‘stres’ olarak Etiketlenen Yazılar


Regl dönemlerinde daha iyi hissetme formülleri

Kadınlar regl dönemlerinde genelde kendilerini kötü hissederler. Gergin ruh hali, stres, yorgunluk, halsizlik gibi faktörler kadınların bu dönem yaşantılarını kâbusa dönüştürür. Fakat birkaç ipucu ile regl dönemlerini sorunsuz atlatmak mümkün…
Ancak Clara Amram’ın yazdığı Clarita’s Way adlı kitaptaki önerilerle artık çok daha rahat ve huzurlu bir regl dönemi geçirebilirsiniz. İşte bu dönemde dikkat edilmesi gerekenler:

- Erken yatıp erken kalkmaya çalışın.

- Uyandıktan ve yüzünüz de yıkadıktan sonra dilinizi de yıkamayı unutmayın.

- Kahvaltıda bir tabak taze meyve yiyin.

- Her gün en az 5 öğün taze gıda yiyin.

- Kahve ya da koyu çayları daha az içmeye ya da içmemeye çalışın.

- Alkol miktarını sınırlandırın.

- Şiddet dolu filmler izlemeyin.

- Derin derin nefes alın.

- Gülün, gülmek stresle mücadele etmenin en iyi youdur.

- Açık havada mümkün olduğunca çok zaman geçirin.

- Adet öncesi şişkinlik yapan gıdalardan uzak durun.

- Her türlü gazlı içeceklerden uzak durmanızda fayda var.

- Günlük süt ürünleri, tuz ve maya tüketiminizi azaltın.

- Eğer migren kaynaklı baş ağrınız varsa çikolata, şarap, kahve, sert peynir, bol mayalı yiyecekler, portakal ve domates kesinlikle yemeyin.

Adet gecikmesi sorunları

Yıllık görülen adet kanaması sayısının azalmış olması yani adet döngülerinin 35 günden daha uzun sürmesi durumuna adet gecikmesi denir ve üreme çağında adet kanaması gecikmelerine sık rastlanır.

Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi kullanmayan kadında görülen adet kanaması gecikmesinin en muhtemel nedeni gebeliktir.

İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o döngüde yumurtlama olmaması ve bu nedenle rahim iç tabakasının kanamayla dökülmesinin gecikmesidir.

Düzenli adet kanaması gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni stres, mevsimsel değişiklikler, mekân değişiklikleri olabilir.

Bir kadında senede bir kez adet kanaması gecikmesi olması ileri inceleme gerektiren bir durum değildir. Ancak adet kanaması gecikmesi senede bir defadan daha sık oluyorsa, yani kadın seyrek adet kanaması görüyorsa veya uzun süreli kanama göremiyorsa hormonal tetkik yapılarak durumun açıklığa kavuşturulması ve tedavi edilmesi kadının genel sağlığı açısından çok önemlidir.

Özellikle kilolu olan, gecikmelerle birlikte tüylenme, sivilcelenme gibi belirtiler yaşayan kadınlarda polikistik over adı verilen hormonal dengesizlik söz konusu olabilir. Bu, mutlaka tedavi edilmesi gereken önemli bir durumdur.

Adet kanaması gecikmesinin veya uzun süreli kanama görememenin diğer önemli nedenleri arasında aylık veya üç aylık korunma iğneleri’nin, kola uygulanan korunma çubuklarının, ender durumlarda doğum kontrol haplarının içinde bulunan hormonların yan etkileri sayılabilir.

Evlilik sorunları şeker hastası yapıyor

Texas Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, 1187 diyabetik olmayan evli Amerikalıda yaptıkları çalışmada, evliliklerinde yoğun stres yaşadığını belirten çiftlerin 8 yıl içinde Tip 2 diyabete yakalanma olasılığının diğerlerinden 2 kat yüksek olduğunu buldular.

Stresi ölçmek için 9 maddelik bir test uygulandı. Mali sorunlar, cinsel uyumsuzluk gibi evlilik stresi faktörleri bu çalışmada incelenmedi.

Uzmanlar, stresin neden olduğu kan şekeri yükselmesinin diyabete neden olabileceğini belirtiyor. Kan şekeri yüksekliği, bilindiği gibi, diyabetin başlıca bulgusu…

Ayrıca uzmanlar, boşanmanın koruyucu olmadığını ve ayrılanlarda da hastalığın sık görülmeye devam ettiğini bildirdi.

