniyle cilt kanserleri tedavide başarılı sonuçlar veren kanser türleri arasındadır.
Eğer cildinizde daha önceden bulunan bir ben veya benzeri kitlede değişiklik fark ederseniz veya iyileşmeden uzun süre kalan bir yara oluşursa tercihan deri hastalıkları uzmanı bir doktora basvurun.
Cilt kanserlerinin oluşumunda genetik yatkınlık (açık renk cilt, mavi göz, sarı veya kızıl saç ), kimyasal kirlilik ve röntgen ışınları etkisi de rol oynamakla beraber , yüzde 90′ından fazlası, sürekli olarak güneşin ultraviyole (UV ) ışınlarına maruz kalan bölgelerde olur.
Cilt kanserleri hücre karakterlerine göre, farklı isimler alır.
Bazal Hücreli Karsinom
Belirtileri :
Yüzde, kulakta veya boyunda inci gibi kabarıklıklar.
Göğüste veya sırtta düz, ten rengi, kahverengi lekeler.
Ağrısız bir şişlik veya düz bir yara oluşur. Bu yara veya şişlik birkaç ay sonra açık yara haline gelir, yavaş yavaş büyür ve hiç bir zaman iyileşmez.
Bazal hücreli karsinom lokal bir tümör olarak kalır. Tıbbi müdahale yapılmazsa çevre dokulara ve derindeki organlara yayılabilir.
Tedavi:
Teşhis tümörden yapılan biyopsi ile konur. Tedavi, kanserin büyüklüğü, derinliği ve bulunduğu yere bağlı olarak değişir. Kazıma, koterizasyon (elektrikle yakma), cerrahi çıkarma, radyoterapi (röntgen ışını vermek) kullanılan yöntemlerdir.
Tedavi sonrasında nüksler (tekrarlama) açısından düzenli kontrol yapılmalıdır.
Skuamöz Hücreli Karsinom
Belirtileri :
Yüzde, kulaklarda, boyunda, el veya kollarda sert kırmızı kabarık veya düz ( yassı) yara
Derinin üst tabakası olan epidermis tabakasının orta bölümünden kaynaklanır. Kötü huyludur. Lenf düğümleri, iç organlar başta olmak üzere başka yerlere atlayabilir. Tümör başlangıçta ağrısızdır. Yara haline gelip hiç iyileşemeyecek duruma girerse ağrı olabilir.
Normal bir ciltte bir yara veya yanık ya da kronik bir iltihap alanında başlayabilir. Oluşumunda güneş önemli faktördür. En büyük sıklıkla devamlı olarak güneş ışığına maruz kalan yerlerde olur. Genetik yatkınlık vardır. En çok 50 yaşından sonra başlar.
Tedavi :
Teşhis için lezyondan biyopsi yapılır. Erken tedavi edilirse iyileşme oranı yüzde 95′dir. Tekrarlamalar açısından düzenli kontrol gerekir. Güneş ışığından korunmalıdır.
Habis Melanom
En ölümcül fakat en az görülen cilt kanseridir. Yüzde 70 kadarı normal ciltte oluşur. Yüzde 30′u daha önceden mevcut bir benin aniden değişmesiyle ( renk ve büyüklük değişikliği, kaşıntı, ağrı, kanama, şişme gibi) oluşur.
Belirtileri :
İlk olarak çevredeki dokuya yayılır. Yüzeyel yayılımdan çok derinliği önemlidir.Yüzeyel safhada yakalanırsa iyileşme olasılığı fazladır.
Tedavi edilmezse cildin diğer bölgelerine, lenf düğümlerine, iç organlara atlar.
Melanomun en büyük nedeninin güneş ışığı olduğu düşünülmektedir. Açık renk cilt daha duyarlıdır.
Erken safhada derhal tedavi etmek vakaların yüzde 85′inde iyileşme sağlar.Tümör derine indikçe tedavide başarı yüzde 30 gibi oranlara düşer.
Tedavi :
Tümörün cerrahi olarak çevresindeki büyük bir cilt bölümüyle çıkarılması ve ayrıca o kısımla bağlantılı lenf düğümlerinin de çıkarılması gerekir. Diğer tedavi yöntemleri arasında kemoterapi (kanserin ilaçla tedavisi) ve immünoterapi (bağışılık tedavisi) bulunur. Tedavi sonrası düzenli takip ihmal edilmemelidir.
Kaposi Sarkomu
Kaposi sarkomu, lösemi ve lenfoma gibi diğer kanserlerle birlikte görülen habis bir durumdur. AIDS hastalarında da sık görülür. Hızlı ve yavaş gelişen türleri vardır. Hızlı gelişen türünde cildin herhangi bir yerinde kırmızı mor nodüller(kabartılar) vardır. Yavaş gelişen tipde ayak parmağı veya bacakta koyu mavi veya mor-kahverengi şişlikler görülür. Lenf düğümlerine ve iç organlara atlayabilir.
Tedavi :
Biyopsi ile teşhis konduktan sonra radyoterapi ve kemoterapi yapılır.