Kent hastalıkları

Kent hastalıkları
Büyük kentler, özellikle İstanbul gibi metropoller, hem iş olanakları hem de parlak yaşam biçimiyle, bir mıknatıs gibi in anları birbirine çekiyor. Bu cazibeden etkilenmemek mümkün değil. Ama uygarlığın merkezinde yaşamanın bir de bedeli var: Kent Hastalıkları… Hasta bina sendromu, yazar krampı, İstanbul bronşiti, gürültü sağırlığı; bütün bunlar çağdaş yaşamın tıp literatürüne eklediği yeni hastalık adları.

Amerikada NBC Televizyon istasyonunun bir bölümü New Yorkda yeni döşenmiş çok lüks bir binaya taşıdığında herkes çok mutlu olmuştu. Ama bir sonra çalışanların çoğunda ortak yakınmalar başladı. Baş ağrısı, baş dönmesi, yorgunluk, nefes darlığı… Üstelik, NBC mensuplarının sanki sözleşmiş gibi hafta sonlarında bu yakınmaları kayboluyordu. Verim düşmeye, insanların yakınmaları artmaya başlayınca yöneticiler durumu ciddi biçimde araştırmaya karar verdiler. Sonuçta bunun kapalı havalandırma sistemi, kapalı pencereler ve diğer enerji tasarrufu araçlarıyla daha da belirginleşen uluslararası bir problemin en belirgin örneklerinden biri olduğu anlaşıldı ve NBCnin bu bölümü başka bir binaya taşınmak zorunda kaldı. NBCyi yerinden eden bu uluslararası problem, dev plazalarda, lüks iş merkezlerinde çalışan milyonlarca insanı pençesine almış olan hasta bina sendromuydu. Ve hasta bina sendromu çağdaş insanın yakasına yapışan kent hastalıklarından yalnızca biriydi.

Genellikle dev iş merkezlerinde, plazalarda çalışanlarda görülen hasta bina sendromunun belirtileri zaman zaman başka hastalıklarla da karıştırılabiliyor. Bu belirtileri baş ağrısı, baş dönmesi, uyuşukluk, yorgunluk hissi, gözlerde sulanma, kaşınma, kızarıklık, burun akıntısı, hapşırık, burun tıkanıklığı, boğazda yanma, boğaz kuruluğu, gıcık şeklinde öksürük, göğüste sıkışma hissi, nefes darlığı, cilt kuruluğu, ciltte kaşıntılar, burunu kanaması, koku ve tat alma bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü olarak sıralamak mümkün. Ancak bu belirtilerin tümü bir arada görülmeyebilir. Belirtilerin, kişinin çalışma ortamından uzaklaştığı tatil günlerinde tamamen ortadan kalkması, hastalığın karakteristik özelliklerinden sayılıyor. Ayrıca hasta bina sendromu tanısı konulabilmesi için hekime başvuran kişide, bu belirtilere yol açabilecek allerjik nezle, faranjit, sinüzit, astım gibi başka bir hastalığın olamaması gerekiyor.

Büyük kentlerde üst solunum yolu hastalıklarına, astıma yol açan bir başka neden de kirli hava. Uzmanlara göre açık havada 1 metreküp havadaki kükürt dioksit miktarının 150 mikrogramı geçmemesi gerekiyor. Oysa ülkemizde, özellikle büyük şehirlerde, kış aylarında hava kirliliği ölçümlerinin tehlike sınırlarının çok üstüne çıktığı oluyor. Bu kirlilik sadece solunum yollarını değil kalp hastalarını da tehdit ediyor, zehirlenmelere neden oluyor. Aslında dünyanın birçok ülkesinde çevreciler ve konuyla ilgili resmi kurumlar, sadece doğayı değil, insanoğlunun ciğerlerini de korumak için ciddi önlemler almaya çalışıyor. Fakat hava kirliliğinin önlenmesi için yılda 30 milyar dolar harcayan Amerika bile kirlilikle baş edemiyor.

Kirli hava öncelikle ciğerlerin mikrobik unsurları ve zehirleri temizleme yeteneğini zayıflatıyor ve astım tehlikesini arttırıyor, kronik bronşitlere yol açıyor. Pis hava içinde oluşan perokyacsetil nitrat gibi kimyevi maddeler gözlere zarar veriyor. Karbonmonoksit, beyin motor eşgüdümünü ve konsantrasyonunu yoruyor. Zaman zaman beyne giden oksijen miktarını azaltıyor. Hatta karbonmonoksit özellikle tünel gibi kapalı alanlarda öldürücü bile olabiliyor. Ayrıca kırmızı kan hücrelerini etkileyerek vücuda oksijen taşınmasını engelliyor. Düşük oksijen-kan düzeyleri ise anjin olasılığını arttırıyor. Özellikle egzostlardan yayılan azotoksitlerle is ve kurumun içindeki hidrokarbonlar da başta akciğer kanseri olmak üzere birçok hastalığa yol açıyor.

Binanız sizi hasta ediyorsa;

İşyerlerinde:

Duvardan duvara halı kullanımından vazgeçilmeli.

Camlar açılamıyorsa hava temizleyen aletlerden yararlanılmalı.

İşyeri sağlıklı malzemelerden inşa edilmiş olmalı.

Sürekli bilgisayarla çalışan personelin vardiya saatleri ayarlanmalı.

Evlerde:

Yatak odası güneş görmeli ve her gün birkaç saat havalandırılmalı.

Yatak odası olabildiği kadar eşyasız, halı ve kilimsiz olmalı, toz tutan eşyalar başka odalarda bulundurulmalı.

Yün yatak, kuş tüyü yastık yerine sentetik olanlar tercih edilmeli.

Yatak şiltesi plastik bir kılıfla kaplanmalı ve düzenli olarak havalandırılmalı.

Yatak çarşafı, yastık kılıfı gibi yatak takımları her hafta 70 derecenin üzerinde sıcak suyla yıkanmalı.

Çocuk oyuncakları yıkanabilen tahta veya plastikten olmalı.

Sigara içilmemeli.

Sprey şeklinde koku, deodorant, böcek ilacı gibi gereçler kullanılmamalı.

Tüp gaz yerine elektrikli ocak ve başka ısıtma araçları tercih edilmeli.

Nisbi nem yüzde 50 civarında tutulmalı.

Hava temizleyen aletlerden yararlanılmalı.

Temiz bir soluk için:

Doğalgaz kapınıza gelmediyse ya da mutlaka katı yakıt kullanmak zorundaysanız mümkün olduğu kadar temizlenmiş kömürü tercih edin.

Arabanız varsa egzostuna mutlaka filtre taktırın.

Eğer astım ya da kalp hastalığınız varsa kirli havalarda sokağa çıkmamaya özen gösterin.

Astım ve kalp hastalığı olanların dikkat etmesi gereken bir başka nokta da yaşadıkları ortamın havası. Evinizin havasını temiz tutmak için klima ya da filtre gibi gereçleri tercih edin.

Kapalı ortamlarda sigara içmeyin.

Parfüm, oda spreyi gibi gereçler kullanmayın.

Sık sık oturduğunuz yerin yakınındaki yeşil alanlarda yürüyüşlere çıkın.

Ve gelecek kuşakların temiz hava solumaları için bir ağaç dikin.

Nedir Bu Stres Yararlımı Zararlımı?

Strese girmişsin… Vücudun yüksek dereceli kortizol salgılıyor. Aman dikkat!!!…

Kortizol; hafızadaki bilinç merkezine ve konsantrasyon merkezine zarar verir, sinir hücrelerini harap eder; bunun sonucu, depresyon, hafıza kaybı, enerji azalması, uyku bozukluğu ortaya çıkar.
“Stres kavramı” günümüzde moda olmuştur. Aslında biraz strese, vücudumuzun ihtiyacı vardır. Belli oranlarda stres yaşamak, bizi hayatta daha diri tutar.

Günlük yaşamda, stresten uzak kalmak mümkün değildir. Önemli olan, bedenine ve ruhuna zarar verecek derecede, stresi yaşamamaktır. Bunun çaresi de, maruz kaldığın stresleri biriktirmemek, bedensel faaliyetlerde bulunarak, bedenini ve ruhsal durumunu sakinleştirip, stresi kontrol altına almaktır. Düzenli kültür- fizik çalışmaları, yoga, meditasyon, gevşeme egzersizleri… gibi.

Strese ayrıca, dingin müzik iyi gelir. Kapalı gözle dinlenen müzik, vücudu sakinleştirir, stresi azaltır.
Zamanla yarışmak, stresi açığa çıkartır. Görevlerin zamanında gerçekleştirilememesi, stres sebeplerinin başında gelir. Çalışma biçimini iyi planlayan biri, günlük hayatında, hobi ve dinlence faaliyetlerine zaman ayırarak, stresten uzak bir hayat sürebilir.

Strese Karşı Tempolu Spor Türleri
Tempolu spor dediğimiz spor türleri: Joging, yürümek, yüzmek, bisiklete binmek; seni stresten kurtarmak için çok uygundur. Haftada en az yarım saatlik periyotlarla, 2-3 seanslık aktiviteler planlayıp, hangi spor daha cazip geliyorsa, onu yapmalısın. Belirli besleyici yiyecekleri ve şifalı bitkileri de spora ek olarak alırsan, stres senden uzak kalır…
Bir de yeterli hareket için, temiz hava tedarik edebilir, güneşin D vitamini sağlayan ışınlarından faydalanabilirsen, artık “stres” sözcüğünü hayatından söküp atmış sayılırsın.

Travma Sonrasi Stres Bozukluğu

Travma ; bireyin ruhsal ve fiziksel dünyasını değişik biçimlerde sarsan her türlü olaya denir. Yaşama karşı , vücudun bütünlüğüne karşı , en sevdiklerimize ve inanç sistemimize karşı tehdit oluşturan olayların bütününe de travma denebilir. Travmalarla baş etmede geçmiş deneyimler çok önemlidir. Burada en önemli iyileştirici faktörler iyi aile ilişkileri , olumlu sosyal ve toplumsal destektir. Kişinin şahit olduğu yaralayıcı bir olayda kişide travmaya neden olabilir. Kişinin böyle bir tehliaaale karşılaşmasına gerek yoktur. Kişisel travmatik olaylar arasında trafik kazası ,taciz ,tecavüz ,aile içi şiddet ,istismar ,işkence ,ani hastalılar veya sakatlıklar ,uzun süre işsizlik ve yakın birinin kaybı gibi olaylar vardır. Doğal afetler , savaş , terör , bulaşıcı hastalıklar , ekonomik krizler de toplumsal travmalar olarak adlandırılır. Toplumsal travmalarda toplumsal desteği bulmak daha kolay olduğu için baş etmek daha kolaydır.

Stres ise organizmanın denge durumunu bozan her türlü olay veya durumdur. Her bireyde travmaya bağlı olarak farklı düzeylerde görülebilir. Hastalık bir kişide ağır bir stres durumu yaratabilirken diğer bir kişiyi çok fazla etkilemeyebilir.

Post travmatik stres bozukluğu ise ağır bir fiziksel ya da ruhsal örselenmeye karşı gelişen ve genellikle belirtileri örseleyici olaydan 3-4 hafta , birkaç ay sonra ortaya çıkan rahatsızlıktır. Teşhisi için DSM Tanı dizgesine göre bu belirtilerin en az 1 ay sürmüş olması gerekmektedir.
Bu bozukluğun toplumda ömür boyu görülme oranı % 1.35 olup ; kadınlarda %1.3 , erkekler de ise %0.5 dir.

Belirti ve Bulguları:
Bu tarz ağır olaylara maruz kalan kişilerde duygusal , düşünsel , fiziksel ve davranışsal tepkiler görülür.

Görülen Duygusal Tepkiler: Şok, endişe, üzüntü, yalnızlık, sinirli ve tetikte olma, kaygı, korku, öfke…

Düşünsel Tepkiler : Başına gelen olaya inanmama, düşüncede dağınıklık, çarpık düşünceler, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, intihar düşünceleri…

Fiziksel Tepkiler : Aşırı stresten kaynaklanan baş, göğüs ağrısı, mide bulantısı, kalpte ve boğazda sıkışma, gürültüye karşı duyarlılık, irkilme tepkileri , yorgunluk gibi

Davranışsal Tepkiler: Uyku ve yeme bozuklukları, dikkatsiz davranma, sürekli bir işle uğraşma, sosyal çevreden uzaklaşma, içe kapanma, konuşmama, alkol ve madde bağımlılığı ve kaçınma davranışları gibi

Kişi aşırı telaş , korku içindedir ve en küçük bir uyarana karşı irkilme tepkileri gösterir. Bu kişilerin ilişkilerinde ilgisizlik ve duygu azalması gözükebilir.
Duygulanımda bunaltı görülür. Huzursuzluk ve tedirginlik en sık görülen belirtilendedir. Örseleyici olaya karşı duyarlılık artmış olmakla beraber sürekli olarak akla o olay gelir fakat diğer olaylara karşı ilgisizlik görülür. Bu yüzden unutkanlıktan yakınabilirler.
Sürekli tetiktelik haline bağlı olarak kişinin uyku düzeninde bozulmalar görülebilir.

Görülen Üç Ana Duygu:
Kayıplarımıza ve çevremizdeki ölüm ve yıkıma karşı yoğun üzüntü
Bir kısmını olayın sorumlularına ve bir kısmını da kendimize yönlendirdiğimiz yoğun öfke
Bu tür krizlerin tekrarlayabileceğiniz yoğun korku.
Tedavisinde hastayı rahatlatacak, gevşetecek, korku ve endişelerini azaltacak bir terapi önerilir. Bilişsel-davranışçı teknikler en uygunudur. Bunlar arasında kaçınmalarla yüzleştirme, kişinin olayla beraber oluşan duygu ve düşüncelerini bir grup içinde anlatmayı içeren debriefing tekniği, nefes alma ve gevşeme tekniklerini sayabiliriz. Kişinin uykusunun düzenlenmesi de bunaltısını yatıştırır.

Uyku sorunu yaşıyorsanız

Uyku sorunu yaşıyorsanız önerilen 8 yiyeceği sırasıyla deneyebilirsiniz. Uyuduğunuz akşam tükettiğiniz yiyecek sizin kurtarıcınız demektir.

İşte uyku veren besinler..
Ilık süt
İnce bir dilim kepek ekmeği
Badem
Muz
Papatya çayı
Bal
Patates (fırında pişmiş)
Keten tohumu (iki kaşık keten tohumu süt veya yoğurtla tüketilebilir)

stresi yenmenin yolları

Stresle mücadele zor değil. Problem çözme yeteneğinizi geliştirerek bunu başarabilirsiniz. Bu ise öğrenilebilir bir davranış. Stresi yenmek için önemli ipuçları:

Stresle mücadele zor değil. Problem çözme yeteneğinizi geliştirerek bunu başarabilirsiniz. Bu ise öğrenilebilir bir davranış. International Hospital’dan pskiyatri uzmanı Dr. Ali Ayas, stresle mücadele de sorunu tanımlamanın, çözümün en önemli aşaması olduğunu söylüyor.

Stresle karşılaştığımızda öncelikle ne yapmamız gerekir?

Kabaca stres uyarıcılarıyla karşılaştığımızda içimizde genel bir değerlendirme yapıyoruz. Stres yaratan nedir? Biz ne yapabiliriz ve bununla baş edebilir miyiz?
Eğer baş edebileceğimize inanıyorsak vücudumuzda stres tepkileri dediğimiz bedensel belirtiler oluşmuyor. Eğer baş edemeyeceğimize inanıyorsak beynimiz bir tehlike algılıyor ve bu durumda da bedenimizde stres tepkisi oluşuyor. Bu algılamada kişisel farklılıklar çok önemli. Kişilik yapısı ve önceki deneyimler tepkimizin yönünü tayin ediyor. Genetik mirasımız, çocukluk yaşantılarımız bizim kaygı düzeyimizi belirliyor. Bazı kişilerde bu kaygı düzeyi hemen her zaman yüksek seyreder. Bu nedenle bu kişilerin stres yaratan olaylara verdiği tepki çok daha şiddetli olur.

Verdiğimiz tepki stresin büyümesini ya da küçülmesini sağlayabilir mi?

Stres yaratan faktörleri inceler ve daha baş edebilir değerlendirmeler yapabilirsek stres yanıtını azaltabiliriz. Problem çözebilme yeteneği gelişmiş kişiler stresle baş etmede daha avantajlıdırlar. Problem çözme yeteneği ise geliştirilebilir. Stresle mücadele etmek öğrenilen bir davranıştır. Çevrenizdeki insanlar karşılaştıkları olaylar karşısında daha kolay çözümler üretebiliyorlarsa siz de bu becerileri model alarak öğrenebilirsiniz. Problem çözme becerisi zaman içinde geliştirilebilir. Bunun için uygun modellerin bulunması ya da geliştirilmesi faydalıdır. Sorunu tanımlama, çözmenin en önemli aşamasıdır. Tanımlamanın önşartı da stres yaratıcısını önceden kestirmek ve hazırlıklı olmaktır.

Peki zamanı nasıl iyi kullanabiliriz?

Günlük yaşamımızın planlanması stresle baş etmemizde avantaj sağlar. Planlı olmak bizi iki şeyden korur; birincisi yapacağımız işleri kafamızda toparlayarak bizi önemli ölçüde rahatlatır, ikincisi ise yapılacak işlerden arta kalan zamanlarda bizim daha rahat dinlenmemize yardımcı olur. Çalışma ve dinlenme zamanlarını bize hatırlatması yönünden faydalıdır. Plansızlığın karşıtı, acelecilik, işlerin yetişmemesi durumunu da beraberinde getirir. Özellikle zaman baskısının daha çok hissedildiği bankacılık ve medya çalışanları için planlama hayati önem taşır. Planlama bizi belirsizlikten koruyarak amaçlarımızı gerçekleştirmemize yardımcı olur.

Güne başlamadan önce o günü nasıl geçireceğinize dair plan yapın. Bu planda gevşeme molaları, sadece kendinize ayırdığınız saatler, düzenli ve sakin öğünler, yapacağınız işler yer alsın. Böylece günlük belirsizliğinizden sıyrılıp daha sakin, daha az kaygılı ve daha huzurlu, neşeli bir gün geçirdiğinizi göreceksiniz. Ayrıca şiddet içeren haberlerden ya da filmlerden uzak durmak gereksiz gerginlikleri azaltır.

Stresi kendi kendimize nasıl yenebiliriz? Bu mümkün mü?

Her insan günlük stres nedenleriyle baş etmeye çalışır. Ancak stresle baş edebilme kapasitesi kişiden kişiye değişir.
Bazıları için çok yoğun stres yaratan bir faktör bazı kişiler için üstesinden gelinmesi kolay sorunlar olabilir. Zamanı iyi planlamak, uyku ve beslenmemize özen göstermek, spor yapmak stresle baş etmede işimizi kolaylaştıracaktır.

Uzmanlar stresi nasıl tedavi eder?

Başvurulan uzman stresi tedavi etmez. Çünkü sizin üzerinizde stres yaratan olay güncel bir olaydır. Geçici ya da süreğen sorunlar olabilir. Evlilik, iş sorunları, duygusal sorunlar ya da maddi sorunlar olabilir. Uzman sizin bedeninizin strese verdiği yoğun tepkiyi azaltmak için bazen ilaç tedavisinden yararlanabilir. Diğer taraftan olayları algılama ve yorumlama konusunda size yardımcı olarak sizin bu streslerlerle daha kolay baş etmenize yardımcı olmaya çalışır. Ruhsal gücümüzün karşılaştığımız olayları bir hazmetme süreci vardır. Eğer stres yaratan bir olay bu gücü aşıyorsa iki olasılık ortaya çıkar. Travma çok ağırdır. Deprem, ölüm vb. ya da travma ağır olmamasına rağmen ruhsal baş etme gücümüz zayıftır. Ağır travmalarda kişinin baş etme yöntemleri desteklenirken, diğer durumda kişinin ruhsal iç güçleri (gizli güçleri ) harekete geçirilip, bunları kullanması öğretilir. Kişi, bedeninin strese verdiği tepkiyi tanımalıdır.

Tedavide psikoterapinin yeri var mı?

Psikoterapide stresle baş etmede kişilik özellikleri, sorun çözme beceriniz, olayları kontrol algınız ve olaylarla ilgili yapmış olsduğunuz atıflarınız değerlendirilir. Bu değerlendirme sonrasında gelişim açısından seçenekler oluşturulur. Amaç kişinin problemini çözmek değil, o problemle baş edebilecek beceriye sahip olmaya çalışmasını sağlamaktır. Ayrıca stresli uyaranlara karşı otomatik yanıtların yanlışlığı kişiyle tartışılır ve bunlar olumlu, aynı zamanda da uyumlu yanıtlarla değiştirilir.

Gevşemek için neler öneriyorsunuz?

Uzun süre strese maruz kalan kişinin bedeni gergin hale gelir. Yani vücut ve beyin sürekli alarm durumundadır. Bu durumda bedende bazı sorunlar, kas ve eklem ağrıları baş gösterir. Stres reaksiyonunda artan adrenalini azaltmak için, vücudu gevşetme egzersizleri faydalıdır. Gevşeme halinde vücut daha az enerji harcar ve dinlenme pozisyonuna gelir. Bu amaçla gevşeme egzersizleri stres yönetiminde yaygın kullanılıyor. Stresten kaçmak mümkün değildir. Stres modern çağın bir gerçeğidir, kaçmak yerine çözüm yolları aramak faydalıdır.
Egzersizleri önerildiği şekilde her gün uygulayın. Daima gevşek bir pozisyonda oturmaya, yürümeye, konuşmaya iş yapmaya gayret edin. Siz gevşedikçe yaptığınız işte daha başarılı olduğunuzu, daha az hata yaptığınızı ve daha az yorularak daha az efor sarf ettiğinizi göreceksiniz. Kendinize her gün ara ara gevşeme molaları vermeyi adet haline getirin, vücudunuzu kontrol ederek mümkün olduğu kadar gevşetin.

Gülün, acılarınızı paylaşın, doğaya yakın olun…
# Stres kaynaklarınızı tanıyın: Neler sizde stres yaratıyor? Bunlar hakkındaki düşünceleriniz neler? İçinde bulunduğunuz durumu abartıyor musunuz?
# Duygularınıza kulak verin: Beyniniz, yani siz, strese nasıl karşılık veriyorsunuz? Kendinizde baskın olarak fark ettiğiniz duygu, sinirlenme ve yorgunluk mu? Bu duygular neler düşündürüyor? Duygularınız ve düşünceleriniz sizi yüceltir de yıkar da. İstediğiniz sonucu almak için onları besleyin, güçlendirin.
# Fizyolojik tepkilerinizi anlayın ve düzenleyin: Stres karşısında yapılması gereken, fizyolojik tepkileri normale çevirmeye çalışmaktır. Bedeninize rağmen yaşayamazsınız. Bedenin sağlıklı faaliyet düzenini koruyun. Yavaş ve derin nefes alarak nefesinizi ve kalp atışlarınızı normale döndürün. Rahatlama teknikleriyle kaslarınızı gevşetin. Fizik egzersiz yaparak stresin salınımına sebep olduğu glikoz ve lipidleri (şeker ve yağları) yakın. Çeşitli besinleri dengeli yiyin, hızlı kilo alıp vermeyin. Yeterli ve düzenli uyuyun.
# Gülün: Gülmek vücudun doğal ‘mutluluk hapı’ olan endorfinin salgılanmasına neden oluyor. Yani mutluyken güldüğünüz gibi, güldüğünüzde de mutlu olursunuz. Gülmek tedavi eder: Stresin ülser, yüksek tansiyon, baş ağrısı gibi hastalıkları tetiklediği bilindiği gibi, gülmenin de sinirleri gevşettiği, sindirim sistemini çalıştırdığı, kan dolaşımını kolaylaştırdığı da bilimsel olarak ortaya konulmuştur. Kahkahalarla gülmek, vücudun üst kısmındaki tüm kasların, sinirlerin ve organların ‘egzersiz yapmasını’ sağlar Eğer bir saat boyunca kahkahalarla gülebilseydik 500 kalori harcardık.
# Müzik dinleyin: Araştırmalar, kalp atışlarının müzikle senkronize olduğunu ve beynin elektrik ritminin müzikle değiştiğini gösteriyor.
Müzik, kortizolun salgısını yavaşlatarak stres hormonlarının düzeyini düşürüyor.
# Doğaya yakın olun: Doğayı yaşamak insanı daha sakin ve mutlu kılıyor. Hastanelerde yapılan araştırmalara göre, odalarından doğa manzarası gören hastaların iyileşme hızı, başka bir binayı gören hastaların iyileşme hızından daha yüksek. Bir akvaryumu seyretmek dahi kişinin tansiyonunun düşmesine ve rahatlamasına yol açıyor.
# İletişim kurun: İletişimin, özellikle kaygının ve acının paylaşılmasının insanları rahatlattığı araştırmalarla kanıtlanmış. Nazi kamplarında yaşamış 33 kişiyle yapılan bir araştırmada bu kişilerden yaşadıklarını her gün iki saat boyunca anlatmaları, daha önce söylemedikleri ayrıntıları dahi paylaşmaları istenmiş. 14 ay süren araştırmada , arkadaşlarına daha fazla ayrıntı verecek kadar güvenen kişilerin sağlığının diğerlerinden çok daha iyi olduğu tespit edilmiş.

Kaynak: Verimli İş Hayatının Sırrı: Stres Prof. Dr. Zuhal Baltaş

Adetten (Regl) Kesilme de kullanılan şifalı bitkiler

12-13 yaşındaki gençkızlarda rahim ve yumurtalıkların gelişmemesinden ya da rahim eğriliğinden adet yokluğu görülebilir . Genç ve orta yaşlardaki bayanlarda birden bire adet kesilmesi ruhsal sıkıntıdan (psikolojik rahatsızlıklar) kaynaklanabileceği gibi vücudun zayıf düşmedi, kansızlık, hormonların az salgılanmasın dan da kaynaklanabilir.

Şifalı bitkilerle tedavi sürecinde; bitkiler adete 3-4 gün kala içilmeye başlanmalıdır. Regl süresince de içilmeye devam edilmelidir. Toplam 7-8 gün boyunca günde 3 su bardağı içilmelidir. Tavsiye edeceğimiz bitkilerden sadece biri içilebileceği gibi bunlardan 3-4 taneside karıştırılarak içilebilir. Bu uygulamalar 3-4- ay üst üste yapılmalı daha sonra ara verilmelidir. Eğer problem giderilememişse 2 ay sonra aynı uygulama tekrarlanmalıdır. Bu arada dengeli beslenilmelidir. Şişman olan bayanlar kilo vermeye çalışmalı, unlu ve şekerli gıdalardan uzak durmalıdır. Kasıkların kuvvetlenmesini sağlayıcı jimnastik hareketler her sabah yapılmalıdır.

Hafıza zayıflığı ve unutkanlık önleyici şifalı bitkiler

Çeşitli hastalıkların yanısıra modern yaşam tarzı da unutkanlığa neden olmaktadır. Yoğun stres, zihinsel yorgunluk da unutkanlığa neden olabilmektedir. Günlük hayatta çok fazla önemsemediğimiz unutkanlıklar ilerki yaşlarda bunamaya neden olabilir. Hergün bir fincan kahve içmek, bol bol bulmaca çözmek ve stresten arınmak unutkanlığa iyi gelir ve hafızamızın güçlenmesini sağlar. Beynimizin çok dolu oluğunu hissttiğimiz dönemlerde B6, B12 , folikasit, omega 3 E ve C vitaminlerinin fazlaca tüketilmesi yararlı olacaktır.

Bir bardak kaynar suya 10-15 gr. biberiye bitkisi konur 10 dk bekletilir ve günde 3 kere içilir.
Bir bardak kaynar suya 3 gr. kekik konur. 10 dk. bekletilir, günde 3 bardak içilir.
Hergün kuru üzüm, fıstık, ceviz ve biberiye yenilir.
Öğrencilere sınav öncesi zihin açıcı şu tarifi verebiliriz: 1 adet muz, 10 gr. ceviz, 1 veya 2 yemek kaşığı bal. Muzu halkalar halinde doğrayın, üzerine cevizleri dövrek serpin, cevizlerinde üzerine balı dökün. Bu karışımı sınavdan iki gün önce yapmaya başlayın. Günde 1 veya 2 kase yapabilirsiniz.

Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12
.